Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Müge Akgün
Yazara Mail Gönderin
Rss Göster

Müge Akgün

Picasso'dan Akyavaş'a

20.02.2010 | Müge Akgün | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Hafta içinde birbiri ardına açılan Pera Müzesi'ndeki Picasso'nun "Suite Vollard Gravürleri" ve İstanbul Modern'deki "Gelenekten Çağdaşa" sergilerini hem farklı tatlar alarak hem de farklı düşüncelere dalarak dolaştım.
Lise yıllarında sanat tarihi derslerinde anlatılan dönemlere, sanatçılara ait yapıtları ancak kitaplarda, kataloglarda görerek yetişenler eminim benim bu duygularımı paylaşacaktır. İlk Picasso sergisinin üzerinden dört yıl geçmeden, ünlü sanatçının kolay kolay her yerde karşımıza çıkmayacak, hem de onu çok daha iyi anlamamıza, tanımamıza olanak sağlayan gravürlerini görme şansını bulduk.
Raffi Portakal yine Kültür ve Sanat Evi'nde Claude Monet, Maurice Utrillo, Renoir, Joan Miro, Henry Matisse, Georges Braque, Marc Chagall, Pierre Bonnard, Andre Lhote, Salvador Dali gibi Batı resminin büyük ustalarının resimlerini sergiliyor.
Bugün 25-30 yıl öncesi gibi artık ne gençlerin ne de yetişkinlerin yurtdışına çıkması zor değil diyebilirsiniz. Ama ne olursa olsun sanat dünyasının adı efsane olmuş isimlerinin yapıtlarını insanın kendi ülkesinde bir müzede, galeride görmesinin keyfi bir başka oluyor.
Keşke Türkiye'nin farklı kent ve kasabalarından sivil toplum kurumlarının, iş dünyasının ortaklaşa katkılarıyla öğrenciler İstanbul'a getirilebilse de bu gibi önemli sergilerin ziyaretçileri sadece İstanbul'da yaşayanlar olmasa. Ya da bu gibi sergiler Anadolu'nun farklı kentlerine de gidebilse, hayal bu ya...
"Gelenekselden Çağdaşa - Türk Modern Sanatında Kültürel Bellek" sergisinde Erol Akyavaş'ın Hallac-ı Mansur serisinden çalışmalarının önünde dururken, birden aklıma 2007 yılında Finansbank'ın katkılarıyla yayımlanan "Erol Akyavaş Retrospektif" kitabı için eşi İlona'yla buluştuğumuzda anlattıkları geldi.
Salacak'taki evlerinde izleyeni tasavvuf içinde yolculuğa çıkaran yapıtlarına hayranlıkla bakıp Akyavaş'ın Türk-İslam ve çağdaş sanat arasında kurduğu bağı överken, İlona Akyavaş'ın "Biz bunun ne çok acısını çektik, ne kadar eleştirildi, yalnız kaldı bilir misiniz" deyişini hiç unutmuyorum.
Akyavaş, Türkiye'nin yaşadığı kutuplaşma dönemlerinden, o yıllarda Türkiye'de yaşamasa da nasibini alanlardan. Açılışta dolaşırken konuştuğumuz, sergide yapıtları yer alan dokuz sanatçıdan bir olan Balkan Naci İslimyeli de uzun zaman ihmal ettiğimiz geçmişle hesaplaşmaya devam etmek gerektiğini, daha mercek altına alınacak çok sanatçı olduğunu söylüyor.
Ülkenin geleneksel ve felsefi değerlerini yapıtlarına yansıtan, Doğu-Batı sentezini başarıyla uygulayan, kültürünü küçümsemeyen isimler Bedri Rahmi Eyüboğlu, Erol Akyavaş, İsmet Doğan, İnci Eviner, Selma Gürbüz, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Murat Morova ve Ekrem Yalçındağ'dan mı ibaret diyenler olabilir. Tabii ki değil, ama sadece Ekrem Yalçındağ'ı bu seçki içinde pek konumlandıramasam da yapılan seçim çok iyi bir başlangıç.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.