<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0">
	<channel>
		<title>Referans - Türkiye&apos;nin iş gazetesi</title>
		<link>http://www.referansgazetesi.com/</link>
		<description>Referans Slogan</description>
		<pubdate>08.09.2010 13:49:22</pubdate>
		<lastbuilddate>08.09.2010 13:49:22</lastbuilddate>
		<item>
			<title><![CDATA[Yılın ilk yarısında 7.1 milyar prim üretildi, reel büyüme % 3.2 oldu]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143562</link>
			<description><![CDATA[
			Sigorta şirketleri 2010 yılının Ocak-Haziran döneminde toplam 7 milyar 161 milyon TL prim üreterek, geçen yılın aynı dönemine oranla üretimi yüzde 11.63 artırdılar. Sigortacılar 2009 yılının ilk yarısında ise 6 milyar 415 milyon TL prim üretmişlerdi. Ancak bu büyüme, Haziran ayındaki TÜFE'deki yıllık 8.37 enflasyon ile mukayese edildiğinde reel bazda yüzde 3.2'de kaldı.Bu yılın ilk yarısındaki toplam üretimin 6 milyar 55 milyonu hayat dışı sigortalardan, 1 milyar 105 milyon TL'si de hayat sigortalarından kaynaklandı. Hayat dışı branşlarda nominal büyüme yüzde 11.31, hayat sigortalarında ise nominal büyüme yüzde 13.42 oldu.Sektörün branşlar bazında performansına bakıldığında ise en yüksek büyüme sağlık sigortasında oldu. Sigorta şirketleri sağlık sigortalarında bu yılın ilk yarısında 941.2 milyon TL prim üreterek, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 23.42 büyüme gerçekleştirdiler. Yangında küçüldülerKara araçları sorumluluk sigortasında ise şirketler 2010'un ilk altı ayında 1 milyar ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>07.09.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarımda kredi faizlerini yüzde 17,5'e indirdik, FAO'nun başarı öyküleri kitabına girdik]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143550</link>
			<description><![CDATA[
			Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün yayımladığı başarı öyküleri raporuna Türkiye de girdi. Raporda, tarımsal kredi faizlerinin yüzde 59'dan yüzde 17,5'e indirildiği belirtilerek bu sayede 957 bin çiftçiye destek sağlandığı vurgulandı. Kim ne derse desin, yanlışlar yapılsa da bu yanlışlar karşısında eleştiriler olsa da tarımda kat ettiğimiz yol öyle yabana atılır cinsten değil. Açıkçası, bundan on yıl önce tarımda izlenen politika nedeniyle kendi kendimize yeten ülke konumundaydık. Böyle de olunması isteniyordu. Yıllarca, &lsquo;kendi kendimize yetelim, bize yeter' tarzı bir politika sürdürüldü. Hal böyle olunca da dünyada tarımda gelişen ülkeler arasında kendimize bir yer edinemedik.Ancak görünen o ki bu kısır döngü artık kırılmış durumda. Örnek mi? Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) yayımladığı başarı öyküleri raporu. Türkiye, ilk defa bu raporda kendine yer edindi. Nasıl mı? Anlatayım.Raporda, Türkiye'nin Batı'daki komşularına taze ve işlenmiş meyve, sert kab... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>06.09.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarım Bakanlığı, AB'nin 64 milyon euroluk şap hastalığı desteğini nasıl kullandı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143425</link>
			<description><![CDATA[
			Şap hastalığıyla mücadele için Avrupa Birliği destekli, üç yıllık 64 milyon euroluk proje kasım ayında bitecek. Bugüne kadar da hastalıkla mücadele için toplam 45 milyon euro harcama yapıldığı tahmin ediliyor. Ancak uzmanlara göre, son dönemde şap hastalığı sayısında gözle görülür bir artış yaşanıyor. 
			]]>
			</description>
			<pubDate>01.09.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Doktorlara zorunlu sigorta iki kesimi de memnun etmedi]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143292</link>
			<description><![CDATA[
			Uygulamaya giren zorunlu hekim sorumluluk sigortasından sigortacılar da doktorlar da memnun değil. Doktorlar, sağlık hizmetinin pahalılaşacağını ve hiçbir hekimin risk almayacağını belirtirken, sigortacılar ise, belirlenen primlerle tazminatın karşılanamayacağından yakınıyor. 
