SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
Zorlu şimdi ne yapsın
07.05.2008 | Ertuğ Yaşar | Yorum
Bu ülkede hukuk var mı?
Yoksa hukuk dedikleri şey aslında "guguk" mudur? Yok, sanmayın ki iktidar yanlısı "tarafsız" gazeteci ve köşe yazarları gibi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kapatılması davasına atıfta bulunuyoruz. Biz kendi işimize, yani iş dünyasına bakalım. Türkiye'de yatırım yapmak isteyenlere uygulanan evrensel bir hukuk var mı? Yoksa bu ülke, balta girmemiş bir orman/cangıl mıdır?
Geçen hafta Danıştay 6. Dairesi, İstanbul'da bulunan Karayolları Genel Müdürlüğü arsasının imar planının yürütülmesini durdurma kararı aldı. Karar, aslında basit bir hukuk kararı gibi duruyor. Yani kamu tarafından alınan bir karara birileri itiraz etmiş, mahkeme de "Bu itiraz haklı olabilir. Daha fazla zarar oluşmadan kararın yürütmesini durduralım" diye düşünmüş.
Ama ne yazık ki işler o kadar basit değil! Sözü edilen arsayı Zorlu Grubu 800 milyon dolar peşin ödeme ile geçen yıl satın almıştı. Bu arsa üzerine gayrimenkul yatırımı yapmak için de bir yıldır harıl harıl çalışıyorlar. Büyük bir ekip kurdular. Uluslararası bir mimari yarışma açtılar. O arsaya yakışan en iyi projeyi ve yatırımı yapmaya çalışıyorlar.
Tabii ki bunu para kazanmak için yapıyorlar. Bunda da garipsenecek hiçbir şey yok. Çünkü dünyada bütün ekonomik gelişmenin temelinde, daha fazla para kazanma isteği yatar. Bugün işimize yarayan hemen her buluş, ürün, yapı hep daha fazla para kazanma arzusu ile üretilmiştir.
Bu yatırımdan (ya da gayrimenkul geliştirilmesinden) hem Türkiye hem de İstanbul kazanacaktır. Benim bir işadamı olarak, hatta bir vatandaş olarak bundan hiç kuşkum yok. Karayolları'na ait iken ekonomi için oldukça atıl duran o bina ve o arsa, Zorlu tarafından iyi bir biçimde kent ve ülke ekonomisine kazandırılacaktır.
Fakat bazı mimar ve mühendis odaları böyle düşünmüyor! Onlar genelde İstanbul'a yapılacak bu tür yatırımların tümüne karşılar. Hatta İstanbul'a hiçbir yeni bina yapılmasa çok daha mutlu olacaklar. (Bir mimari çirkinlik abidesi olan Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılarak yeniden yapılmasına da karşılar; Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun yıkılarak yerine bir kongre merkezi yapılmasına da.) Ama demokrasilerde herkesin eşit söz hakkı olduğu için bu görüşleri saygıyla dinliyoruz.
Peki Zorlu ne yapsın?
Devletin kendisine verdiği sözlere güvenmiş; Karayolları arsası ihaleye çıkınca en yüksek fiyatı vermiş ve arsayı satın almış. İETT arsasını satın alan Dubai şeyhi gibi, "Hele bir davalar sona ersin, o zaman parayı öderim" dememiş.
Hukuk bu mudur?
Hukuk adaletsizlikleri çözmek için yok mu? Şimdi burada yeni bir adaletsizlik yaratılmıyor mu? Ya da Karayolları arsasını ihaleye çıkaranlar, bu gelişmeleri düşünemediler mi? Bu sonucu doğuracak etmenleri neden daha önceden bertaraf etmediler? Neden işlerini doğru dürüst yapmadılar?
Ortaya çıkan hukuksal sorun bir doğa afeti midir ki daha önceden öngörülemesin? Kaldı ki şimdilerde birçok doğa afetini de öngörmüyor muyuz?
Karayolları arsasına bir gayrimenkul geliştirmesi yapılıp yapılmayacağına toplumsal, kentsel ve hukuksal zeminde karar verilmelidir. Bu karardan sonra artık bu karar bir daha değişmeyecek bir biçimde uygulanmalıdır. Yoksa Türkiye uluslararası yatırıma gereksinimi olan bir ülke olarak bu tür kararsızlıklardan son derece olumsuz bir biçimde etkilenmektedir.
Aynı tür bir kampanya şimdilerde eski Tekel Mecidiyeköy Likör Fabrikası arsası için de yürütülmektedir. Eğer bir iptal olacaksa bu kararın hemen verilmesi hem yatırımcılar hem de Türkiye için çok daha iyidir. Böylece Türkiye hukuksal anlamda "Muz Cumhuriyeti" tanımlamasından kurtulabilir.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.