CengizÇandar |
EyüpCan |
CevdetAşkın |
MeteÇubukçu |
HasanErsel |
MensurAkgün |
BarçınYinanç |
EmreErdem |
VeysiSeviğ - Bumin Doğrusöz |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
Büyümenin geleceği
22.07.2010 | Seyfettin Gürsel | Yorum
Salı günü sanayi üretimi ile tarım dışı istihdam artışlarının 2. çeyrekte beklenin üzerinde bir büyümeye işaret ettiğini belirtmiştim. Açıkçası, geçen yılın bahar aylarında başlayan canlanmanın bu yılın bahar aylarından itibaren gücünü yitirmesini ve 3.çeyrekten itibaren yerini yüzde 4 civarında bir büyümeye bırakmasını bekliyordum. Bu beklentim gerçekleşmeyecek. Bu iyi haber. Kötü haber, net ihracatın büyümeyi büyük ölçüde yavaşlatan durumunun devam ediyor olması.Mayısta mevsim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir ay öncesine kıyasla yüzde 1,9 arttı. Bu muazzam bir artış ve önceki ayların temposunun bir hayli üzerinde. Tabi bir aya bakarak karar verilemez ancak canlanmanın gücünü yitirmediğinin kanıtı. Gelecek ay Haziran üretimi açıklandığında daha iyi bir fikir edineceğiz, ancak beklenti anketleri de büyüme temposunda sert fren işaretleri vermiyorlar.Mart-Nisan-Mayıs dönemini kapsayan istihdam verileri de mevsim etkisinden arındırıldıklarında, tarım dışı istihdamda bir kaç aydır gözlemlenen 100 bin civarındaki aydan aya artış temposunun devam ettiğini gösteriyorlar. Bu da çok yüksek bir artış. Böyle devam etmez çünkü yıllık artış bir milyonu geçer. Bu kadar istihdam yaratacak büyüme de mümkün değil. Ama tempo giderek düşse bile 2. çeyrekte yüzde 10 civarında bir büyüme sürpriz olmayacak. Doğrusu, Haziran verilerini merakla bekliyorum.Haziran ayında öncü veriler soğuk bir duş aldırmazsa, 2010'un ilk yarısında büyüme yüzde 10'un altında olmayacak demektir. İkinci yarıda büyümede olağan dışı bir yavaşlama olmazsa bu yıl büyüme yüzde 7'yi geçer. Tahminim doğrulanırsa, büyümeyi öngörme konusunda gerek yerli gerek yabancı iktisatçılar fena halde çuvallamış olacaklar. Yıl başında yapılan büyüme tahminlerini şöyle bir hatırlayalım. Hükümet Orta Vadeli Programda yüzde 3,5 öngörmüştü. IMF yüzde 4,5. TCMB'nin beklenti anketi yüzde 4 civarında (ortalama) büyüme öngörüyordu. Bu satırların yazarı biraz ürkek yüzde 5'i geçer demişti. Nisan sonunda yüzde 6'yı geçer dedi, daha az ürkerek. Ardından OECD ve IMF tahminlerini yüzde 6'nın üzerine çıkardılar. Yakında yüzde 7'nin üzerine çıkaracaklardır.Neden çuvalladık? Çünkü, iç talebin bu kadar hızlı toparlanacağını tahmin edemedik. Küresel krizin yarattığı güvensizlik ortamında bir yandan dayanıklı tüketim mallarında yaşanan talep şoku, diğer yandan firmaların stoklarını hızla eritmeleri ve yatırım planlarını askıya almaları Türkiye ekonomisinin hızla daralmasına neden oldu. Toparlanma da neredeyse aynı hızla gerçekleşti. 2. çeyrekte kriz öncesi üretim düzeylerinin yakalanmış olduğunu göreceğiz. Artık önemli olan bundan sonrası.Büyümenin geleceği, bundan sonra talebin nereden geleceğine bağlı. Özel tüketimin yüksek tempoda artması olası değil. İki nedenle: Bir, gelirler kriz döneminde artmadı. Daralma büyük ölçüde tasarruf artışından kaynaklandı. Tasarruflar kriz öncesi düşük düzeylerine gelmiş olabilirler. Bunu cari açıktaki hızlı artışa bakarak söylüyorum. Ama daha fazla düşmelerini beklemeyin. Bu zaten hiç iyi olmaz. İki, işsizlik ve uluslararası likiditenin eskisi kadar bol olmaması tasarrufları daha da düşmesini engeller. Özel yatırımlar ise krizden kaynaklanan açığı kapatmak için artmaya devam edeceklerdir. Ancak stok yenilenmesi bitti. Kamunun ise, mali kural 2012'ye ertelense bile, fazla bir katkısı olacağını düşünmüyorum. Hükümet kamu harcamalarında gazı köklemeyi göze alamaz.Geriye, net ihracat kalıyor. Avrupa pazarında talep cılız, Türk Lirası güçlü, Avro zayıf. Enerji ve emtia fiyatları Asya talebi yüzünden yükselme eğiliminde. Yapısal reformlar gündemde değil. Bu koşullarda ithalatın ihracattan çok daha hızlı artması normal. Değmek ki net ihracat büyümeye büyük ölçüde negatif katkı yapmaya devam edecek. Aynı zamanda iç talep artışı da yavaşlayacağından büyüme oranının düşmesi kaçınılmaz. Ama ne kadar?
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.