			]]>
			</description>
			<pubDate>27.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Faize duyarlı kesime özel ürünle, 1.200 kişiyi bireysel emekli yaptık]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143197</link>
			<description><![CDATA[
			Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Yusuf Yeşilırmak, faize duyarlı kesimin BES'e katılabilmesi için oluşturdukları fonun, kısa zamanda 1.200 kişiyi sisteme kattığını söyledi.Bir süredir emeklilik şirketleri, faize duyarlı kesimi bireysel emeklilik sistemine çekmek için uğraşıp, yeni ürünler çıkartıyorlar. Amaç, bireysel emeklilik katılımcılarının sayısını ve fon büyüklüğünü artırmak. Geçenlerde Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Yusuf Yeşilırmak, bu konuda bir açıklama gönderdi. Yeşilırmak, açıklamasında faizsiz kesime yönelik gelire endeksi senetlere ilginin yüksek olduğunu söylüyor.Faize duyarlı kesimlerin bireysel emeklilik sistemine katılabilmelerini sağlamak amacıyla 2009 yılında Vakıf Emeklilik tarafından ilk kez oluşturulan ve satışına başlanan &lsquo;Gelire Endeksli Senetler Emeklilik Planları ve Fonu'nun geniş bir kitle tarafından ciddi bir ilgi gördüğünü ifade ediyor.Yusuf Yeşilırmak, uygulamanın alt yapısını oluşturmanın ciddi zaman ve çalışma süreci aldığını belirterek, "Bu noktalara, ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>24.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlla oyunun rengini şimdiden belli edeceksin, ama o da 'evet' olacak]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143182</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=143182&amp;w=292&amp;h=142' alt='İlla oyunun rengini şimdiden belli edeceksin, ama o da evet olacak' title='İlla oyunun rengini şimdiden belli edeceksin, ama o da evet olacak' />Şu sıralar, 12 Eylül'de ne oy vereceğini şimdiden açıklayanlara her kesim farklı gözle bakıyor. Hükümete yakın olanlar evetçilere, 'İşte bizden' diyor. Karşıtlar ise hükümete yaranmakla suçluyor. Hayırcılar ise ya kötü kişiler ya da aklıselim. NOYAN DOĞAN'IN YAZISI 
			]]>
			</description>
			<pubDate>23.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sigortalılar için kimi hastanelerle işbirliğimizi bitirmekten çekinmeyiz]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143101</link>
			<description><![CDATA[
			Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Giray Velioğlu, sağlık maliyetini denge tutmak için çabaladıklarını belirterek, &lsquo;Sigortalılarımızın haklarını korumaya yönelik bu çabalarımıza karşılık bulamadığımız kurumlarla işbirliğimizi sona erdirmekten de çekinmiyoruz' diyor. "Sağlık sigortacılığında tutarlı politikalar, ahlaki, etik yaklaşımlar ve tecrübe diğer branşlara göre çok daha öne çıkıyor"&hellip; Bu sözler Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Giray Velioğlu'na ait.Giray Velioğlu'nun açıklamalarına devam etmeden önce sağlık sigortacılığı ile ilgili kısa bir bilgi vereyim. Geçen sene sigorta şirketleri, özel sağlık sigortasından 100 milyon TL'nin üzerinde zarar ettiler. Daha açık bir anlatımla, geçen yıl şirketler, bu branşta topladıkları primlerle, hasarlarını karşılayamadılar. Zararın nedeni de şirketler arasında yaşanan rekabet. Ama bu rekabet hizmette ya da hasar ödemesinde değil, tamamen primde. Yani, sigorta şirketleri, sağlık sigortalarında üretimlerini ve pazar paylarını artırmak i... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>20.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayvacık'ta 8 köy bir araya geldi, eşine ender rastlanır başarı öyküsü yazdı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143032</link>
			<description><![CDATA[
