Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

Çok Okunanlar Çok Okunanlar

-->
Rss Göster

Fokus

İtiraf(.com) çağına giriş

27.05.2006 | Özcan Yüksek | Analiz

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Fransız düşünür Rousseau'nun itiraflarını yayınlamasıyla birlikte, Batı bir itiraf çağına girmişti. İkinci itiraf çağı ise sanal dünyanın gerçekliğinde vücut buldu. Zamanında söylenememişlerin yükünden kurtulma arzusu, itiraf arzusu, artık bastırılamaz hale geliyor.

 

Rousseau, öyle bir iş tasarlar ki şimdiye kadar ne eşi görülmüştür, ne de onu bu şekilde gerçekleştirmeyi biri aklından geçirecektir. Ne yapar? Kendi benzerlerine, bundan üç asır kadar önce, tabiatın bütün gerçeği içinde bir insan gösterir. Bu insan kendisidir. Rousseau’nun ‘İtiraflar’ı böyle dökülür ortaya. Bugün hala bu itiraflar okunuyorsa eğer biraz türünün ilk örneği, erişilmez örneği olduğu için, biraz da yalnızca Rousseau’yu değil bizi de yansıttığı için olsa gerektir.

Fransız düşünür, kıyamet borusunun çalmasına aldırmaz ve Büyük Yargıcın karşısına bu itiraflarla çıkar. Yüksek sesle haykırır; işte bunu yaptım, bunu düşündüm, bu oldum. Hiçbir kötüyü saklamadım, hiçbir iyi şey eklemedim. Ta başından, doğumundan itibaren her şeyi anlatmaya başlar.

Modern toplumun başlangıcında burjuva sınıfı, işliklerin ve ticaretin gelişmeye başladığını görürüz; ama işte bu başlangıçta Rousseau’nun itirafları da vardır.

Gelişmiş Batı toplumu Rousseau’nun ağzından ilk büyük itirafı yaptı ve Katolik kabuğunu kırdı. Demir kafeste yalnızca papaza yapılan itiraftan farklıydı bu. Herkese, tüm insanlığa açık bir itiraftı. Gizli, karanlık kafesinden kurtulmuş bir itiraf.

Çocukluğunda kaldığı bir malikanede aşırdığı gümüş işlemeli giysi şeridi yüzünden meydana gelenleri itiraf eder örneğin. Çünkü o şerit kendi üzerinde bulunmuştur ama  Rousseau bunu evin hizmetçi kızından aldığını iddia eder. Hizmetçi kız suçlu ilan edilir.

Talihsiz kızın gözyaşları içinde son sözü şu olur: “Ah Rousseau, ben sizi iyi ahlaklı bir insan sanıyordum. Beni çok bedbaht ediyorsunuz. Fakat yine de sizin yerinizde olmak istemezdim.”   

Modern toplum itiraflar çağına böylece girdi. Artık itiraflar yalnızca Tanrı’ya ve onun kafesin dışında gölgesi gözüken temsilcisi papaza yapılmayacaktır. Şeffaf bir zamana giriliyordur…

Toplum ne kadar şeffaflaşırsa şeffaflaşsın yine de Rousseau cesaretinin herkese yayılması kolay değildir. Üstelik demir kafeste bile olsa günah çıkarma imkanı sorunu bir ölçüde çözüyordu. Ne var, giderek din dışı hayatın genişlemesi de bu sorunu kilisedeki kafesin dışına çıkarıyordu.

Sebeplerine girmek gerekmesin; insan itiraf etmezse kendini iyi hissetmez. Katoliklerin çözüm yönteminden farklı olarak ilksel toplumların türlü zengin "arınma" ritüelleri vardı. İçlerindeki kötülüğü atamazlarsa yaşayamıyorlardı. Örneğin hastalığın sebebi bu kötülüklerdi.

 

Yeni zaman

Toplum şimdi yeni bir itiraf çağına girmiş gözüküyor. Rousseau’dan epey sonra itirafların tüm küçük kafesleri kırılmaya başlandı. Hatta itiraf etmek, yeni bir ilişki kurmanın, yeni itirafların hazırlayıcısı haline geldi. Bu durumu sağlayan da internetin muazzam yayılma gücü; yer, zaman, hatta kimlik duygusunu ortadan kaldırma özelliğiydi.

Daha tuhafı, internet aracılığıyla Türk toplumunun açık ara öne geçmesidir.

