Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Elitis'ten Pamuk'a Nobel ödülleri

14.10.2006 | Ariana Ferentinou | Analiz

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

1978 yılının sonlarında bir güz akşamı, Yunanistan’ın Nobel ödüllü şairi Odysseas Elitis’in Atina’nın aristokratik mahallelerinden Kolonaki’deki yalnızca iki odadan oluşan küçük apartman katındaydım. Orada şairin eski bir dostu olarak bulunuyordum. Kendisiyle 1968 yılında, daha lise öğrencisiyken tanışmış ve okul gazetesi için onunla bir söyleşi yapmıştım. Sonraları, ben de şair olmayı kafama koyduğumdan bu büyük ozanı her hafta ziyaret etmeye, onun düşüncelerini ve öğütlerini dinlemeye başladım. Bana her söylediğini son derece ciddiye alıyordum.

Ama 1978 yılında şair olma hayallerimi artık bir yana bırakmıştım. Yunanistan’dan ayrılıp Avrupa’da yaşamaya başlamış ama ne zaman Atina’ya gelsem bu büyük ama münzevi şairi ziyaret etme alışkanlığımdan vazgeçmemiştim.

Kolonaki’deki küçük apartman katına gittiğim o güz akşamı onu telefonda konuşurken buldum. Bana kapıyı açtı, bir koltuğa buyur etti ve telefondaki konuşmasını sürdürdü. Aynı kuşaktan kendisi gibi şair olan ve sık sık akıl danıştığı yakın dostu Nikos Gatsos ile konuşuyordu. Gatsos da Elitis kadar olmasa bile güçlü şiir yeteneğine sahip bir sanatçıydı. Bu şiir yeteneğinin büyük bir bölümünü Manos Hacidakis’e şarkı sözleri yazarak kullanıyordu. Gatsos, Nobel ödüllü Yorgo Seferis ya da Odysseas Elitis gibi önde gelen edebiyat adamlarından birisi olmasa bile, onların şiirleri üzerine sıkı eleştirileri dile getirmekten sakınmıyordu. Bu iki ünlü şair de bu eleştirileri karşı koymadan dinliyorlardı.

Ama o akşam tanık olduğum telefon konuşması şiir üzerine değildi. Nobel Edebiyat Ödülü üzerine konuşuyorlardı. Yorgo Seferis’in 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Yunanlı olmasının üzerinden 15 yıl geçmişti. O sıralarda Atina’da yaygın olan söylentilere göre İsveç’te Nobel Ödülü'nü kimin alacağına karar veren bilge adamlar bir kez daha bir Yunanlı sanatçı üzerine duruyorlardı. Atina’da dolaşan her türlü edebiyat söylentisinden haberdar olan Gatsos, Elitis’e Nobel adayları arasında adının geçtiğini ve hayli destek gördüğünü söylüyordu. Ne de olsa, Yunanistan yedi yıl süren karanlık bir askeri diktatörlükten yeni çıkmış, demokrasisi iyi kötü yerleşmiş ve Yunanlı entelektüeller de askeri diktaya karşı gösterdikleri direnişten dolayı Avrupa’da el üstünde tutulur olmuşlardı.

Ben orada öyle otururken telefon konuşması işin ayrıntılarına kadar uzadı. Anlaşılan Gatsos Elitis’e bir kez aday gösterildikten sonra birkaç aya kadar gerekli belgeleri vermesi gerektiğini açıklıyordu. Bürokrasi ve kendi reklamını yapmaktan her zaman nefret eden Elitis ise bu karmaşık adaylık sürecinde neler yapması gerektiğini dinlerken giderek sabrının tükendiğini gösteren bir tavır takınmaya başladı. Gatsos, komünist Yunanlı şair Yannis Ritsos’un her yıl Nobel Ödülü'ne aday olmak için başvurduğunu anlatıyordu anlaşılan. Ritsos tam dokuz kez reddedilmişti.

Elitis telefonu kapattıktan sonra bana dönerek “Bu bürokrasiden nefret ediyorum. Eğer şair olarak beni beğeniyorlarsa beni seçsinler” dedi. Ona ödül olarak verilen parayı ne yapmayı düşündüğünü sordum. “Bilmiyorum. Belki Kifisya’da bir ev alırım” diye yanıtladı beni, Atina’nın kuzeyindeki, yeşillikler içinde güzel bir banliyöden söz ederek.

Bu sohbetimizden birkaç gün sonra da Atina’dan ayrıldım. Sonra, o akşam tanık olduğum telefon konuşmasını ve sohbetimizi unuttum. Elitis’in Nobel Edebiyat Ödülü'nü alabileceğine ihtimal vermiyordum zaten. Gerçi büyük bir şairdi ama başka dillere çevrilmesi hayli zordu. Ödülü, neden yeniden bir Yunanlıya versinler diye düşünüyordum.

Ama Elitis, 1979 yılının kasım ayında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. O sıralar Londra’daydım ve Elitis’in ödülünü İsveç Kralı'ndan aldığı töreni televizyondan izledim. Ödülün gerekçesinde, “Yunan geleneğinin çerçevesinde, çağdaş insanın özgürlük ve yaratıcılık için verdiği mücadeleyi duyumsal ve entelektüel bir açık görüşlülükle dile getiren şiiri” için Elitis’in layık görüldüğü belirtiliyordu.

Ertesi yıl, 1980’de Sovyetler Birliği Yannis Ritsos’a Lenin Ödülü'nü verdi. Ritsos, ödülü aldığında, “Bu ödül benim için Nobel’den daha değerlidir” diye konuştu.

Doğal olarak edebiyatın yaşamımızdaki yeri o günden bugüne değişmiş değil. Eminim ki Orhan Pamuk, adaylık başvurusu için dosya hazırlamak ve Stockholm’e göndermek gibi insanın sabrını tüketen bir işle uğraşmamıştır. 1970’lerde edebiyat tanıtımcıları ve yönetmenleri Yunanistan’ın entelektüel çevrelerinde bilinen mesleklerden değildi. Bana kalırsa, o eski zamanların katı tutumlu edebiyat adamları, bu meslekleri bilselerdi bile, bu tür işleri küçük görmekten geri kalmazlardı.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.