<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0">
	<channel>
		<title>Referans - Türkiye&apos;nin iş gazetesi</title>
		<link>http://www.referansgazetesi.com/</link>
		<description>Referans Slogan</description>
		<pubdate>09.09.2010 14:08:34</pubdate>
		<lastbuilddate>09.09.2010 14:08:34</lastbuilddate>
		<item>
			<title><![CDATA[Kriz futbolu da vurdu, transferde kemerler sıkıldı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143651</link>
			<description><![CDATA[
			Sonunda ekonomik kriz futbolu da vurdu. Eylülün ilk günlerinde biten yaz transfer döneminde, Avrupa'nın 5 büyük ligi, bir yıl öncesine göre 600 milyon euro daha az harcadı. Kemerleri en çok İspanya sıktı. Matadorları İtalyanlar ve İngilizler izledi. Geçen yıl oyuncu alışverişinde 100 milyon euro barajını geçen 3 kulüp varken; bu sayı, bu yıl sadece bir. İlk 5'tekilerde (1) geçen yıla oranla harcamasını artıran tek kulüp olan Manchester City, 2009'daki 135 milyon euroluk toplamını 2010'da 166 milyon euroya çıkardı. En pahalı futbolcu unvanını ise İspanyol David Villa kaptı. En bonkörü yine M.CityYaz transfer döneminin en hovarda kulübü M.City, sadece 4 futbolcu Silva, Tour&eacute;, Milner ve Balotelli için 130 milyon euro bonservis bedeli ödedi. Kulübün sahibi Şeyh Mansur, 2008'de aldığı M.City için hiçbir fedak&acirc;rlıktan kaçınmıyor. Ada futbolunun yeni Abramoviç'i Mansur'un, son 2 yılda oyuncu alımı için cebinden çıkan miktar tam 300 milyon euro. Ne var ki Abu Dabili şeyhin bonkörl... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>09.09.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[4 galibiyet Türkiye'yi olimpiyatlara götürür]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143515</link>
			<description><![CDATA[
			Dünya Şampiyonası'nın ilk haftası dikkat çekici sürpriz sonuçlara sahne oldu. Favori İspanya 2 kere yenildi. Sırbistan engelini geçemeyen Arjantin, grup liderliğini rakibine kaptırdı. Matadorları deviren Fransa, Yeni Zelanda'ya mağlup oldu. Angola'ya takılan Almanya ve Fildişi'ne boyun eğen Porto Riko gruplardan çıkamadı. 5'te 5 yaparak adını son 16'ya yazdıran &lsquo;12 Dev Adam' ise ilk 7 günü ABD ve Litvanya gibi namağlup geçti. Grup maçlarını ortalama 26.5 sayı farkla kazanmamızın 3 temel nedeni var. Birincisi Ersan, diğeri takım savunması, sonuncusu ise seyirci. Bu 3 etken Türkiye'nin İstanbul'daki maçlarına da yansıyacak mı? İlk rakip Fransa. Daha sonra ise muhtemelen Slovenya (*) ile oynayacağız. Eğer galibiyet serimiz devam ederse yarı finalde büyük bir ihtimalle son şampiyon sıfatlı İspanya (*) ile kozlarımızı paylaşacağız. Alkışlar Ersan içinAnkara'daki maçlarda iki ciddi rakibimiz vardı. Bir tanesi Rusya diğeri Yunanistan. 12 Dev Adam bu iki 40 dakikayı da kazanmasını bildi... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>04.09.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ENDİŞELİYİZ AMA UMUTLUYUZ]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143319</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=143319&amp;w=292&amp;h=142' alt='ENDİŞELİYİZ AMA UMUTLUYUZ' title='ENDİŞELİYİZ AMA UMUTLUYUZ' />Hazırlık döneminde iyi sinyaller vermeyen ve 9 maçın 5'ini kaybeden 12 Dev Adam, 16. Dünya Şampiyonası için sahne alıyor. Benzer tablo 2001 Avrupa Şampiyonası öncesi için de geçerliydi. Ama evimizdeki organizasyonda, mucizevi bir şekilde final oynama başarısı gösterip şampiyonluğu Sırplara kaptırmıştık. 
