Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Gökçe Aytulu
Yazara Mail Gönderin
Rss Göster

Gökçe Aytulu

Ermenistan açılımı martta bitebilir

19.12.2009 | Gökçe Aytulu | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Türkiye'den bir grup gazeteci olarak, Ermenistan'dayız. İstanbul Kültür Üniversitesi'ne bağlı Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi (GPOT) ve Ermenistan'daki Euroasia Partnership Foundation, Erivan'da Türk ve Ermeni gazetecilerin katıldığı bir çalıştay düzenliyor.
Ermenistan-Türkiye arasında futbol maçıyla başlayan diplomasi trafiği ekim ayında imzalanan protokollerle farklı bir noktaya taşınmış durumda.
Bir yıl arayla ikinci kez geldiğim Ermenistan'daki havanın geçen yıla oranla çok daha "diplomatik" olduğunu söylemeliyim. Geçen yıl eylül ayında oynanan maçın ardından oluşan umut dolu iklime kıyasla bu günlerde Erivan'ın havası oldukça sisli. Çünkü futbolun coşkusu imzalanan protokollerle birlikte yerini diplomasinin keskin mücadelesine bırakmış durumda.
Her iki devletin de iç politikaya tahvil ettiği yakınlaşma sürecinde bir takvim sıkıntısı dikkat çekiyor. Cuma sabahı görüştüğümüz Ermenistan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Vigen Sarkisyan, Türkiye'nin mart ayına kadar protokolleri kabul etmemesi durumunda geri dönüşü olmayan bir yola girileceğini söylüyor.
Geri dönüşü olmayan yoldan kasıt ise şu: Eğer Türkiye, protokolleri marta kadar Meclis'e getirmezse Ermenistan'ın imzasını geri çekme ihtimali doğacak. Ermenistan tarafının bu şekilde hareket etmesinin sebebiyse iç politika. Protokol sürecinin uzaması Ermenistan'da Türkiye'nin bu süreci 24 Nisan'ı engellemek için kullandığı algılamasını yaratıyor. Yani Ermenistan tarafı, Türkiye'nin uluslararası platformda, Ermenistan açılımını 24 Nisan'da ABD Kongresi'nden geçmesi olası bir "soykırım" kararını engellemek için kullandığını düşünüyor.
 
Türkiye suni bahane uydurmasın
Cuma akşamı bizi bakanlık binasında ağırlayan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan ise Türkiye'nin suni sorunlar yaratarak protokol sürecini uzattığını ima etti. Nalbandyan'ın suni olarak nitelediği sorun tabii ki Karabağ. Nalbandyan, protokollerin imzalanmasının ardından Türkiye'nin Karabağ sorununu bir önkoşul gibi sunmasına şu sözlerle kaşı çıkıyor: "Eğer Karabağ ile ilgili bir şart olsaydı bu süreç hiç başlamazdı. Karabağ sorununu önşart gibi göstermek süreci engellemektir."
Türkiye'nin uluslararası toplum önünde imzaladığı protokollerde böyle bir şartın bulunmadığını söyleyen Nalbandyan, Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin bir imada bulunup, "Biz de önşartlar koyarız, bu da süreci çıkmaza sürükler" diyor.
Ermenistan, Karabağ meselesinin Türkiye ile normalleşme sürecinden farklı olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor. Nalbandyan, Karabağ'a ilişkin geçen sene Azerbaycan'la 9 görüşme yapıldığını anlatarak "Türkiye, Karabağ sorununun çözümüne yardımcı olmak istiyorsa bu konuya karışmasın" diyor.
Protokollerin kabulü için Türkiye'nin ilk adımı atması gerektiğini söyleyen Nalbandyan, yakınlaşma sürecini maç davetiyle Ermenistan'ın başlattığını, şimdi sıranın Türkiye'de olduğunu söylüyor.
Nalbandyan'a göre Türkiye'de Ermenistan'la yakınlaşma sürecine ilişkin çabalar donmuş durumda. "Bu tıkanmada Türkiye'deki iç politik gelişmelerin etkisi var mı" sorusuna, "Ermenistan'ın içeride daha fazla sorunu var ama protokol sürecini başlattı. Demek ki biz daha demokratik bir yapıya sahibiz. Gül ve Erdoğan, muhalefeti ya da başka bir ülkeyi bahane ederek süreci tıkamamalı" cevabını veriyor.
Nalbandyan, Erivan'da bütün devlet yetkililerinden duyduğumuz şekilde protokolün "makul süre" içinde Meclis'ten geçmesi gerektiğini söylüyor.
 
Önce Türkiye kabul etsin
Ermenistan'da Türkiye'nin protokolü daha önce imzalaması gerektiği yönünde bir inanç yaygın. Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın da üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti Milletvekili Artak Zakaryan da bu görüşte. Tıpkı Nalbandyan gibi normalleşme sürecinin Ermenistan tarafından başlatıldığını söyleyen Zakaryan, Türkiye'nin protokolü Meclis'e getirmesi durumunda, Ermenistan'ın da aynı süreci işleteceğini söylüyor.
Fakat hukuksal açıdan protokollerin kabul edilme süreci Ermenistan'da biraz farklı. Ermenistan hukukuna göre uluslararası antlaşmalar ilk olarak anayasa mahkemesine geliyor. Bunun ardından parlamentoya gönderiliyor. Parlamentoda kabul edilirse cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe giriyor. Ermenistan Anayasa Mahkemesi hukuki süreci başlatmış durumda. Protokoller konusunda 12 Ocak'ta özel bir oturum yapılacak. Eğer anayasa mahkemesi onay verirse bu tarihten sonra protokoller meclise gelebilecek. Ancak Erivan'daki siyasi iklim, Türkiye adım atmadan, Ermenistan'ın da protokolleri meclise getirmeyeceğini gösteriyor.
Özetle iki ülkenin iç politikaları açısından bakıldığında sürecin çok daha zorlu olduğu anlaşılıyor. Ermenistan'da devlet yetkilileri çok net biçimde "Önkoşul varsa, her şey başa döner" görüşünde. Ermenistan için Karabağ'ın, sınırın açılmasından daha önemli olduğunu söylüyorlar.
Erivan'da Karabağ konusunda "Ortada barış varsa statüko sürmeli" görüşü hâkim. Protokol konusundaysa hukuki süreç başlamış olsa bile, "Önce Türkiye, Meclis'e götürsün" tavrının normalleşme sürecinin yakın geleceğini belirleyeceği söylenebilir. Kısaca, Erivan'da hava oldukça sisli.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.