			Etlerini satamayınca organik üretim yapmaya karar veren Ayvacıklı üreticiler, önce proje geliştiriyorlar ardından da ilgili kurumlardan yardım alıyorlar. 8 köyün üreticileri projeye dahil oluyor ve sonunda organik et üretimi gerçekleştiriliyor. Geçenlerde okuyucumdan gelen e-posta üzerine küçük bir araştırma yaptım ve ilginç bir gelişmeyle karşılaştım. Sizlerle de paylaşmak istiyorum. Konunun özü, organik hayvancılık. Et fiyatlarının tartışıldığı ve hayvan ithalatının yapıldığı şu dönemde gerçekten konu ilginç ve bir o kadar da önemli.Bu ilginç gelişmenin yaşandığı yer, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi. Bilindiği üzere hayvancılık Ayvacık'ta yaygın. Yoğun olarak da boz sığır ırkına sahip bir ilçe. Gelelim konunun detayına... Biraz hik&acirc;yeleştirerek anlatacağım çünkü bana göre anlatacaklarım başarı öyküsü.Ayvacık'taki üreticiler, bir gün organik hayvancılık yapmaya karar veriyorlar. Tabii tek başlarına değil. İl Tarım Müdürlüğü'nü ve İlçe Tarım Müdürlüğü'nü de işin içine katıyorlar. So... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>18.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Konutların yüzde 25'i depreme karşı sigortalandı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142999</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142999&amp;w=292&amp;h=142' alt='Konutların yüzde 25i depreme karşı sigortalandı' title='Konutların yüzde 25i depreme karşı sigortalandı' />1999'daki büyük depremden bir yıl sonra zorunlu deprem sigortası uygulamaya girdi. Deprem öncesinde 500 bin konutun sigortası 
			]]>
			</description>
			<pubDate>17.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Olası İstanbul depremi üzerine iki farklı senaryo]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142980</link>
			<description><![CDATA[
			Hani meşhur bir laf vardır. Deprem değil, bina öldürür. Maalesef 1999 depreminde yaşadığımız da budur, bundan sonra olası bir depremde yaşayacağımız da. Yarın, 17 Ağustos depreminin 11. yıldönümü. Dile kolay, o büyük depremin üzerinden tamı tamına 11 yıl geçmiş. Eminim bugün ve yarın, gerek yazılı gerekse de görsel medyada bu konu hakkında birçok şey yazılıp çizilecek. 11 yıl içinde yapılanlar anlatılacak. Deprem gerçeği ile yaşamaktan dem vurulacak. 1999'daki depremdeki kayıplar hatırlatılacak. Ben ise farklı bir konuya değinmek istiyorum. Gelin birlikte, bundan sonraki olası depremler üzerine felaket senaryoları kuralım. Şaka yapmıyorum&hellip; Bu senaryoları da öyle hayali kurmayalım. Konunun uzmanlarının ağzından verelim. İki-üç ay öncesine kadar görüştüğüm, sohbet ettiğim uzmanlardan&hellip;Birinci senaryo: Büyük bir depremde nüfusun binde 3'ünün hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. İstanbul'da 10 milyon kişinin yaşadığı varsayımıyla, 30 bin civarında can kaybı olacağı bekleniyor... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>16.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kişi başına düşen prim 89 $, üretimin çoğunluğu oto sigortasından geliyor]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142888</link>
			<description><![CDATA[
			Kişi başına düşen GSMH'nin artmasıyla birlikte prim üretiminin de artacağını belirten Zurich Sigorta Genel Müdürü Ertuğrul Bul, "Avrupa'da kişi başına 750 dolar prim üretimi düşüyor. Türkiye'de ise bu oran 89 dolar ve üretimin de çoğunluğunu motor branşları oluşturuyor" diyor. Yıllardır duyduğum konuların başında Türkiye'de sigorta sektöründe bireysel sigortaların azlığı gelir. Aslında, bireysel sigorta ile kasıt, ağırlıklı olarak da konut sigortasıdır. Gerçekten de Türkiye'de sigortalanabilecek konut sayısı 13 milyon iken bunun sadece 2 milyonu sigortalı. Yani, konutların sadece yüzde 15'i sigorta yaptırıyor. Avrupa ülkelerinde ise bu oran, yüzde 65'ler seviyesinde.Diyeceksiniz ki, bunun nedeni nedir? Konuya Zurich Sigorta Genel Müdürü Ertuğrul Bul, farklı bir yaklaşım getiriyor ve "Bu rakamlar aslında potansiyelin, özellikle bireysel sigortalar alanındaki potansiyelin önemli bir göstergesi" diyor. 