Bu site, 31 Mayıs 2004 - 16 Ekim 2010 tarihleri arasında yayınlanan haber ve yazıları Referans Gazetesi arşivinde bulabilmeniz için açık kalacaktır.

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Ertuğ Yaşar
Yazara Mail Gönderin
Rss Göster

Ertuğ Yaşar

İlk seçim senaryoları

09.05.2007 | Ertuğ Yaşar | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Açıkçası bir ay öncesinde bana “Genel seçimler ne olur” diye sorsanız, “Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), en az 2002 seçimleri kadar oy alarak yine tek başına iktidar olur” derdim.

Çünkü;

a) Ekonomide AKP’nin yaptığı liberal ve küresel açılımları görüyordum. Bu açılımların Türkiye’yi nasıl uluslararası alanda ileri götürdüğünü izliyordum.

b) Orta direk denen geniş halk kitlelerinin AKP icraatlarından ve Tayyip Erdoğan’ın karizmatik liderliğinden etkilendiğini fark ediyordum.

c) AKP karşısında hiçbir muhalefet partisinin kayda değer bir seçenek olmadığını, liderlerinin boşa kürek çektiklerini acıyarak izliyordum.

Ama son bir ay içinde çok şey değişti.

Öncelikle Türkiye kutuplaştı. “Laikler” ve “inananlar” diye iki kutup oluştu. Tandoğan ve Çağlayan mitingleri sivil politik girişimi uyandırdı. Ama aynı biçimde toplumdaki kutupların açıkça ortaya çıkmasına da neden oldu.

AKP yönetim kademesi, cumhurbaşkanlığı seçim sürecini iyi yönetemedi. İstedikleri hiçbir şey olmadı; istemeyecekleri her şey oldu. “Erken seçim olmayacak” derlerken seçime gitmek zorunda kaldılar. Hem de kendi istekleri ile değil, beceriksiz muhalefetin zorlamasıyla...

...

Biz şimdi ileriye bakalım.

Genel seçimlerde ne olur?

Seçimleri kim kazanır; kim iktidar olur?

Piyasaların ve özellikle de uluslararası likidite sahiplerinin kafasını kurcalayan soru budur. Çünkü seçimler sonrası ortaya çıkacak 60'ıncı TC hükümetinin biçimi ve oluşumu, izleyeceği ekonomik politikaları da belirleyecektir.

Piyasalar tek parti iktidarına ya da koalisyona bakmazlar. Esasen izlenecek ekonomik politikaya bakarlar.

Ne tek parti iktidarları olabilir ki, Türkiye’yi küreselleşmeden, Avrupa Birliği'nden, uluslararası likiditeden uzaklaştırabilir. “Bağımsız güçlü Türkiye” söyleminin peşine düşüp Türkiye’yi uluslararası bütünleşmeye kapatabilir.

Ne koalisyonlar olabilir ki, Türkiye’yi uluslararası bütünleşmenin içine daha hızlı sokar; küresel sermayenin nimetlerinden ülkemizi daha çok yararlandırır; yapısal dönüşümü hızlandırabilir.

Şu anda görülen iki seçim senaryosu var:

1) AKP yüzde 30 ile yüzde 35 arasında oy alacak; yanına CHP (ve DSP) yüzde 15 ile yüzde 20 arasında oy ile gelecek; Demokrat Parti (DYP + ANAP) yüzde 10 üzerinde oy ile Meclis'e gelecek; bir de Demokratik Toplum Partisi (DTP) bağımsız adaylarla 20 ile 35 arası milletvekili kazanacak;

2) Yukarıdaki senaryodan farklı olarak; AKP’nin ve/ya da CHP’nin oyları yüzde 3 ile yüzde 5 arasında düşük olacak (özellikle AKP’nin oyu yüzde 25 dolayında kalacak); buna karşın MHP ve Genç Parti ya da sadece bunlardan biri Meclis'e girecek.

Birinci senaryoda büyük bir olasılık ile AKP yine tek başına iktidar olmaktadır. 250 ile 300 arasında milletvekili kazanırlar.

Anayasayı değiştiremez; cumhurbaşkanını uzlaşmadan seçemezler. İktidarları 59'uncu hükümete göre daha zor olur. Sert muhalefetle karşılaşırlar. Ama ekonomide liberal ve kökten piyasacı politikaları değiştirmezler.

İkinci senaryoda AKP tek başına iktidar olamaz. Büyük bir olasılıkla AKP karşıtı cephe, başka birimlerin de (!) baskısıyla “ulusal laik koalisyonu” kurar. Bu koalisyon da %80 olasılıkla liberal ve kökten piyasacı politikaları izler. Ama AKP’ye göre ekonomide çok daha “gerici” kalırlar...

İkinci senaryoda, eğer tek başına Genç Parti barajdan çıkarsa o zaman işler karışır. Bağımsız seçilen DTP’liler ve Genç Parti, bütün denklemi bozar. Türkiye’de ekonomi ikinci plana gider. Politika ve toplumsal çatışma öne çıkar.

Bunlar seçimlerle ilgili ilk ham düşünceler. Eminiz ki önümüzdeki yetmiş beş gün daha birçok gelişmeye gebedir. 

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya radikalreferansarsivi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.