Ya Türk toplumu Rousseau’cu itiraf zamanına girmek için böyle bir aracın ortaya çıkmasını bekliyordu ya da Türkiye’nin geleneksel ile modern yaşam arasında kalmışlığı bu itiraf patlamasına yol açtı.

İtiraf.com sitesinin etkisi Amerikan akademik çevrelerine kadar ulaştı. Türk toplumundaki bu itiraf patlamasını bu gelişmeden de anlıyoruz. Cosmopolitan dergisinin Türkiye’deki internet sitesi de genç kız ve erkeklerin sakladıkları derin sırları itiraf etmelerine imkan tanıyor. Siteye itiraf etmek için girenler olduğu gibi itirafları okumak için girmek de serbest. Zaten itiraf eden asla tanımadığı bu tanımsız okuyucu için itiraf bırakıyor.

 

İtiraflar geçidi

Cosmopolitan dergisi son sayısında bu itirafları bir kitapta toplamış. Kitaptaki itiraflardan bir tanesi şöyle:

“Moralim Sıfır. Daha yeni oluşan bir birlikteliğim var. Erkek arkadaşım çok seksi olduğumu söylüyor ve her seferinde benimle birlikte olmak istiyor. Ben de geçen gün dayanamadım ve onunla ön sevişme yaşadık. Ama eve gelince annemden o kadar utandım ki… Anne senden gerçekten çok özür dilerim ama dayanamadım./Buse, 21, İstanbul”

Bir itiraf daha:

“Aynasız Sevdiğim. Eğer polis bir sevgiliniz varsa, diğerlerine davrandığınız gibi davranamazsınız. Eski kız arkadaşlarınız tarafından asla taciz edilemez, kendine çok güvendiği için yanında bir hiç olursunuz. Arkadaş ortamında ona olan ilgiyi kıskanırsınız. Çapkınlık yapamaz, yalan söyleyemezsiniz. Sert bir mizacı olduğundan kölesi olursunuz. Gece çıktığı görevlerinde hesap soramazsınız, sizi istediği kadar kızdırsın, sıkıysa el kaldırın. Eski sevgilim hem çok iyi hem de çok güçlü bir polisti. Muş, 27, İzmir.”

 

Bir itiraf daha:

“Çok güzel başlamıştı her şey. Her şeyin ilkini onunla yaşadıktan sonra,  saçma bir nedenle beni bıraktı. Albüm çıkarmak için İstanbul’a gideceğini söyledi. Bu ani kararları verirken ben hayatının neresindeydim bilmiyorum. İçimde öyle bir nefret var ki… Eğer ona zarar veremezsem bu kin beni bitirecek. Kendimi kullanılmış hissediyorum. Gururumla oynadı. Artık tek isteğim onun ölmesi. Emel, 23, Aydın”

Bu da son olsun:

“Sadece Sekiz Ay Oldu Ama. Evleneli sadece sekiz ay oldu üstelik kocam askerde. Ben şu an onu çalıştığım iş yerindeki patronumla aldatıyorum. Hiç pişman değilim çünkü evlendikten sonra kocam çok değişti, bana çok kötü davranmaya başladı. Beni arayıp sormuyor bile ama ben onunla evlendim diye çirkinleşmedim. Beni erkekler hala çok beğeniyor, bir de kocam anlasa bunu her şey ne güzel olacak. Şimdi patronumla çok mutluyuz. Onunla beraberken hiç pişmanlık duymuyorum çünkü kocam bunu çoktan hak etti. Sanırım o da askerde birini buldu. Kara Melek, 23, Aydın.”

Aslında bu yeni itiraf çağının, Türkiye’nin yaşadığı yeni ahlaki kırılmanın dışında özellikleri de var.

Deborah Lupton, “Duygusal Yaşantı” adlı incelemesinde insanın en derin hislerini başkalarına itiraf etmesinin temelinde, kendini sahici bir şekilde ortaya koyma çabasının bulunduğunu belirtiliyor. Toplumun bir itiraf patlaması yaşamasının ana nedeni olarak bunu koyuyor. Sanal olandan kurtulma ve sahicileşme çabası.

Sanal hayatlarda kurulan sosyal ilişkilerde candanlık, samimiyet ve sahicilik az rastlanan durumlar. İnsanlar, yapay ilişkiler, gerçeği saklayan ilişkiler, rumuz kimliklerle kurulan ilişkiler içinde gerçeği kendi içinde saklıyor. Ve gerçek, insanın içinde artık saklayamayacak kadar birikiyor. Zamanında söylenememişlerin yükünden kurtulma arzusu, itiraf arzusu, artık bastırılamaz hale geliyor.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.