240 TL'ye konut sigortasıErtuğrul Bul, konut sigortası ile otomobil sigortasını da muka... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>13.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Celal Bayar, 75 yıl önce Ulusal Fındık Kongresi'nde ne söylemişti]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142757</link>
			<description><![CDATA[
			75 yıl önce dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar, 1. Ulusal Fındık Kongresi'nin açılış konuşmasında fındık konusundaki sorunlara çok sert bir dille değiniyor. O sorunlar bugün de aynen devam ediyor.Diyeceksiniz ki, yazının bu başlığı da nereden çıktı? 75 yıl öncesini neden şimdiye taşıyorsun? Anlatacağım, ama 75 yıl önce Celal Bayar'ın fındık hakkındaki söylemini hatırlayalım.Yıl, 1935... Tarih, 12 Ekim... Dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar, 1. Ulusal Fındık Kongresi'nin açılış konuşmasını yapıyor. Özetle, aynen şu noktalara değiniyor:"Fındık, memleketimizin ihraç maddeleri arasında mühim bir yeri olan ulusal bir mahsuldür. Bu itibarla ta istihsalinden başlayarak, müstehlik eline geçinceye kadar geçirdiği safhaları incelemek için sizleri buraya davet ettim. Takip ettiğimiz ticaret anlaşması politikası mallarımızın satışını kolaylaştırmış ve bazı memleketlerde imk&acirc;n verdiği karşılıklı mübadele inkişafı, mallarımıza talep nispetlerini arttırmıştır. Biz prensip itibariyle, Türkiye ihr... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>09.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sigortacılar, kaskodaki 500 milyon TL'lik zararı yarı yarıya azalttılar]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142667</link>
			<description><![CDATA[
			Sigorta şirketleri, primleri artırıp hasarı azaltarak 2009'un ilk beş aylık döneminde kasko sigortasındaki 500 milyon TL'lik zararı, bu yılın aynı döneminde 225 milyon TL'ye düşürmeyi başardılar. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin bu yılın ocak-mayıs dönemine ait açıkladığı sigorta sektörü verilerini kasko sigortası açısından inceledim. Geçen yılın aynı dönemiyle de mukayese ettim. Sonuçlar ilginç.Önce, sigorta sektöründen olmayan okuyucularım için kısa bir bilgi vereyim. Özellikle kasko sigortası, sigortacılara göre diğer branşlardan çok farklıdır. Zorunlu olmayıp da en çok poliçenin satıldığı, haliyle de en çok primin üretildiği bir branştır. Bilinirliği fazladır. Ancak kasko sigortasının bir özelliği daha vardır. O da en çok zarar edilen sigorta branşı olmasıdır. Hem de bu zarar yıllardır sürer gider. Zararın temelinde ise rekabet yatar. Yani, sigorta şirketleri daha çok kasko sigortası satıp üretimlerini artırmak ve pazar paylarını büyütmek ya da pazar payı kaybetm... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>06.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sigortada rekabet primleri eritti]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142629</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142629&amp;w=292&amp;h=142' alt='Sigortada rekabet primleri eritti' title='Sigortada rekabet primleri eritti' />Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, sigorta primlerinin bugünkü değerinin sektör tarihindeki en düşük değer olduğunu söyledi. Sigorta sektöründe yaşanan rekabetin sigorta şirketlerini fiyat açısından olumsuz etkilediğini söyleyen Su, çok düşük rakamlara, çok geniş teminatlar sunulduğunu ifade etti. 
