Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Rss Göster

Karşı Yorum

Şeytanın küresel cennetten kovulması

02.11.2005 | Misafir Yazar : | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Serdar Kaya-Ekonomist

Bir süredir Zaman gazetesinin sayfalarında Atilla Yayla ile Etyen Mahçupyan arasında ilginç bir polemik yaşanıyor.
Etyen Mahçupyan, "modernite dışında" ve "liberal olmak zorunda olmayan" farklı bir demokrasi anlayışından söz ediyor ve liberallerin günümüzde yaşanmakta olan zihinsel açılımları kavrayamadıklarını, modernitenin ideolojik meşruiyetini yitirdiğini ve otoriter ve rölativist yaklaşımların dışında bir zihniyete atıfta bulunan yeni bir demokrasi anlayışının doğduğunu ifade ediyor.
Mahçupyan'ın son olarak, tam olarak söz konusu polemik çerçevesinde olmasa da, reel sosyalizmin sona ermesinin (ya da liberalizmin zaferinin) küresel bazda doğurduğu çarpıklıkları dile getirmesi, önceki ifadelerine bir ölçüde derinlik kazandırdı. Mahçupyan'ın sözünü ettiği çarpıklık, küreselleşmenin, moderniteyi "tarihin sonu"na oturtan bir anlayışın tesirinde gerçekleşiyor olmasının, Müslüman dünyayı Batı'nın gettosu konumuna itmesinden kaynaklanıyor. Birlikte barış içinde yaşayabilmenin mümkün olabilmesi için, farklı kimliklerin karşılıklı beslenerek kendilerini özgürce geliştirmelerinin bir ön şart olduğunu ifade ediyor Sayın Mahçupyan.
Modern Batı dünyasının, "tarihin sonu"na konuşlandırdığı kendi kimliğini, diğerlerinin özgüvenini ezecek biçimde dayatması ve modernitenin hakimiyet esaslı politikalarla şiddet kültürünü kanıksatması ve meşrulaştırması, her ne kadar akla ilk olarak Orta Doğu ve İslam alemini getirse de, gettolaşmanın Batı'dan farklı bir kültürel aidiyet hissi taşıyan diğer toplumlar için de geçerli olduğu hatırlanarak bu çerçeve daha da genişletilebilir elbette.
Mahçupyan'ın argümanlarına karşılık, Atilla Yayla, daha genel bir değerlendirmeyle demokrasinin bir ideoloji olmadığını belirterek, liberalizmin bireysel hak ve özgürlüklerin bir ifadesi olduğuna vurguda bulunuyor.
Bu polemik her ne kadar ilginç olsa da, tartışma yanlış bir düzlem üzerine oturuyor.
Zira, liberalizmin küresel zaferinin, bazıları tarafından "şeytanın cennetten kovulması ve mutlu dönemin başlaması" olarak anlaşıldığı doğru. Ancak, buna neden olan, liberalizmin temel prensipleri değil, Batı'nın kültürel rölativiteden bihaber (eurocentric) algıları ve bu algıların (Mahçupyan'ın da belirttiği gibi) dayatmalarla ifade bulması. Küreselleşmenin, "geri kalmış insanlara medeniyet götürme"si şeklindeki anlayışın, Batı'nın dışındaki kimi kesimlerde dahi hakim olması, "tarihin sonu" paradigmasının ne denli müessir olduğunun bir göstergesi.
Güçler arasındaki ölçüsüz dengesizliğin medeniyetler arasındaki etkileşimi tek yönlü kılması ile Batı'nın tek taraflı bakışının birleşmesi ölçüsünde de bu durum olağanlaşıyor.
Ancak modernitenin ve liberalizmin Batı'daki algı darlığı, demokrasiyi bir ideoloji olarak gören ve bireyi farklı bir şekilde tanımlayan yeni bir zihinsel açılımın sorgulanmasına engel teşkil etmiyor. (Hal-i hazırda belli bir mana ifade eden bir kelimeyi farklı bir şekilde yeniden tanımlamaya çalışmak da ayrıca eleştirilebilir.)
Diğer yandan, Sayın Yayla'nın, şu ana dek konuyu mümkün olduğunca küreselleşmeden uzak tutarak teoriye odaklanması son derece yerinde olsa da, liberal dünyanın mevcut problemler karşısında herhangi bir değer sistemi üretmeyip kayıtsız bir tutum sergilemesinin, liberallerin, yaşanmakta olan sürecin sonuçlarını da her zamanki gibi "optimum" olarak yorumlayacakları yönünde bir intiba doğurmadığını söylemek de pek mümkün değil.
Kendisini liberal olarak tanımlamayan kesimin, sıklıkla üzerinde durduğu küresel problemleri liberalizme fatura etmekten ziyade, alternatif argümanlarını daha net bir şekilde ortaya koymaya ihtiyacı var. Mahçupyan, "modernite dışında" olduğunu ifade ettiği yeni demokrasi anlayışını henüz yeterince izah etmiş değil. Bu noktada da, özellikle bireyi nasıl tanımladığı sorusu öne çıkıyor.
Ancak liberal kesim de, kontrolsüz her geçişin acılara gebe olabileceğini ve bazı şeyler sırf öyle yaşandı diye sonuçlarının veri kabul edilemeyeceğini fark etmeli. Hepsinden önemlisi de, sadece Batılı fertlerin "birey" olmadığını hatırlamalı.

( KB)

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.