Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Merkez Bankası, FED'e rağmen ters köşeye yatırabilir

19.03.2008 | Kerem Alkin | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Şubat ayı çekirdek enflasyon verileri ve iç talebin seyri, Merkez Bankası'nın bir faiz indirimi daha yapabileceğine işaret ediyor. Ancak, siyasi fay hattında biriken enerji ve küresel kriz faiz indirimini ertelettirebilir.

 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yönetimi ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyeleri açısından bugünkü faiz karar toplantısının kolay bir toplantı olmadığı aşikar. Toplantıyı zorlaştıran nokta, gerek uluslararası konjonktürün, gerekse de yurtiçi piyasa ortamının yeterince nahoş olması. Bu nedenle, böyle bir atmosferde, TCMB'nin alacağı kararla doğru mesajı vermesi kritik önem arz ediyor. Para Politikası Kurulu'nun mevcut politika faizini değiştirmemesi en yüksek ihtimal gibi gözüküyor. Bununla birlikte, yerli ve yabancı aktörlerin, faiz seviyesinin değişmemesi en yüksek ihtimalken, faiz indirimi kararını en yüksek ihtimalmiş gibi dillendirdikleri de gözlenmekte. Ayrıca, gerekçeleri hayli detaylandırılmış ve somut başlıklara dayandırılmış bir faiz indirim kararının da, piyasalar tarafından hayli olumlu karşılanacağı vurgulanabilir.

 

İndirimin gerekçeleri

Piyasa aktörleri genel Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) şubat ayı artış oranının beklenenin bir hayli üstünde gelmesinden memnun kalmamış olsalar da, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), TCMB Para Politikası Kurulu'nun kararlarına destek olmak amacıyla hesaplamakta olduğu özel kapsamlı TÜFE oranlarının sıkıntılı bir tabloya işaret ettiği unutulmamalı. Yani, TCMB'nin Türkiye'de enflasyon trendini analiz etmek amacıyla kullandığı A'dan H'ye kadar kodlanmış sekiz özel amaçlı çekirdek enflasyon tanımında, B, D, G ve H kodlu çekirdek enflasyon tanımlarında önceki aylara göre tatsız bir tablo olmadığı vurgulanmalı.

Bu nedenle, yüzde 1,29 çıkarak herkesi şaşırtmış olan şubat ayı genel TÜFE artış oranına bakıp, TCMB'nin bugünkü Para Politikası Kurulu toplantısından 0.25 puanlık, diğer bir deyişle 25 baz puanlık daha faiz indirimi kararı çıkmasını doğal karşılamak gerekir. Kaldı ki, TCMB'nin her ay ekonomi çevreleri ve daha geniş anlamda kamuoyu ile paylaştığı Reel Sektör Güven Endeksi ile, Tüketici Güven Endeksi verilerine bakalım.

 

Türkiye ekonomisi soğuyor

Her iki endeks de, Türkiye ekonomisinin soğumaya devam ettiğini, reel sektörün iç talepteki zayıflamadan hayli muzdarip olduğunu, tüketicinin de güvenindeki zayıflamaya bağlı olarak mal almaya pek meraklı olmadığını teyit ediyor. Yani, petrol, altın, metal ve tarımsal ürün gibi emtialarda yurtdışı kaynaklı fiyat hareketleri göz ardı edildiğinde, yurtiçinde enflasyonu tetikleyecek bir piyasa ortamı yok. Bununla birlikte, TCMB "arz şokları" olarak tanımladığı küresel emtia fiyat hareketlerinden kaynaklanan negatif etkiyi dikkate alarak, politika faizini bu ay aynı seviyede tutmayı da tercih edebilir.

Kaldı ki, TCMB'nin şubat ayı enflasyon verilerine yönelik değerlendirme raporunda, mevsimsel etkilerden arındırılmış çekirdek enflasyon tanımlarında yüzde 4 olan yıl sonu enflasyon hedefine yönelik düşüşün süreceği de belirtilmekteydi. Nitekim, tekrarlamak gerekirse, D kodlu çekirdek enflasyonda yıllık bazda aralık ayından beri gerileme söz konusu ve bu durum TCMB'nin değerlendirmelerini hem doğruluyor, hem de bugünkü toplantıdan da yeni bir faiz indirimi kararı çıkması ihtimalini halen belirli bir noktada tutuyor.

Bu noktada, Para Politikası Kurulu, olası bir faiz indirimi kararının siyasi etkiyle alınmış olduğu yönündeki eleştirilerden rahatsızlık duyabilir. Ancak, tekrarlamak gerekirse, gerek reel sektör ve tüketici güven endeksi verileriyle, gerek çekirdek enflasyon değerlerine yönelik analizle, olası bir faiz indirimi kararının somut nedenleri iyi ortaya konursa, piyasa "siyasi baskı" kokmayan bir faiz indirim kararını, TCMB'nin ekonominin orta ve uzun vadeli seyrine yönelik pozitif yöndeki beklentisinin bir yansıması olarak algılayacaktır.

 

Artırımın gerekçeleri

Peki, politika faizini hiç artırma ihtimali de yok mu? Muhakkak ki var. Hangi gerekçelerle var dediğimizde, bir kere yıllık enflasyon şubat ayında yüzde 9,10'a ulaştı. Oysa, bu oran TCMB'nin 2008 yılının ilk çeyreği için verdiği hedef enflasyon. Daha doğrusu, hedef yüzde 7,10 ve 2 puanlık sapma aralığı 9,10. Bu durumda, TCMB'nin mart ayı sonunda açıkladığı hedefi yakalaması, mart ayı enflasyonun yüzde 0,90 ve altında kalmasına bağlı. Bu noktada, TCMB'nin Para Politikası Kurulu'na kadar piyasadan topladığı veriler, mart ayı enflasyonun yüzde 1'e yakın ve bir miktar üstünde geleceğine işaret ediyorsa, mart ayı hedefi tutturulamamış olacak.

O halde, önce 19 Mart'ta faiz indirimi kararı alıp, ardından 3 Nisan Perşembe akşamı hedefini tutturamamış bir banka konumuna düşmek TCMB açısından hoş durmayacaktır. 2006 yılında, mayı-haziran döneminde nasıl bir tabloyla karşılaştığımızı ve TCMB'nin politika faizini piyasayı sakinleştirmek için yüzde 13,25'den 17,50'ye yükseltmek zorunda kaldığını unutmadık.

 

Global piyasalar sıkıntılı

Bu nedenle, olası bir faiz indirim kararı, daha sonra bozulan moralle iyice kontrolden çıkmış piyasaları yeniden sakinleştirmek için misliyle geri alınacak ise, TCMB "itibar" kriteri açısından politika faizini sabit tutmayı, hatta bir birim artırmayı da tercih edebilir. Bu noktada, ekonomistlerin bir bölümü Türkiye'nin cari açığındaki kompozisyon değişikliğini de hatırlatmaktalar. Global piyasaların hayli sıkıntılı olduğu bir dönemde, doğrudan yabancı sermaye girişine yönelik endişe artıyor. Üstüne, Anayasa Mahkemesi'nin yabancı tüzel kişiliklerin mülk edinebilmesine imkan sağlayan yasa maddesini iptali geldi. Bu nedenle, eğer Türkiye'nin cari açığının finansmanına yönelik sorun artış gösterecek ise, TCMB politika faizini arttırmayı da tercih edebilir. Bakalım, bugünkü karar ve TCMB'nin açıklayacağı gerekçesi ne olacak?

 

 

 

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.