			]]>
			</description>
			<pubDate>05.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fındık Tanıtım Grubu'ndan açıklama var: Bize hesap soracaklarına işin ucundan tutsunlar]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142519</link>
			<description><![CDATA[
			Fındık Tanıtım Grubu Üyesi Ali Haydar Gören, önyargılı biçimde fındık fiyatını aşağı çekmek için rekolteyi yüksek göstermekle suçlandıklarını belirterek &lsquo;Görevini, yerlerine yapmaya çalışmakta olduklarımız bize hesap sormaya yelteneceklerine işin ucundan tutsunlar' diyor. Fındık konusuna kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatırlayacaksınız geçen hafta, &lsquo;Ne karanfil ne lale ekebildik, fındıkta sorunları ikiye katladık' başlıklı yazımda fındıktaki sorunlara değinmiştim. Aynı yazımda, fındık üreticisinden gelen yorum ve şik&acirc;yetlere yer vermiştim. Şik&acirc;yetlerin odak noktasında ise Fındık Tanıtım Grubu (FTG) vardı. Üreticiler, aynen şunları söylüyordu: "Fındık Tanıtım Grubu, fındığı tanıtmak mı istiyor yoksa arz-talep dengesiyle oynayarak fındığın Türkiye'deki simsarlarına çanak mı tutmak istiyor? Fındık Tanıtım Grubu, rekolte açıklıyor. 800 bin ton rekolteden söz ediyor. Türkiye'de hiçbir dönem 800 bin ton fındık üretimi olmadı. Bunun bir amacı var. Fındık fazla göste... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>02.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sigorta denince tüketicinin aklına ilk olarak kasko geliyor]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142454</link>
			<description><![CDATA[
			Liberty Sigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, depremi derinden hissetmiş ve trafik kazalarının çok yoğun yaşandığı bir ülke vatandaşı olarak, Türk insanının oto sigortaları ve zorunlu deprem sigortası konusunda daha bilgili olduğunu söylüyor.&lsquo;Türkiye'de en çok bilinen ve yaptırılan sigorta hangisidir?' diye sorsam, eminim çoğunluk, otomobil sigortaları olduğunu söyler. Gerçekten de gerek kasko, gerekse de trafik sigortasının hem bilinilirliği hem de yaptırılma oranı diğer sigortalara oranla bir hayli fazla. Mesela, Türkiye'de 13 milyon konut var ama bunların sadece yüzde 10'a yakını sigortalı. Oysa, trafikteki araçların yüzde 75'e yakını sigortalı. Görüleceği gibi aradaki fark çok açık.Liberty Sigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, bilinilirlik oranı yüksek bir branşa daha dikkat çekiyor&hellip; O da, zorunlu deprem sigortası. Yergin, konutların yüzde 27'sinin deprem sigortasını yaptırdığını söylüyor ve "Zorunlu deprem sigortasının penetrasyonuna bakacak olursak yüzde 27 gibi nispeten d... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>30.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çiftlikten sofraya, ahırdan çatala gıda güvenliğini sağlayabilecek miyiz]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142371</link>
			<description><![CDATA[
			Avrupa Birliği ile müzakerede en kritik konu olan gıda güvenliği başlığı açıldı. Maalesef AB ve gıda güvenliği deyince toplumun aklına ilk önce kokoreç geliyor ama gerçekten de işin şakası olmadığı gibi kokoreçle de alakası yok. Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerde, AB müktesebatının belki de en kapsamlı ve en karmaşık başlığı, &lsquo;Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı' açıldı. Bu başlığın bir özelliği daha var ki, o da günlük hayatı yakından ilgilendirmesi. Daha açık bir anlatımla bugüne kadarki açılan başlıklar günlük hayatı çok da yakından ilgilendiren konular değildi. Ama işin içine gıda güvenliği girdi mi, iş değişiyor.Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: AB gıda mevzuatının temelinde, insan hayatı ve sağlığının yüksek düzeyde korunması yatıyor. AB ve gıda güvenliği deyince toplumun aklına ilk başta kokoreç geliyor ama gerçekten de işin şakası yok. Hatta bu konuda ilginç bir de slogan var. "Çiftlikten sofraya, ahırdan çatala gıda güvenliği" deniyor. Peki, uyum sürecin... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>28.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[238 sigortalı şikâyetini 42 gün gibi rekor sürede sonuçlandırdık]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142319</link>
