Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Adının bilinmesinden rahatsız olan yabancı çifte vergiden endişeli

21.10.2005 | Ufuk Korcan | Haber
Adının bilinmesinden rahatsız olan yabancı çifte vergiden endişeli

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült

Yatırım araçlarına uygulanacak stopajla ilgili belirsizliklerin yabancı yatırımcıları endişelendirdiğini söyleyen Pricewaterhouse Coopers Türkiye ortaklarından Faruk Sabuncu, yasal düzenlemelerle desteklenecek beyan usulünün vergilendirme için en doğru yöntem olduğunu belirtiyor.

2006 yılından itibaren borsa ve hazine bonosuna getirilecek olan yüzde 15 oranındaki vergiyle (stopaj) ilgili tartışmalar sürüyor. Hisse senedi gelirlerinden alınacak verginin hesaplanmasında çok sayıda banka ve aracı kurumun zorlanacağı düşünülürken, hazine bonosuna getirilecek vergiyle ilgili olarak da yabancıların çifte vergilendirme konusundaki belirsizlikten rahatsız oldukları ifade ediliyor.
Pricewaterhouse Coopers Türkiye ortaklarından Faruk Sabuncu, yabancılara özel vergi numarasının getirilmesinin sorunları çözmeyeceğine dikkat çekerek "Türkiye için stopaj yerine beyan esasına dayalı vergi toplama en uygun yöntemdir. Stopajda banka ve aracı kurumlara ciddi sorumluluk yükleniyor. Pratik olarak sistem iyi kurulursa aşılabilir ama büyük banka ve aracı kurumların dışındakiler zorlanacaktır. Çünkü hesaplama oldukça zor. Teminat için verilecek senetler var, açığa satışlar var, banka ve aracı kurum olmadan yapılan işlemler var" diyor.

Beyan usulü esas alınmalı
Beyan esası uygulanmasında banka ve aracı kurumlara yaptığı işlemi bildirim yükümlülüğü getirilmesini ve bunun yasal bir yaptırımla desteklenerek sermaye piyasalarından vergi toplanmasını savunan Sabuncu, beyan yönteminin bütün gelişmiş ülkelerde uygulandığını hatırlatıyor. Sabuncu, "Banka ve aracı kurumlar bu sorumluluğu almalılar. Çünkü bugüne kadar bu sektörden vergi alınamadı. Vergi alınmaya karar verildiyse temel vergileme prensibinden beyan esasından vazgeçilmemeli. Siz banka ve aracı kurumların Maliye Bakanlığı'na bilgi vereceğini kanuni hüküm altına alın, herkes yıllık beyannamesini ocak ayında hazırlamaya başlar. Yaptırım olmazsa hayata geçirilemez. Stopaj devlet için en masrafsız vergi toplama türü. Bütün masraf banka ve aracı kurumlarda" diye konuşuyor.
Sabuncu, yabancı yatırımcıların ise yeni vergi düzenlemesiyle ilgili olarak kafalarının oldukça karışık olduğunu söylüyor. Yabancıları tedirgin eden konuların başında vergi yüküyle artacak maliyetin geldiğine işaret eden Sabuncu, vergi numarasıyla isimlerinin ortaya çıkacak olmasının da yine yabancıları endişelendirdiğini kaydediyor. Sabuncu, "Özel kimlik numarası uygulamasına özellikle İsviçre'den gelen yatırımcılarda çok ciddi endişe yaratıyor. Ayrıca ikili vergi anlaşmalarında Maliye Bakanlığı'nın yorumları da yabancılarda tereddütler yaratıyor. Temel hedef diğer ülkelerde olduğu gibi vergi yükünü mümkün olduğu kadar minimize etmek. Gelen yatırımcıların bir kısmı yatırım fonu statüsünde olduğu için genelde vergi ödeyen yerlerde kurulmuyorlar. Dolayısıyla vergi birden bire fonun getirisini düşüren bir neden olacak" şeklinde konuluşuyor.
"Maliye Bakanlığı'nın tezgah üstü piyasa olarak bilinen OTC'de yapılan türev işlemlerin de stopaj kapsama giriyor demesi de endişe yaratan bir diğer konu" diyen Sabuncu, yabancıların türev işlemlerle risklerini azaltmaya çalıştıkları ve bu tür işlemlere getirilecek verginin de belirsizliği artırdığına dikkat çekiyor.

