Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Türki Pavyonu Venedik Bienali ana mekânında

12.06.2007 | Müge Akgün | Haber

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

hedVenedik Bienali'ne 1991 yılından beri bienal alanı dışında kiraladığı mekânlarda hazırladığı sergilerle katılan Türkiye’nin pavyonu ilk kez etkinliğin ana mekânı Arsenale’nin tarihi Artigliere binasında yer alıyor.

 

Çağımızın en önemli sanat etkinliklerinden biri olarak kabul edilen Venedik Bienali 10 Haziran’da başladı. 1895 yılından beri düzenlenen ve güncel sanatın en büyük destekçilerinden biri olan Venedik Bienali 52. Uluslararası Sanat Sergisi’nin bu yılki teması “Think with the Senses-Feel with the Mind. Art in the PresentTense-Duygularla düşün- aklınla hisset. Şimdiki zamanda sanat”. Bienalin yönetimini ünlü küratör, eleştirmen ve sanatçı Robert Storr üstlendi. 

Bu yıl Türkiye’yi “Don’t Complain- Şikâyet Etme” başlıklı enstalasyonuyla Hüseyin Bahri Alptekin temsil ediyor. 1991 yılından beri bienal alanı dışında kiraladığı mekânlarda hazırladığı sergilerle katılan Türkiye’nin pavyonu ilk kez bu yıl bienalin ana mekânı olan Arsenale’nin tarihi Artigliere binasında yer alıyor.

Garanti Bankası’nın sponsorluğunda gerçekleşen ve toplam maliyeti 300 bin euro olan sergiye Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu ve adını vermek istemeyen beş aile destek olmuş. Serginin küratörlüğünü Vasıf Kortun, koordinasyonunu da İstanbul Kültür Sanat Vakfı yapıyor.

Türkiye Pavyonu'nun Arsenale’de yer alması şerefine bu yıl açılışa Garanti Bankası’nın davetlisi olarak basın, sanatçı ve sanatseverlerden oluşan 80’in üzerinde konuk katıldı. Açılışın ardından San Servolo Adası’nda düzenlenen partide Baba Zula dans ve müziğin iç içe geçtiği bir performans sundu.

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen’e göre ülkelerin kültür politikalarının göstergesi olduğu için Venedik Bienali’ne Türkiye’nin katılması çok önemli, bu yıl elde ettiğimiz özel pavyonun sürekliliğini sağlamamız hatta daha da etkin bir biçimde yer almamız gerekiyor. Özen, bu sürekliliği sağlamak için ellerinden gelen her türlü desteği vereceklerini söylüyor.

 

Üç aylık çalışmanın ürünü

Hüseyin Alptekin’in  “Don’t Complain- Şikâyet Etme” başlıklı çalışması hücre şeklinde birbirine kenetli beş odadan oluşan bir enstalasyon. Alptekin bu düzenlemesinde bir Gürcistan seyahati sırasında gördüğü restoran modelinden esinlenmiş. Her biri kendi içinde bağımsız tahta odacıklardan oluşan sergi evini Finlandiya’da Hüseyin Alptekin ve “Cheap Finnish Labour” adlı sanatçı grubu üç aylık bir çalışmanın sonunda inşa etmiş. Sonra parçalara ayrılıp Venedik’e getirilmiş ve 15 gün içinde tekrar kurulmuş. 

Tahta kulübenin üzerinde ışıklı bir tabelada yazan, aynı zamanda serginin başlığı olan “Don’t Complain” cümlesi bir ikiliği vurguluyor. Aslında “Şikâyet Etme” diyen de bir yandan şikâyet ediyor.

Öykülerinde global değerlerden çok lokal değerlere önem verdiğini söyleyen Alptekin’in “Incidents-Küçük Vakalar” diye adlandırdığı, kültür, ideoloji, ekonomi, ekoloji gibi ana başlıklar taşıyan öyküleri dünyanın dört bir tarafında geçiyor. Kulübenin içindeki odacıklarda gösterilen görüntülerde genel olarak dünyanın farklılıklar değil benzerlikler üzerine kurulduğu vurgulanıyor. Birbiriyle ilgisiz gibi görünen anlık görüntüler bir süre sonra bir öykü oluşturmaya başlıyor.

Bir odada farklı iki ekranda dünyanın iki farklı köşesindeki sahillerde dolaşmaya başlıyorsunuz. Bir yanda Bombay öte yanda Rio De Janeiro plajları. Hayat devam ediyor. Bir anda ikiye bölünüyorsunuz ama kısa bir süre sonra farklılıklar yok oluyor. Görüntüler, sesler, müzikler birbirine karışıyor.    

 

Küreselleşmenin etkileri

Müslüm Gürses’in “Paramparça” parçası eşliğinde diğer odaya girdiğinizde ise İstanbul’da sokakta yaşayan dilsiz siyah bir çöp toplayıcısının yaşamını dört mevsim boyunca izliyorsunuz. Hüseyin Alptekin 400 gün boyunca kamerasıyla evsiz göçmenin terk edilmiş bir araba ve çöp bidonu arasındaki geçen yaşamını araba belediye tarafından çekilene dek görüntülüyor. Küreselleşmenin bireyler üstündeki etkileri, yerinden yurdundan edilmişlerin durumları izleyeni düşündürmeye başlıyor.

Bir diğer odada ise Jay Jay Johanson'ın “Far A Way”, Alexander Dimitrevich'in “Mr. President” parçaları eşliğinde Kosova ve Çeçenya’da kaybolan insanların internetten alınmış görüntülerini izlerken de uzaklar birden yakın oluyor.   

Küratör Vasıf Kortun hüzünlü olarak adlandırabileceğimiz serginin kavramsal çerçevesini, düşünsel anlamda çok ciddi bir eğitimi olan Sorbonne’da felsefe okuyan Hüseyin Alptekin ile birlikte oluşturduklarını, zaten onun yaptığı sanat eserlerinin görsel olsa da birer bilgi nesnesi olduğunu anlatıyor.

 

Sanat hep var oluyor

Hüseyin Bahri Alptekin’in “Şikâyet Etme” adlı düzenlemesi 52. Venedik Bienali’nin “Duygularınla düşün, aklınla hisset. Sanat her zaman olduğu gibi şu anda da var oluyor” temasına uygun ve başarılı çalışmaları arasında. Açıldığı andan itibaren odaların  dünyanın dört bir tarafından gelen güncel sanat tutkunları tarafından boş bırakılmaması da beğenildiğinin en büyük kanıtı. “Don’t Complain”i  anlamak için emek vermek, oturup izlemek gerekiyor, “bu ne böyle” diyerek “şikâyet eder” ve birkaç saniye bakarsanız hiçbir şey anlamanız mümkün değil.

10 Haziran’da açılan Venedik Bienali 21 Kasım'a dek devam edecek. 

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.