			]]>
			</description>
			<pubDate>28.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fransa'daki kriz Süper Lig'e yaradı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=143147</link>
			<description><![CDATA[
			Bu transfer döneminde Türk takımları, Fransa Ligi'nden tam 6 futbolcu transfer ettiler. Bunlardan 2 tanesi (Proment ve Leko) ülkemize bedelsiz gelirken, diğer 4 isim (Niang, Vittek, Pino ve Dia) için 18 milyon euro bonservis bedeli ödendi. Yeni sezon için Türkiye'yi seçenler arasında, geçen yıl Fransa Ligi'nin gol kralı Senegalli Mamadou Niang da bulunuyor. Belirtmekte fayda var; Avrupa futbolunun 5 büyük liginden bir tanesi olan Fransa Ligi'nden, ilk defa Türkiye Ligi'ne bu kadar çok sayıda futbolcu geliyor. Bu merak uyandıran tablonun ortaya çıkmasında, Fransa'daki kulüplerin borçlarının artması, ekonomik kriz ve gelirlerin çeşitlendirilememesi gibi nedenler var. Gelir farkına rağmen Fransa'da ligin yayın hakları için ödenen yıllık bedel 668 milyon euro. Bu miktar, Türkiye Ligi için 300 milyon euro civarında. Arada Fransa lehine 2 misli bir fark var. Bu gelir avantajına rağmen Fransızlar, 2009/10 sezonunun gol kralını ellerinde tutamadılar. F.Bahçe, Marsilya'ya 8 milyon euro ödeyip S... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>21.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayağa kaldırmayan <br> 12 Dev Adam]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142942</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142942&amp;w=292&amp;h=142' alt='Ayağa kaldırmayan <br> 12 Dev Adam' title='Ayağa kaldırmayan <br> 12 Dev Adam' />Dünya Basketbol Şampiyonası'nın başlamasına tam 2 hafta kaldı. Ne var ki ortada hiçbir heyecan, hareketlilik yok. Çünkü medya bu organizasyona gereken önemi pek vermiyor. Bu gerçeği Federasyon Başkanı Turgay Demirel de kabul edip, söz konusu ilgisizliği sansasyon eksikliğine bağlıyor. Aslında sansasyon eksikliğinden çok, son yıllarda alınan başarısız sonuçlar daha önemli bir neden olsa gerek! Bir de basketbolu yönetenlerin tutumu söz konusu. Hiçbir eleştiriyi kabullenmeyen Demirel ve arkadaşları, bu davranışlarıyla zaten sayıca az olan basketbol yazarlarını bu spor dalından kopardılar. Kalanlar da halkla ilişkiler türünden haberler yapıyor. Halbuki sorgulanması gereken son derece ciddi sorunlar var. Yeni oyuncu yetişmiyorSon 10 yılda Türkiye'nin uluslararası organizasyonlardaki tek büyük başarısı, ülke toprakları üzerinde düzenlenen 2001'deki Avrupa Şampiyonası'nda kazanılan ikincilik. Bunun dışında 12 Dev Adam'ın altı çizilerek gösterilecek başka bir başarısı yok. Bu süreçte yaşanan h... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>14.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Championships İstanbul Cup'ın sonu olabilir]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142705</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142705&amp;w=292&amp;h=142' alt='Championships İstanbul Cupın sonu olabilir' title='Championships İstanbul Cupın sonu olabilir' />Bu yıl 6. kez düzenlenen İstanbul Cup'ı, önümüzdeki 3 yıl boyunca unutmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu süre zarfında İstanbul, Championships'e ev sahipliği yapacak. Her ne kadar Championships, yıl sonu final turnuvası sıfatıyla WTA'nın en değerli ürünlerinden biri olarak ön plana çıksa da başladığından bu yana her yıl 40 yabancı raketi ağırlayan İstanbul Cup'ta Türk tenisinin yeni doğmuş çocuğu gibiydi. Bu noktada tartışılması gereken birden fazla soru var. Bunlardan en önemlisi, şu aşamada Türk tenisinin böyle pahalı bir organizasyona ihtiyacı olup olmadığı. Üzerinde durulması gereken bir başka nokta da Championships sonrası İstanbul Cup'ın durumunun ne olacağı. Devler İstanbul'a gelecek 2011, 2012 ve 2013 Championships İstanbul'da düzenlenecek. WTA Sıralaması'ndaki ilk 8 raketi bir araya getiren bu organizasyonun, Türkiye'de yapılacak olması elbette çok önemli. Televizyon ekranlarından büyük bir hayranlıkla izlediğimiz isimler, 1 hafta boyunca bizimle birlikte olacaklar. Bir tenisseve... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>07.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zihinsel güç, Rus raketleri bir adım öne çıkarıyor]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142546</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142546&amp;w=292&amp;h=142' alt='Zihinsel güç, Rus raketleri bir adım öne çıkarıyor' title='Zihinsel güç, Rus raketleri bir adım öne çıkarıyor' />İstanbul Cup'ta iki Rus raket arasındaki final maçı, teniste başarıya giden yolda zihinsel gücün önemini bir kez daha gösterdi. Galiba Rusları kortlarda rakiplerinden farklı kılan da bu özellik. Bu yıl 6'ncı kez düzenlenen İstanbul Cup'ın son 2 gününde oynanan 3 maç nefesleri kesti. Tenis adına müthiş görüntülerin yaşandığı yarı final ve final randevularına damgasını vuran 2 Rus raket (Pavlyuchenkova ve Vesnina), teniste zihinsel gücün maç kazanma sürecinde ne kadar önemli olduğunu, korttaki duruşlarıyla bir kere daha gözler önüne serdiler. Ortaya çıkan bu tablo, bayanlar tenisinde son yıllarda Rusların neden bu kadar çok başarılı olduğu konusunda bir fikir veriyor. Sporda başarıdan bahsedildiğinde, temel kriter kazanılan birinciliklerdir. Podyumun zirvesine ne kadar çok çıktıysan, o kadar başarılısın demektir. Ancak başarıyı gösteren başka unsurlar da söz konusu. Bunlar spor dallarına göre değişiyor. Bugünkü konumuz tenis olduğu için, bu teorik yaklaşımı tenisi kullanarak açmaya çalış... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>03.08.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bizim kızlar ne zaman kazanacak]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142466</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=142466&amp;w=292&amp;h=142' alt='Bizim kızlar ne zaman kazanacak' title='Bizim kızlar ne zaman kazanacak' />Bu yıl 6'ncısı düzenlenen İstanbul Cup'ta Türk raketler, 3'te 0 çekerek, kaybetme geleneklerini devam ettirdiler! 2010'nun ana tablosundaki 3 sporcumuz Çağla Büyükakçay, Pemra Özgen ve Başak Eraydın'dı. Geçen yıllara oranla tek değişiklik, İpek Şenoğlu'nun yerini Başak Eraydın'ın almasıydı. Kuralar çekildikten sonra bu 3'lüden Çağla, ilk turu geçme şansı en yüksek olan raketimizdi. Pemra ve Başak'ın tur şansı ise yok denilecek kadar azdı. Kızlarımızın performansı şaşırtıcı olmadı. Ukrayna asıllı İngiliz rakibiyle başa baş bir oyun ortaya koyan Çağla, kazanabileceği bir maçı tecrübesizlikten kaybederken oldukça güçlü isimlerle ilk tur maçlarını oynayan Pemra ve Başak pek bir varlık gösteremediler. Umudumuz Çağla olabilir 26 Temmuz 2010 itibariyle Çağla Büyükakçay, WTA Sıralaması'nda 196. basamakta bulunuyor. 2009'u 312. sırada bitirdiğini düşünürsek, yılın ilk 7 aylık döneminde iyi bir çıkış yaptığı söylenebilir. Şu sıralar 20 yaşındaki Garanti Koza sponsorluğundaki Adanalı raket, kariy... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>31.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Federasyonun Serena fiyaskosu]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142257</link>
			<description><![CDATA[
