SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
İLİŞKİLİ KATEGORİLER
![]() |
![]() |

Faiz artacaktır
19.03.2008 | Ertuğ Yaşar | Yorum
Kara pazartesiden sonra piyasalar dün toparlandı. İyi haber! Ama sorun bitmedi. Ne ABD'deki sorun bitti ne de Türkiye'deki sorun.
ABD'de bir gayrimenkul krizinin ardından artık bir finans krizi olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü eğer daha bir yıl önce piyasa değeri 20 milyar dolar olan; cuma günkü kapanışta piyasa değeri 3.5 milyar doları geçen; sadece New York'taki genel merkez binası "su içinde" (!) 1 milyar dolar edebilecek bir banka, sadece 240 milyon dolara "rica minnet" el değiştiriyorsa o ülkede mutlaka bir finansal kriz var demektir.
Şimdi gözler iki cepheye çevrildi: Birinci cephe ABD ekonomisidir. Gayrimenkul ve finans krizi olan bir ülkede, eğer kısa dönemde çok ciddi önlemler alınmazsa, mutlaka bir ekonomik kriz de olur. ABD ekonomisi, bu kadar dalgalanmanın ve heyecanın ardından, mutlaka ekonomik durgunluğa girecektir.
Çünkü hem işini yitiren ve yitirecek binlerce kişinin tüketimi kısma etkisi ile hem de çevresinde işini kaybedenleri görüp kendisinin de aynı kaderi paylaşabileceğini düşünenlerin tüketimlerini kısmaları etkisi ile ABD'de tüketim azalacaktır. Hepimiz ABD'nin bir "tüketim ekonomisi" olduğunu biliyoruz. Tüketim azalınca ABD ekonomisi mutlaka durgunluğa girecektir. Amerikan Merkez Bankası faizleri agresif bir biçimde düşürmeyi sürdürse bile, tüketim kısa dönemde canlandırılamayacaktır.
İkinci cephe dünya ekonomisidir. Küreselleşen dünyada ABD'de yaşanan bir finansal ya da ekonomik krizin diğer ülkelere yayılmaması çok düşük bir olasılıktır. Zaten hemen Avrupa'daki bankalar da Amerikan finansal çalkalanmasından etkilendiler. Bu etki artarak sürecektir. Çünkü artık her yerde "korku dağları bekliyor". Finansal kurumlarda kimse kimseye güvenmeyecektir. Borçlanma zorlaşmıştır. Bankalar arası borçlanma ilişkileri sertleşmiştir.
Türkiye resmi iyi okumalıdır. Ama korkarız Ekonomiden Sorumlu Bakanımız Mehmet Şimşek bir parça "fazla cesaret" içindedir. Ben onun yerinde olsam, daha dün kesinkes "Türkiye'nin IMF (Uluslararası Para Fonu) ile bir anlaşmaya gereksinimi yoktur" demezdim. Öyle düşünsem bile demezdim.
Bugün dünyada en çok gereksinimi duyulan şey güvendir. IMF ile anlaşması olan bir ülke ek güven yaratır. Zaten Türkiye, ülke içinden kaynaklanan birçok nedenle, uluslararası yatırımcı güvenini azaltmak için elinden geleni yapmaktadır! O nedenle IMF çapasını yitirmek, bugünlerde isteyeceğimiz son şey olmalıydı. Dün IMF'ye gerek yok diye düşünsek bile, bugün sessiz kalmalı ve en kötü olasılıkla "Bekleyelim görelim" demeliydik.
Önlenemez bir biçimde Merkez Bankası faiz artıracaktır. Dünyada faizler düşerken Türkiye ne yazık ki yeniden ve hemen faiz artırmak zorunda kalacaktır. Çünkü;
a) Döviz kurunun yükselmesi enflasyon tehdidi yarattığı için ekonomi yavaşlasın diye faiz artırılacaktır.
b) Bundan daha önemlisi, portföy yatırımcıları Türkiye'den kaçmasın; paralarını şu anda iki ay öncesine göre çok daha riskli bir ülke olan Türkiye'de tutsunlar diye faiz artırılacaktır.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) şimdi iktidarda sınanmaktadır. Bize göre 22 Temmuz seçim başarısı ciddi anlamda ekonomik istikrara dayanan AKP, şu anda o ekonomik istikrarın hızla elinden kaydığını görmektedir. Ülke ekonomisi yeniden eski "yoyo" (zıpla ve geri dön) günlerine dönmeye başlamıştır.
Kapatma davasının AKP'ye oy artırma anlamında yarayacağını düşünenler, ekonomik istikrarın bu ülkede her türlü mağduriyetten çok daha önemli bir oy verme kıstası olduğunu unutmamalıdırlar.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.