Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Rss Göster

Yorum

Hasan Ali Toptaş’ı Okumak

04.11.2006 | Mensur Akgün | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Nobel'i olmasa da Hasan Ali Toptaş, Orhan Pamuk kalibresinde bir yazar. Gerçekten de olağanüstü bir dil ve kurgu ustası. Ustalığını da, en azından okuduğum kadarıyla, okuru yönlendirmekte, ona ahlak ya da siyaset dersi vermekte kullanmayan ender insanlardan. Kendinle hesaplaşıyor.

  

Hasan Ali Toptaş benim kuşağımın layık olduğu kadar tanınmamış önemli yazarlarından. Uykuların Doğusu romanının arka kapağında yazıldığına göre 1958’de Denizli’nin Çal ilçesinde doğmuş. İlk öykü kitabı Bir Gülüşün Kimliği’ni 1987’de, benim geçtiğimiz günlerde tesadüfen bulup okuduğum muhteşem romanı Sonsuzluğa Nokta’yı ise 1992 ’de yazmış. Toptaş’ın Cevdet Kudret, Yunus Nadi ve daha pek çok ödülü var.

Nobel’i yok, ama analizine güvendiğim ve bu yazının başlığını kitabından esinlendiğim Yıldız Ecevit’e göre Hasan Ali Toptaş, Orhan Pamuk kalibresinde bir yazar. Gerçekten de olağanüstü bir dil ve kurgu ustası. Ustalığını da, en azından okuduğum kadarıyla, okuru yönlendirmekte, ona ahlak ya da siyaset dersi vermekte kullanmayan ender insanlardan. Kendinle hesaplaşıyor. Hesaplaşmaktan büyük bir haz alıyor ve veriyor.

Sizi öylesine yakalıyor ki, mesela Sonsuzluğa Nokta’yı bir gecede okuyorsunuz. Tüm diğer işler sizi beklerken, sadece meraktan açtığınız bir kapak sizi içine çekiyor ve sarıp sarmalayıp sonuna kadar sürüklüyor. Zamanın nasıl geçtiğini, nereden nereye geldiğinizi, hatta kim olduğunuzu bile unutuyorsunuz. Bir an önce kitap hakkında konuşmak ve yazmak istiyorsunuz.

Gönül rahatlığıyla post modern diyebileceğim bir üslup ve kurgu ile yazılmış olan kitap, tam bir anlatı ve betimleme mucizesi. Kitabın normal şartlarda, yani standart romanda, kahramanı olması gereken figürünün hissedişlerini kendinizinkilermiş gibi hissetmemeniz çok zor.

Kitap, benzeri yöntemle yazılmış pek çok başka kitap gibi birden çok okumaya müsait. Size kendi okumamı anlatıp, aklınızı benim sonucumla rehin almak istemem. Eminim her okuyucu kitaptan kendi sonucunu kendisi çıkartacaktır. 

Fakat okurken kasabadan, kasabalılıktan ve kasabalılığın içinde barındırdığı değerlerden kaçışı, romanın ana figürünün bu değerlerin somutlaşmış hali olan babasına dönüşmekten korkuşunu lütfen dikkate alın.

Kitabın başından itibaren yavaş yavaş fiziksel ve duygusal olarak uzaklaşılan adsız bir kasaba var. Kaçışı simgeleyen otobüs yolculuğu ile başlıyor roman ve ana figürü yatağa bağlayan, dolayısıyla da hayatı daha fazla düşünmesine yol açan kazanın nasıl olduğuyla sona eriyor. 

Kaçışa rağmen şehirde de bir şey yok. Sadece boğuntu, kalabalıklar ve çok arka planda ölümlerle sonuçlanan siyasi mücadeleler var. Bir de benzeşmeler ve dönüşümler. 

Trompet ile özdeşleştirilen bir kadın, yani ana kişinin karısı bunlardan biri. Ama asıl dönüşen ya da bizi dönüştüğüne inandıran romanın anlatıcısı. Bazen kendi ellerinin babasının ellerine dönüştüğüne, bazen babası gibi düşündüğüne inanıyor ve bizim de inanmamızı sağlıyor. Bazen de çatışmada ölen ve her açıdan hayranı olduğu İsvan’a dönüştüğünü bir başkasının aklından anlatıyor.

Kitap, metaforik bir terk edilişle sonuçlanıyor. Terk eden aslında kadın, yani ana kişinin, anlatıcının, belki de yazarın karısı ama aynı zamanda karısında ifadesini bulan değerler de. Yani onu hiçbir zaman kucaklamayan şehir, kalabalıklar, başucundaki sahte Van Gogh’ta, evinin abartılı perdelerinde, hantal vitrinlerinde ifadesini bulan “mış gibilik .

Ancak, Hasan Ali Toptaş anlatılmakla anlatılacak biri değil. Mutlaka okunması, okunduktan sonra tartışılması, tartışılıp anlaşılması gereken bir yazar. Tam bir anlatım, üslup ve kurgu ustası. İnsan, eşya ve mekan ilişkisini anlattığı 118. sayfası dahi 197 sayfalık Sonsuzluğa Nokta’nın okunmasına yeter ve değer...

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.