SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
Carrefoursa'dan korktular Wall Mart'a sarıldılar
27.09.2007 | Jale Özgentürk | Yorum
Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği'nin (AMPD) önceki gün açıkladığı araştırma, perakende sektöründeki baş döndürücü değişimi açıkça ortaya koyuyor. Araştırmaya göre "organize perakende" denen alışveriş merkezi zincirleri, son 7 ayda enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 18 büyümüş. Türkiye'de beş ayda alışveriş merkezi sayısı 148'den 176'ya çıkmış ve bunların Türkiye payı yüzde 40 civarına yükselmiş. Sektörün payı büyüyor ama hâlâ yüzde 60'lık tüketim, geleneksel perakendede, yani bakkallarda, küçük marketlerde gerçekleşiyor.
AMPD ile PricewaterhouseCoopers (PCW) Türkiye'nin ortak hazırladığı "Türk Perakende Sektörünün Değişimi ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri" başlıklı rapora göre, 2006'da 137 milyar dolarlık ciroya ulaşan Türk perakende sektörünün 2010'da 199 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Türkiye'de 7 bin 221 hiper, süper ve zincir market bulunuyor. Bakkal ve orta boy marketlerin sayısı ise 130 bin civarında.
Perakende artık enerji, eğitim ve sağlıktan sonra dördüncü büyük sektör. Sektörde 2.5 milyon kişi çalışıyor ve her yıl 750 bin kişi de yeni iş buluyor.
Şimdi sektörün gündeminde, heyecan ve merakla beklenen Migros'un satışı var.
Koç Grubu'nun perakendeyi stratejik büyüme alanlarından çıkarması sonrasında satmaya karar verdiği Migros'un yeni sahibi, sektörün mal tedarikçilerini yakından ilgilendiriyor.
Sektörde Migros endişesi var
Migros hiper ve süpermarketçilikte Tansaş, Şok, Makro, 3 ve 4 ve 5M konseptleriyle farklı markalara sahip bir dev. Yurtiçinde 902 mağazası var. Marka, bünyesindeki 215 Migros, 245 Tansaş, 434 Şok, 8 Makro Center ile bir milyon 270 bin 770 metrekare kapalı alana sahip ve 14 bin çalışanı var.
İşte Migros'un bu büyüklüğü, yerli gıda üreticileri ile yerli marketlerin endişesinin de kaynağı.
Pazartesi günü röportajını yayınladığımız Süt ve Et Üreticileri Derneği Başkanı Erdal Bahçıvan'ın, "Migros'u etik, ilkeli rekabet yapacak bir grup almalı" sözleri, sektördeki bir rahatsızlığı işaret ediyordu.
Bahçıvan açıkça söylemedi ama yerli sermayenin korkusu, Migros'u sektörün ikinci büyüğü Carrefoursa'nın alması. 11 milyar dolarlık gıda pazarında Migros'la birlikte 8 milyar dolar gibi büyük bir pazar büyüklüğüne ulaşabilecek Carrefoursa'da, "raflarda yerli markaların yer bulamayacağı, büyük sermaye gücüne dayalı olarak ürünlerin ucuzlatılmasıyla, haksız rekabetin yaratılacağı" gibi endişeler, sektörde ciddi tartışma konusu. Bölgesel bazda bakıldığında ise İstanbul, Ankara ve İzmir'de tekel yaratılacağı kaygısı da gündeme geliyor.
Yerli market zincirleri bu nedenle boş durmuyor. Güçbirliği arayışları bu yüzden hızlanmış durumda. Bu kapsamda birkaç gün önce Uyum ve Şeref Makro Marketler birleşti. "Küçük balık" kalmak istemeyen diğerleri de arayış içinde.
'Dev markaların yanında yok olacağız'
Aynı zamanda Şeref Makro Marketler'in sahibi olan Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref Soner, yıkıcı bir rekabetin ortaya çıkmaması için, yerli grupların güçbirliği yapması gerektiğini söylüyor. Federasyon olarak da Migros'a talip olmak için hazırlık başlattıklarını söylüyor. Uyum Marketler'in ortaklarından Erdal Tüfekçi ise "Raflarda uluslararası markaların yanında yok olacağız" diyor.
Carrefoursa'ya karşı rekabet edemeyeceklerini düşünen bazı yerli üreticiler ise ABD'li perakende devi Wal Mart'ın gelmesini bile istiyor.
Özel bir şirket uzun yıllar boyunca yarattığı bir değeri satıyor, bir başka özel şirket de alıcı. Burada önemli olan; rekabeti engellemeyecek, öldürmeyecek bir modelin oluşturulması. Güler Sabancı bir sohbetimizde, "Carrefoursa'nın rekabeti engellemeyeceğini" söylemişti. Burada karşı çıkılacak bir şey yok ama dünyada da gözetilen rekabet şartlarının Türkiye'de de sağlıklı biçimde işlemesi önemli.
Migros'un satılacağı mart ayına kadar bu tartışmaları daha çok yapacağız!
Hukukta Türk-İtalyan işbirliği
İtalyan Ticaret Derneği'nin verilerine göre Türkiye'de İtalyan yatırımları 4 milyar doların üzerinde. Türkiye'de yaklaşık 500 İtalyan şirketi faaliyet gösteriyor. Ticaret hacmi ise 2006'da 15 milyar dolar civarında.
Bu ülkeden Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye yatırımları da artıyor. 2007 yılının ilk çeyreğinde İtalya'dan yapılan toplam ithalat geçen yıla göre yüzde 12.17 artarak, 4.6 milyar doları bulurken, ihracat ise aynı dönemde yüzde 8 artarak 3.6 milyar dolar oldu.
Türkiye'de yabancı sermaye genel anlamda artıyor ama doğrudan yabancı sermaye getiren şirketlerin en büyük yakınmalarından biri, hukuk sisteminin iyi çalışmaması ve uzun süren mahkemelerde sonuca ulaşılamaması. İşte İtalyan şirketleri de zaman zaman bu sorunu yaşıyor.
Şirketlere profesyonel destek
En bilinen örnek ise; Bolu Dağı tüneli nedeniyle uzun yıllar hukuk sorunu yaşayan Astaldi oldu. Bu sorunların tekrarlanmaması ve artan yatırımların daha sağlam temellere oturması için şimdi Türk ve İtalyan iki hukuk bürosu, işbirliğine gidiyor. Yabancı sermayeye yönelik danışmanlık hizmetleri veren Tevfik Gür'ün şirketi Gür Law ile İtalyan Studio Legale Padovan bundan sonra işbirliği yapacak.
İki hukuk şirketi hem Türkiye'den İtalya'ya yatırım yapacak şirketlere, hem de İtalyan şirketlerin Türkiye'deki yatırımlarına profesyonel destek verecek.
Türkiye'ye yabancı sermayenin girişi, dolaylı olarak böyle uluslararası işbirliklerini de teşvik ediyor. Anlaşılan, bunun benzer örneklerini farklı pek çok alanda önümüzdeki dönemde de izlemeye devam edeceğiz.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.