Maliye ve İMKB farklı düşünüyor
Sabuncu, ikili vergi anlaşmalarının hayata geçirilmesi için hazine bonolarının 'kote' olmaları gerektiğini ancak Maliye Bakanlığı'nın bonoların kote olmadığını ifade ettiğini belirtiyor. İkili vergi anlaşmaları hem yabancı hem de Türkçe dilinde olmak üzere iki şekilde yayınlandığını vurgulayan Sabuncu sözlerine şöyle devam ediyor:
"Türkçe olanda bonoların sermaye piyasasına kayıtlı olma deyimi geçiyor. İngilizce'de ise kote olma deyimi geçiyor. Maliye Bakanlığı'na göre hazine bonoları sermaye piyasalarında kote değil. Ama Maliye Bakanlığı'nın koteden başka ikili vergi anlaşmalarından istifade edilebilmesi için aradığı başka şartlar da var. Bunlar, menkul kıymetin sermaye piyasası kuruluna kayıtlı olması, kote olması ve borsada işlem görmesi. Ama ikili vergi anlaşmalarına gittiğinizde sadece kote ifadesi var. Burada Maliye Bakanlığı'nın bir yorum farkı var. İkili vergi anlaşmaları ile Maliye Bakanlığının ortak buluştuğu nokta 'kote olması'. İMKB ve Sermaye Piyasasının bu konuyla ilgili farklı görüşte olmaları da belirsizlik yaratıyor. İMKB, bonoların otomatik olarak sermaye piyasasına yani borsaya kote olduğunu söylüyor. Maliye bakanlığı ise kote değildir diyor ve ilave üç şartı ekliyor. İkili vergi anlaşmalarında bunları görmeyen yabancı yatırımcı da haklı olarak 'bunlar nerden çıktı' diye soruyor."

Oran aslında yüzde 15'ten yüksek
Bono işlemlerinin sadece borsada yapılması gibi bir zorunluluğun olmadığına işaret eden Faruk Sabuncu, "Yabancı yatırımcı diyorki eğer bu kağıt kote ise borsa dışında ben bu kağıdı alıp satarsam Türkiye'de vergi ödemem, çünkü ikili vergi anlaşması beni koruyor. Maliye Bakanlığı da diyor ki hayır, ikili vergi anlaşma hükmü aslında Türkiye tarafından sermaye piyasalarının geliştirilmesi için kabul edilmiştir. Sermaye piyasasında ve İMKB'de işlem görmezse ben ikili vergi anlaşma hükmünden yabancıyı yararlandırmam diyor" açıklamasında bulundu. Yabancıların getiriyi yüksek buldukları sürece Türkiye'ye ilgilerinin süreceğini savunan Sabuncu, 2006'dan sonra alınacak stopajda oranın uygulamada yüzde 15'ten fazla olacağını ifade etti.
Sabuncu sözlerine şöyle devam etti: "Önemli olan vergi matrahıdır. Vergi matrahınız yüksek olursa vergi oranı yüzde 5 olursa ödeyeceğiniz vergi daha fazladır. Vergi matrahının tespitinde birden farklı enstrümanların kar ve zararlarının mahsup edilememesi nedeniyle oran yüzde 15'ten daha yüksek bir orana denk gelmektedir. Örneğin hazine bonosunda zarar ediyorsunuz hisse senedinde kar ediyorsunuz. Ama mahsup edemiyorsunuz. Sonuçta bu bir portföy yatırımı. Bu temel vergilendirme ilkelerine aykırıdır. Yabancıların anlamakta güçlük çektikleri bir nokta da budur. Şu anki taslak tebliğine göre şunu yaptılar. Yılı, 3'er aydan 4 döneme böldüler. Örneğin siz birinci dönemde kar elde ettiniz ve verginiz kesildi bu da banka veya aracı kurum tarafından yatırıldı. İkinci dönemde zarar elde ederseniz birinci dönemde ödediğiniz vergiyi alamıyorsunuz. Ama birinci dönemde zarar edip ikinci dönemde kar ederseniz o zararı indirebiliyorsunuz. Yılda bir niye alınmıyor bunu anlamıyoruz. Genel vergileme böyle yapılır."

( KB)

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.