			Pazartesi başlayacak 6. İstanbul Cup'ın(*) 1 numaralı seri başı Serena Williams olacaktı. Ancak ABD'li raket geçirdiği talihsiz kazayı gerekçe gösterip, İstanbul dahil 3 turnuvadan çekildiğini açıkladı. Bu yılki turnuvanın 1 numaralı sorumlusu konumundaki Türkiye Tenis Federasyonu (TTF), Serena'nın durumunu şansızlık olarak nitelendirdi ve ABD'li raketin yerini dolduracak ismin arayışına girdi. Ne var ki, bu girişimler, turnuvanın başlamasına 1 hafta kala doğal olarak sonuçsuz kaldı. Serana'nın boşluğunu, son Roland Garros şampiyonu İtalyan Francesca Schiavone (WTA;8) doldurmaya çalışacak. Peki Serena'nın geçirdiği kaza TTF'lilerin ifade ettiği gibi bir şanssızlık mı yoksa bir vizyonsuzluk örneği mi? Bu süreçte akılları kurcalayan en önemli soru ise WTA'nın 1 numarasının gelmeme ihtimali göz ününde bulundurulup TTF'nin ivedilikle hayata geçireceği bir &lsquo;B' planı yok muydu? Oyuncu seçmek zordurİstanbul Cup ayarındaki tenis turnuvaları için WTA'nın ilk 10'undan isim seçmek sanıldığı... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>24.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Serena'nın korkutan performansı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142008</link>
			<description><![CDATA[
			1, 2, 3, 4, 5 derken İstanbul Cup'ın 6'ncısı düzenleniyor. Temmuz ayının son haftası başlayacak 2010 randevusuna, WTA Sıralaması'nın ilk basamağındaki ABD'li Serena Williams'ın katılacak olması, elbette organizasyon için büyük bir itibar unsuru. Bundan önceki ilk 5 randevuda, İstanbul'a gelen raketler içinde derecesi en iyi olan Maria Sharapova'ydı. Rus raket 2007 yılında ülkemize ayak bastığında WTA ikincisiydi. Serena dışında ENKA kortlarında boy gösterecek bir başka önemli isim, son Roland Garros birincisi İtalyan Francesca Schiavone. Bu iki &lsquo;grand slam' şampiyonu dışında Pavlyuchenkova (1991), Kvitova (1990), Cirstea (1990) ve Hercog (1991), Sevastova (1990) gibi gelecek vaat eden raketler de İstanbul Cup'ta Türk tenisseverlerle buluşacak. Serena'nın istikrarsızlığıVenus'ten sonra Serena da İstanbul Cup'ta raket sallayacak. Abla Williams, 2005 ve 2007 yıllarında İstanbul'daydı. Şimdi sıra, kariyerinin sonlarına yaklaşan 29 yaşındaki kardeş Williams'a geldi. Aslında Türkiye Te... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>17.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Farklı sistemlerin finali]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=141766</link>
			<description><![CDATA[
			1995 yılında yürürlüğe giren Bosman Kararları'ndan sonra, futboldaki rekabet görüntüsünün değiştiğini kabul etmek gerekiyor. Bir tarafta televizyon yayın gelirlerine bağlı olarak futbol ekonomisi güçlü &lsquo;büyük' ülkeler, diğer tarafta yine televizyon yayın gelirlerine bağlı olarak futbol ekonomisi zayıf &lsquo;küçük'(*) ülkeler. Böyle bir ayrıma rağmen, bu iki kategoride özellikle milli maçlar sırasında müthiş bir rekabet yaşanıyor. Hafta sonu İspanya-Hollanda arasında oynanacak 2010 Dünya Kupası finali, ortaya attığımız bu teoriyi fazlasıyla doğruluyor. Bu süreçte üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir takım ayrıntıların bulunduğu da bir gerçek. Hollanda=Ajax1974 ve 1978 yıllarından sonra Hollanda, 3. kez Dünya Kupası finaline çıkacak. İlk iki randevusunda Portakallar, mutlu sonu göremediler. Çünkü her iki final maçını Cruyff ve arkadaşları ev sahiplerine karşı oynadılar. 1974'te Almanya, 1978'de Arjantin, Hollandalıları şampiyonluktan eden ülkelerdi. Bu defa Benelüks'lülerin... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>10.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Muhteşem Roger Federer <br> yolun sonuna geldi]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=141527</link>
			<description><![CDATA[
