Bu site, 31 Mayıs 2004 - 16 Ekim 2010 tarihleri arasında yayınlanan haber ve yazıları Referans Gazetesi arşivinde bulabilmeniz için açık kalacaktır.

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Doların geleceği

11.12.2006 | Erhan Aslanoğlu | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

İçeride AB ile ilgili gelişmelere odaklandığımız şu günlerde dışarıda bizi de yakından ilgilendiren euro/dolar paritesinde hızlı hareketler yaşanıyor. Geçtiğimiz perşembe gününe kadar FED’in faiz indireceği, AMB’ın faiz artırımlarına devam edeceği senaryosu dolara çok güç kaybettirdi. Fakat, Perşembe günü AMB’nın faiz artışına yönelik çok sert mesajlar vermemesi, cuma günü de ABD istihdam verileri dolardaki bu değer kaybını frenlemiş görünüyor.

Yarın FED’in toplantısı var. Uluslararası piyasalar toplantıdan nasıl bir mesaj çıkacağı üzerinde odaklanacak. Bize göre gelişmeler ABD’nin bir resesyona yakın olduğunu çok desteklemiyor. Bernanke de son konuşmasında büyüme konusunda kaygılı olmadığını vurgulamış hatta 2007’de büyümenin tekrar güçleneceğini söylemişti. Son istihdam verileri Bernanke’yi rahatlatacak nitelikte görünüyor. Kasım ayında istihdam beklentilerin oldukça üzerinde 132.000 artış gösterdi. Yüzde 4,5 olan işsizlik rakamlarının doğal oranına yakın olduğu düşünülüyor.

 

ABD ekonomisi yavaşlıyor

Bütün bu veriler elbette ABD ekonomisinin bir yavaşlama sürecinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ekonominin tümüne yayılmayan özellikle otomobil ve konut sektörlerinde açık olarak hissedilen bir talep düşüşü söz konusu. Korkulan konut sektöründe yaşanan bu yavaşlamanın refah etkisi yoluyla tüketim harcamalarının tamamını etkilemesi. Bu kanıya varmak için erken olduğunu hatta verilerin bu görüşü çok desteklemediğini söylemek mümkün.

Evet, konut talebinde düşüş var fakat FED’in son yayınladığı verilere göre ABD’de hane halklarının sahip olduğu gayrimenkullerin değeri bu yılın 3.çeyreğinde 20,5 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu değer bir yıl öncesine göre 1,6 trilyon dolar daha fazla. 1999 yılında 10 trilyon dolar civarında olan değerin yaklaşık iki katı. Tüketicinin refah kaybını hissetmesi için bu değerlerde hissedilir düşüş olması gerekiyor.

Servet etkisini gösterebilecek olan diğer bir veri hisse senetlerinin piyasa değeridir. Son veriler bu rakamın 19,3 trilyon dolar civarında olduğunu, bir yıl öncesine göre 1,4 trilyon dolarlık bir artışı ifade ediyor. 2002 yılında bu değer 11 trilyon dolar civarındaymış. Hanehalklarının sahip olduğu hisselerin değeri ise (doğrudan ya da fonlar yoluyla dolaylı yoldan)  9.9 trilyon dolar olarak görünüyor. Bu rakam geçen yılın 500 milyar dolar üzerinde. Bu değer 2002 yılında 6.5 trilyon dolarmış.

 

Faiz indirimi beklenmiyor

Gerek gayrimenkul gerek hisse senetlerinin son değerleri servet etkisi yoluyla bir tüketim azalmasına işaret etmiyor. Bu nedenle konut ve otomobil dışında ekonominin geneline yayılmış ya da yayılabilecek bir resesyondan söz etmek şu an çok kolay değil. Son yayınlanan istihdam verileri dahil birçok veri de bu görüşü destekliyor. FED’in yarınki toplantısında faiz indirimlerine yaklaşıldığına dair işaretler vermesini çok beklemiyorum. Aksine ekonominin gücünü önemli oranda koruduğunun vurgulanmasını ve enflasyon riskinden söz edilmesini daha olası görüyorum. FED’in yakından izlediği kişisel tüketim harcamaları deflatörünün yıllık artışı yüzde 2,4. FED’in açık olmayan hedefi ise bu rakamın yüzde 1-2 arasında olması. Petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareketlendiği ve büyümenin görece yavaşladığı söylenilen bir dönemde yüzde 2,4’ü bulan enflasyonu düşünürsek, FED’in faiz indirim sinyali vermesi zor görünüyor. Aksine artırım yönünde bile sinyaller verilebilir.

Sonuç olarak, doların son dönemdeki değer kaybının aşırı bir tepki olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde beklentiler daha rasyonel bir noktaya doğru gelecektir. Bu durum yüksek cari açık ve bütçe açığı veren ABD ekonomisinin orta vadede doları daha güçsüz kılabileceği gerçeğini fazla değiştirmiyor. Fakat, piyasaların son günlerdeki hareketleri faiz beklentilerindeki değişimden kaynaklanıyor görünüyor. Faiz hareketlerinin henüz doğru fiyatlanmadığını, doların kısa vadede bu kadar değer kaybını getirecek bir durumun henüz olmadığını düşünüyorum.   

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya radikalreferansarsivi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.