Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Rss Göster

Murat Sabuncu

Mardin’den Van’a umut veren sosyal girişimcilik öyküleri

28.02.2007 | Murat Sabuncu | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Hilton'da bugün düzenlenecek iki etkinlik oldukça dikkat çekici. Referans gazetesinin 'Hızlı Balık Ödülleri'nin finali ve Ernst Young'ın Milliyet ile birlikte gerçekleştirdiği Yılın Girişimcisi Yarışması'nın final toplantısı. İki etkinlik de girişimcilere destek vermek için çok önemli.

 

Bugün Hilton Oteli’nde ekonomi dünyasına katkı sağlayacak iki önemli etkinlik var. Bunlardan birincisi gazetemizin düzenlediği “Hızlı Balık Ödülleri"nin final gecesi. 14 sektörle marka ve ihracat alanlarında 16 firma bu gece ödüllendirilecek. Binin üzerinde firmanın başvurduğu ödüllerin, Türkiye’deki pek çok girişimci adayı ya da kurulu şirket için iyi bir örnek oluşturacağına eminim.

Bir diğer önemli etkinlik ise öğlen saatlerinde. Ernst and Young’ın Milliyet ile birlikte düzenlediği Yılın Girişimcisi Yarışması'nın final toplantısı yapılacak. Dördüncüsü düzenlenecek yarışmada bu yıl ilk kez sosyal girişimcilik alanında da ödül verilecek. Üç yıldır yılın girişimcisini Türkiye’de seçip Monte Carlo’da tüm dünyadan gelen girişimcilerle tanışmasını ve yarışmasını sağlayan ekip, bu yıl sosyal girişimciliği de ekledi kategoriler arasına. Merak ettim sosyal girişimcilik kategorisinde yarışacakların kimler olduğunun listesini istedim.

Finale kalan üç girişim öyküsü de ilgimi çekti. Aslında katılanlardan ikisini biliyordum, diğerini ise ilk defa duydum. Ama birbirinden ilginç üç öyküyü yeniden okumak beni mutlu etti, Türkiye’de yeni bir kavram olan sosyal girişimcilik geleceği açısından umut verdi.

Projelerden birincisi Ebru Baybara’nın Cercis Murat Konağı. Benim gibi eğitim kökeninizde arkeoloji-tarih varsa eminim siz de Mardin’in âşığısınızdır. Gezmeye, görmeye doyulmayacak bir yerdir bu şehir. İşte bu şehirde İstanbul’da Mardinli bir ailenin kızı olarak doğan Ebru Baybara’nın işlettiği bir konak burası. Profesyonel turist rehberliği yaparken 1999 yılında eşi ve küçük kızıyla şehre yerleşmiş. Rehberliğe devam ederken şehirdeki turist grubu yemekten hoşlanmayınca ailesinin oturduğu evde Mardinli kadınların yardımıyla bir sofra kurmuş. Bu tecrübeden sonra 2000 yılında açtığı Cercis Murat Konağı’yla 60 kişiye iş yaratmış. Ayrıca şehirde bir gastronomi merkezi, şarap atölyesi kurulmasına öncülük edip, reçel üretimini de son aşamaya getirmiş.

 

Van Gölü'nü yaşatmak

Gelelim bir diğer öyküye.. Doğa Gözcüleri Derneği’ne. Van’daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin araştırma görevlisi Mustafa Sarı, göldeki kefal üzerine araştırmalar yapmaya başlar. O gölü daha doğrusu bölge halkının deyimiyle denizi bilen bilir. Müthiş bir doğa harikasıdır. Sodalı suda o balık nasıl yaşar bir türlü akıl sır erdiremedim ama o balıkla başlayan bilinç Sarı’yı ve yine o bölgedeki mühendis, iktisatçı ve biyolog, üniversite öğrencilerini bir araya getirmiş. Toplumda ekoloji bilincinin oluşmasını sağlayarak doğal kaynakların tüketilmeden korunarak kullanılması ve bu yolla dünya zenginliklerinin gelecek nesillere devrinin sağlanması amacıyla Van’da bu derneği kurmuşlar. Ahdamar Adası ile Tatvan Van arasında işleyen yolcu gemileri ile içinde barındırdığı canlı türleriyle bu gölü yaşatmak için el ele veren gönüllülerin hikâyesi de çok ilginç. Urartular'a başkentlik yapmış ve Tuşba olarak da bilinen bölgedeki koruma-gelecek nesillere aktarma hedefli bu gönüllü hareket tam şapka çıkartılacak nitelikte.

Gelelim bir başka sosyal girişimcilik öyküsüne. Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği’ne. Aslında kuruluş öyküsü hayli ilginç bir sivil hareket bu. Erzurum’daki Et Balık Kurumu’nun özelleştirmesine karşı çıkmak için kurulmuş. Sonrasında çalışma alanını bölge çiftçilerinin sorununa çözüm bulma noktasına kaydırmış. Özellikle organik tarım konusunda uzmanlaşma yoluna gitmiş, Birliğin başında Nazmi Ilıcalı var. Ilıcalı şu aralar bölgedeki üreticiyi bir sivil örgüt çatısı altında toplayarak tarımsal girdileri ucuza almaları ve rekabetçi ortamda var olmaları için çalışıyor. Bu sivil örgütün bir de Daphan Organik Tarım AŞ adlı üreticinin ürünlerini pazarlayan kârdan çok üreticiyi bilinçlendirmeyi hedefleyen kardeşi var.

Kısaca birbirinden ilginç sosyal girişimcilik öyküleri bunlar. Ernst and Young’ın girişimcilik yarışmasının Türkiye’ye gelmesinde ufak da olsa katkısı olanlardan birisi olduğum için açıkçası özellikle bu öyküleri duydukça mutlu oluyorum. Tabii Ernst and Young’ın Türkiye Genel Müdürü Osman Dinçbaş, kısa bir süre önce bu kurumdan ayrılan ve Carlyle Grubu’nun Türkiye Temsilcisi olan Can Deldağ, yine Ernst and Young’dan Başak Vardar ve tüm Milliyet ekonomi servisi bu yarışma için büyük emek vermişti, hâlâ da veriyor. Yanlarında olmasam da heyecanlarını paylaşıyorum.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.