			İsviçreli Roger Federer'in Wimbledon'da adını ilk defa finale yazdırıp mutlu sona ulaştığında yıl 2003'tü. O zamandan bu zamana ekselansları, All England kortlarında 6 kere daha final oynayıp, tam 5 şampiyonluk çıkardı. Bu süre zarfında İsviçreliyi bir tek İspanyol Nadal mağlup edebildi. Grand Slam rekortmeninin Wimbledon'daki bu göz kamaştıran performansını, hafta içinde çeyrek final maçında Çek Berdych sonlandırdı. 2002'de ilk turda Hırvat Ancic'e boyun eğdikten sonra Wimbledon finallerinin vazgeçilmez ismi olan Federer'i, ne yazık ki pazar günkü &lsquo;mutlu son' randevusunda izleyemeyeceğiz. Ortaya çıkan bu tabloyu gördükçe, akılları kurcalayan en önemli soru, "Federer devrinin artık sonuna gelinip gelinmediği". İstatistikler ve erkekler tenisindeki müthiş rekabet, kariyerinin son döneminde İsviçreli raketi zor ve sıkıntılı günlerin beklediğinin bir göstergesi. Düşüş Paris'te başladı Federer yaklaşık 1 ay önce Roland Garros'a (RG) çeyrek finalde veda ettiğinde, bu mağlubiyet tenis ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>03.07.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Marsel Türk tenisini kurtarır mı]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=141287</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=141287&amp;w=292&amp;h=142' alt='Marsel Türk tenisini kurtarır mı' title='Marsel Türk tenisini kurtarır mı' />Artık Grand Slam'ler Türk tenisseverler için de oldukça heyecanlı geçiyor. Çünkü kortların en prestijli turnuvalarında bizi de temsil eden biri var, üstelik de tekler kategorisinde. Bahsettiğimiz kişi Marsel İlhan. 3. Grand Slam tecrübesinde, 3. kez ilk turu geçmeyi başaran 23 yaşındaki raketimiz, hayli iddialı bir şekilde "ABD Açık'ta hedefim çeyrek final" diyerek, adeta "İleride beni bekleyen daha iyi günler var" mesajını veriyor. Marsel'in yükselen form grafiği, yıllardır pek de iyi durumda olmayan Türk tenisi için de bir şans. Büyük bir ihtimalle Marsel, ATP sıralamasındaki tırmanışını sürdürecek. Peki, bu süreçten Türk tenisi, kendisine bir fayda sağlayabilecek mi? İkinci bir Marsel İlhan çıkartılabilecek mi? Pozitif veriler varHafta içinde Marsel İlhan, All England kortlarında 2 maç oynadı. Bunlardan birini (Marcos Daniel) kazandı, diğerini (Victor Hanescu) kaybetti. Bu 2 maçta Marsel'in en önemli istatistiği, doğrudan kazandığı puanların (winners) iki rakibinden de fazlalığıydı... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>26.06.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Marsel İlhan, Wimbledon'da <br> tarih yazıyor]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=141157</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=141157&amp;w=292&amp;h=142' alt='Marsel İlhan, Wimbledonda <br> tarih yazıyor' title='Marsel İlhan, Wimbledonda <br> tarih yazıyor' />Önce ABD Açık'ta, sonra Avustralya Açık'ta raket salladı Marsel İlhan. Bu performansıyla tek erkeklerde grand slam turnuvalarında 
			]]>
			</description>
			<pubDate>23.06.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FIFA az sponsor, <br> çok para istiyor]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=141046</link>
			<description><![CDATA[
			Birçok sektör son birkaç yıldır ekonomik kriz nedeniyle sıkıntılı günler geçirirken futbol, sahiplerine kazandırmaya devam ediyor. 2007 ile 2010 yılları arasında Uluslararası Futbol Federasyonu'nun (FIFA) cirosu, % 60'lık bir artışla 2 milyar dolardan 3.2 milyar dolara (2.7 milyar euro) çıktı. 2009'daki k&acirc;rı 196 milyon dolar olan FIFA'nın, en önemli gelir kalemini yayın gelirleri oluştururken, ikinci sırada sponsorluk gelirleri yer alıyor. Gelirlerini artırma adına stratejik partnerleriyle iyi ilişkiler içindeki FIFA, son birkaç yıldır kazandığı paranın bir bölümünü ülke federasyonlarına dağıtma konusunda da oldukça bonkör davranıyor. Örneklendirirsek: G.Afrika'da şampiyon olacak ülke, federasyonuna 30 milyon dolar kazandıracak. 