SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
Vakit, Antisemitik olmak zorunda mı
04.01.2010 | Mensur Akgün | Yorum
Vakit, dini referansları güçlü, muhalif bir gazete. AK Parti'yi desteklemekle birlikte, yaptıklarını yeterli bulmayan bir üslubu var. Duruşu her açıdan radikal. Türkiye'yi köklü şekilde değiştirmek istiyor. Darbeciler ve işbirlikçileri hakkında en çok yayın yapan gazetelerden de biri. Ama aynı zamanda Türkiye'nin laik insanlarını en korkutan yayın organı. Pek çokları açısından İslami radikalizmin, kökten dinciliğin basındaki tezahürü.Bana en itici gelen özelliği ise Yahudi düşmanı olması, sayfalarını paylaştığı Abdurrahman Dilipak gibi kendi içinde tutarlı yazarlarına rağmen, bu önyargısını aşamaması. Mümkün olan ve olamayan her haberin içine, dünkü baskısında olduğu gibi, Yahudi düşmanlığını serpiştirmesi. Her sorunun ardında bir Yahudi komplosu araması. İsrail Devleti ile tüm dünya Yahudilerini, dolayısıyla da Türkiye Yahudilerini bir tutması.Oysa Vakit'in böyle bir toptancılığa ne ihtiyacı var ne de referanslarını aldığı İslam öğreti, düşünce ve pratiğinde böylesine kategorik bir Yahudi düşmanlığı mevcut. Fakat nedense Vakit editörleri, ilgisiz bir haber yüzünden Angela Merkel'in koluna gamalı haç takarken, Davos tatsızlığı sırasında Başbakan Erdoğan'ı eleştiren emekli büyükelçileri de yermek, bir taşla birkaç kuş vurmak için Türkiye'nin dış politikasını "Yahudilere endeksleyen monşerlere" atıfta bulunuyor.Manşetine TSK'nın paranoyak olduğunu, yıllardır ilahi okuyan, namaz kılan, başörtüsü takan, hatta tuvalete giden memuru bile fişlediği haberini taşıyan Vakit, biraz daha altta AKP iktidarının Almanya'nın Türkiye kökenli milletvekilleriyle ilgilenmesini övmeye çalışan haberini ise "Bu da Nazi Paranoyası!" diye vermiş. Zorlama başlıklı haberin aslında Nazilerle ya da "monşerlerle" bir ilgisi yok. Vakit, haberi bu şekilde işleyerek tam anlamıyla kaş yaparken göz çıkartıyor, hükümetin yaptığı iyi bir şeyi kötü hale getiriyor.Fakat belli ki onların derdi üzüm yemek değil, bağcı dövmek. Bir yandan Başbakan'ın "monşerler" metarofu ile hafife aldığı bazı emekli büyükelçileri lanetlemek, onları hiç hak etmedikleri bir İsrail yandaşlığı ile suçlamak arzusundalar, diğer yandan da okuyucu kitlesini Yahudi düşmanlığı ile mutlu etmek derdindeler. İnandırıcılığın kaybolması, Ergenekon'a ilişkin olanlar da dahil, verilen diğer haberlerin anlamını yitirmesi onları pek rahatsız etmiyor.Halbuki Vakit yazı işleri kendini aşabilse, vakit bulup da biraz Antisemitizm üstünde çalışsa, yazdıklarının, attıkları toptancı manşetlerin savundukları değerlere zarar verdiğini, o değerleri temsil etmediğini, Müslümanlıkta Yahudi düşmanlığının olmadığını görecekler. Muhalefetleri de belki böylece daha ciddiye alınacak, etkileri çok daha yaygın bir şekilde hissedilecek.Doğrusunu isterseniz, Vakit gazetesinin benim eleştirilerimi ciddiye alacağını ve değişeceğini hiç sanmam. Eğer okurlarsa mutlaka bir kulp takıp kendilerini rahatlatmaya çalışacaklardır. Değişirlerse tam bir mucize olur. Mucizelere ise maalesef ki gerçek hayatta yer yoktur. Değişim ancak direnme ve tartışma ile gerçekleşir. Toptancı, ırkçı, Yahudi karşıtı tavırdan zarar görenlerin tepkisi ile sağlanır.Vurgulamaya bile gerek yok, Türkiye'de Antisemitizm'den zarar görenlerin başında, bu ülkenin Yahudi vatandaşları gelmektedir. İlk tepkiyi onların vermesi, ayrımcılığa ve toptancılığa karşı seslerini yükseltmeleri gerekir. Ama ne yazık ki onlar çok etkili yerlerde olmalarına karşın tepki vermemekte, dinsel aidiyet söz konusu olduğunda anonim kalmayı tercih etmektedir. Eleştiriler ve korkular büyük ölçüde özel sohbetlerle sınırlı kalmakta, çok azı tepki göstermektedir.Kendinden başka herkesten korkan, her yerde iç ve dış düşman arayan "diğerleri" ise zaten yapılan ayrımcılığın ve haksızlığın farkına varamamaktadır. Bu ülkede çoğunluk ırkçı, ayrımcı ya da Yahudi düşmanı değilse de her şeyden korktuğu, ülkesinin her an bölünebileceğini düşündüğü, hayatı boyunca komplolarla yaşadığı için bir dinsel gruba karşı yapılan özel ayrımcılık onları çok da fazla rahatsız etmemektedir.Diğer yandan kısır döngünün kırılabilmesi, Türkiye'nin çok kültürlü özüne dönebilmesi ancak birilerinin inisiyatif alması ile mümkündür. Yahudiler bu inisiyatifi almayacağına göre görev Vakit'in adına konuştuğu izlenimi verdiği inançlı Müslümanlara ve onların kanaat önderlerine düşmektedir. Eğer onlar Vakit gazetesinin temsil ettiği görüşü paylaşmıyorsa, bütün Yahudileri varoluşları yüzünden "kötü olarak" görmüyorlarsa, İsrail Devleti'nin yaptıklarını tüm Yahudilere mal etmiyorlarsa, tepki ve hassasiyet göstermeleri beklenir...
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.