			<description><![CDATA[
			Sigorta Tahkim Komisyonu Müdürü Metin Karacan, komisyonunun bir yılını değerlendirdi. Karacan, toplam 703 başvuru yapıldığını ve bunun 238 adedinin sigorta hakemleri tarafından 42 günde çözüme kavuşturulduğunu söyledi. Sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için kurulan Sigorta Tahkim Komisyonu, kuruluşunun ilk yılını doldurdu. Hiç tartışmasız, bana göre Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kuruluşu, sigortacılıkta atılan önemli adımlardan biridir. Daha açık şöyle söyleyeyim: Bugüne kadar sigortaya yönelik uyuşmazlıkların, mahkemelerce en az iki yıl gibi bir sürede çözüme kavuşturulduğunu düşündüğünüzde hem bu nedenle hem de mahkeme, avukat gibi masraflar yüzünden şirketi ile uyuşmazlığa düşen birçok kişinin hukuk yolunu tercih etmediğini ve bu kişilerin sürekli olarak da sigortacılığın kötü tanıtımını yaptığını hesaba kattığınızda; Sigorta Tahkim Komisyonu'nun neden bu kadar önemli olduğu daha net anlaşılır.Geçenlerde Sigorta Tahkim Komisyonu Müdürü Metin Karacan'la k... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>27.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ne karanfil ne lale ekebildik, fındıkta sorunları ikiye katladık]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142297</link>
			<description><![CDATA[
			Geçen yıl hükümetin uygulamaya koyduğu, fındık ağaçları sökülüp, yerine karanfil, lale gibi kesme çiçek üretileceği yönündeki politika tutmadı. Fındık ekimi devam etti ve ettikçe de sorunlar arttı.Fındık piyasası yeniden karıştı. Yeniden diyorum, çünkü her sene bu dönemlerde fındıkta yoğun tartışma yaşanır. Rekolte ayrı tartışma konusudur, fiyat ayrı tartışma konusu.Şimdi size kısa bir kronoloji çıkaracağım. Fındık kronolojisi. Ve 2006 yılından başlayacağım. Neden, 2006 yılı derseniz&hellip; Çünkü, o tarihten itibaren fındıkta ciddi bir politika değişimi başladı.2006 yılında, Fiskobirlik, üreticiden aldığı fındığın parasını ödeyemedi, ciddi kredi sıkıntısına girdi. Sonunda hükümet, aldığı kararla Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) fındık alım yetkisi verdi. Böylece, fındık piyasasının baş aktörü TMO oldu. 162 bin 500 tonla tarihin de en yüksek alımlarından birini yaptı. Fiyat piyasada oluşacakAmaç, fındık pazarını bir anlamda düzenlemekti. Ama beklenen olmadı ve işler iyiden iyiye karışt... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>26.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hani derler ya 'şehir efsanesi' diye işte, aynen öyle]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142227</link>
			<description><![CDATA[
			Kabul etmek lazım, sigorta sektörünün kamuoyu nezdinde ciddi bir imaj sorunu var. Kimi kesimlerin sigortacılara bakış açısı aynen şöyledir: "Prim almaya gelince kapıda yatarlar ama hasar ödeneceği zaman kaçacak yer ararlar." Kimi kesimler ise sigorta şirketlerini hiç hasar ödememekle suçlarlar ki, bu kesimin arasında üst düzey kamu yönetiminden kişiler de vardır.Hatırlayın; daha geçen sene İstanbul'da yaşanan sel felaketinde kimi bakanlar bile halkın karşısına geçip, açık açık, "Bu sigorta şirketleri hasar ödemezler, hiç ödediklerini görmedik" şeklinde açıklamalar bile yaptılar.Peki, gerçekten böyle mi? Yani, sigortacılar, poliçeleri satıp, prim toplarken vatandaşın peşinde koşarlar da iş hasar ödemeye gelince kaçacak delik mi ararlar?Yıllardır savunduğum bir tez vardır. Bir kere daha tekrarlayayım. Kimse alınmasın, gücenmesin. Maalesef, bu ülkede vatandaş, sigorta şirketlerine, sigorta şirketleri de sigortalıya şüpheyle yaklaşır. Vatandaş, şüpheyle yaklaşır; çünkü ya duymuştur ya da b... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>23.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rss>