1'den 2 milyar dolara çıktıFIFA'nın en önemli gelir kalemini, televizyon yayınları oluşturuyor. Bu oran 23 yıl önce, 1982 Dünya Kupası'nda sadece 33.5 milyon dolarken, 1998 Fransa'da 100 milyon dolara çıktı. En dikkat çekici artış, 2002'de gerçekleşti ve ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>19.06.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Blatter'in Afrika aşkı, Nobel'i getirir mi]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=140824</link>
			<description><![CDATA[
			19. Dünya Kupası başladı. Futbolun 1 numaralı organizasyonunda en dikkat çekici unsur, ev sahibi ülkenin bu defa Afrikalı olması. Bundan önceki randevular ya bir Avrupa ya da bir Amerika ülkesinde gerçekleşirdi. Bu tekeli ilk kıran, 2002'de Asyalılar (Japonya-G.Kore) oldu. Şimdi sıra Afrika'da. Bu radikal sürecin mimarı ise FIFA'nın patronu Joseph Blatter. İsviçrelinin en büyük arzusu, başkanlığı döneminde FIFA'nın en değerli ürününü Afrika Kıtası'na taşımaktı. 2006 Dünya Kupası'nı Almanya'nın kazandığı 2000 yılındaki seçimlerde, mevcut sistemle bu arzusunu gerçekleştiremeyeceğini gördü. Bunun üzerine Blatter, son derece iyi düşünülmüş bir stratejiyle, rotasyon sistemini devreye sokup, kısa sürede amacına ulaştı. Doğrusunu söylemek gerekirse; FIFA Başkanı'nın Afrika Kıtası'na olan sempatisi, zaman içinde kendisine çok şey kazandırdı ve daha da kazandırabilir... 2006'daki hayal kırıklığı Blatter'den önce FIFA Başkanlığı'nı yürüten Brezilyalı Joao Havelange'ın en büyük üzüntüsü, görev sü... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>12.06.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eski şampiyonun gözüyle bugünkü raketler]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=140571</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=140571&amp;w=292&amp;h=142' alt='Eski şampiyonun gözüyle bugünkü raketler' title='Eski şampiyonun gözüyle bugünkü raketler' />Roland Garros (RG) oynanırken, pek çok eski şampiyon Paris'e gelerek maçları yerinden izler. Bunu fırsat bilen Fransız medyası, bir döneme damgasını vuran raketlerden geçmişle şimdiki tenisi karşılaştırmasını isterler. Bu yılki RG sırasında Fransız gazetecilerinin ricasını geri çevirmeyen isim Avusturyalı Thomas Muster oldu. 1995'in tek erkekler birincisi Muster, kendi dönemiyle bugünü masaya yatırırken, dikkat çektiği en önemli nokta, günümüz raketlerin kazanmak için daha fazla risk alması. Bu seneki maçlarda pek çok sürprizin yaşanması Avusturyalının tespitini doğruluyor. Favoriler erken elendiBaşta Federer olmak üzere Djokovic (SB: 3), Murray (SB: 4) ve Roddick (SB: 6) gibi erkekler tenisinin önde gelen isimleri, Paris maceralarını çok erken noktaladılar. ABD'li Roddick elemelerden gelen Rus Gabashvili'ye (ATP: 114) yenildi, İskoç Murray, Çek Berdych'e (SB: 15) boyun eğdi, Djokovic ise 2-0 öne geçtiği maçta Avusturyalı Melzer'e (SB: 22) takıldı. RG'da sürprizler, elbette bu 3 maçla ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>05.06.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Henin ve diğerleri]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=140364</link>
			<description><![CDATA[
			Teniste sezonun ikinci Grand Slam randevusu olan Roland Garros'ta (RG) ilk hafta geride kaldı. Yağmurun izin verdiği ölçüde oynanan ilk üç tur maçlar sonunda dikkat çekici sürprizler pek yaşanmadı. Erkeklerdeki ilk 7 günlük mücadele, Federer ve Nadal'ın rakipsiz olduğu gerçeğini gösterirken bayanlarda mutlu son için hangi raketlerin kapışacağını tahmin etmek pek kolay değil. Ön plana çıkan tek isim Justine Henin. Fransa'nın başkentinde son 7 yılda 4 kez birincilik kazanıp, daha sonra kortlardan 2 yıl ayrı kalan Belçikalı raket, ilk iki turdaki oyunuyla beşinci zaferine çok yakınmış gibi bir görüntü veriyor. Ancak son Madrid turnuvasında, RG'nin 2003, 2005, 2006 ve 2007 şampiyonunun daha ilk turda İran asıllı Fransız Rezai'ye yenilmesi, sonra aynı Rezai'nin Jankoviç ve Venus Williams'ı da devirerek sürpriz bir şekilde İspanya'nın başkentinden zaferle ayrılması, bayanlardaki mücadelenin aslında her türlü sonuca açık olduğunu ortaya koyuyor. Son finalist gitti Tek bayanların birinci hafta... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>29.05.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İsviçreli Roger Federer unvanını koruyabilecek mi]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=140132</link>
			<description><![CDATA[
			<img src='http://www.referansgazetesi.com/includes/aspx/page/resim.aspx?hbr=140132&amp;w=292&amp;h=142' alt='İsviçreli Roger Federer unvanını koruyabilecek mi' title='İsviçreli Roger Federer unvanını koruyabilecek mi' />Teniste sezonun ikinci grand slam turnuvası olan Roland Garros (RG) pazar günü start alıyor. Raketlerin toprak kortlardaki prestiji en yüksek randevusunda gözler, İsviçreli Roger Federer ile İspanyol Rafael Nadal üzerinde olacak. Bir tarafta son şampiyon, 29 yaşındaki Federer; diğer tarafta toprağın efendisi konumundaki 23 yaşındaki Nadal. Geçen yıl İsviçreli raket, sakatlık ve yorgunluk nedenlerinden dolayı erken havlu atan İspanyol rakibinin yokluğundan faydalanıp mutlu sona ulaşırken, belki de kariyerinin en mutlu anlarından birini yaşamıştı. Bu defa hem Nadal hem de Federer oldukça formda. Bu tabloyu gördükçe, akıllara gelen ilk soru, "Grand slam'lerde klasikleşen Nadal-Federer finalleri, bir yıllık aradan sonra yeniden başlıyor mu" oluyor. Toprağın kralı Nadal"Toprak kortta pozisyon almasını çok iyi biliyor, bu da onu 1 numaralı favori kılıyor." Bu sözler ATP klasmanının zirvesindeki Federer'e ait. İsviçrelinin bahsettiği isim ise Nadal. Bundan önceki yıllarda da gördük, bu ikili ... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>22.05.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstatistik de 'Rijkaard haklı' diyor, kalitemiz düşük]]></title>
			<link>http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=139888</link>
			<description><![CDATA[
			G.Saray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, geçen haftaki Antalyaspor mağlubiyeti sonrası yaptığı değerlendirmede oyuncu kalitesizliğine dikkat çekmişti. Hollandalı, bu cesur davranış modelini ortaya koyarken muhtemelen hedefinde yerli oyuncular vardı. Hafta içinde medyaya yansıyan haberler, bu varsayımı doğrular nitelikteydi. Her ne kadar Rijkaard'ın bu çıkışından rahatsızlık duyanlar, Hollandalıyı "G.Saray'a gelmiş en kötü hoca" olarak değerlendirse de aslında Barcelona'nın eski teknik direktörünün haklılığını gösteren önemli veriler de yok değil. Bu çerçevede duygusallığı bırakıp, gerçekleri kabul etmek gerekiyor.Bir ülke futbolunun durumunu gösteren birtakım veriler vardır. Bunlardan biri, kulüpler düzeyinde Avrupa kıtasının 1 numaralı organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi'dir (ŞL). Ülke takımlarının performansı dikkate alındığında, öne çıkan ilk 3 ülke İngiltere, İtalya ve İspanya'dır. Son 9 ŞL'nin 7'si bu 3 ülke tarafından kazanılmış. Diğer ikisi ise Almanya ve Portekiz. Şampiyonluk k... 
			]]>
			</description>
			<pubDate>15.05.2010 02:00:00</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rss>