Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

İflas eden CEO

21.07.2010 | Halil Doğru | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
ABD'de 1930'dan bu yana en kapsamlı reform olarak kabul edilen ve kısaca "Mali Reform" olarak adlandırılan, "Dodd-Frank Wall Street Reform ve Tüketiciyi Koruma Yasası" ABD Temsilciler Meclisi'nden sonra Senota'dan da geçti. Şimdi yasalaşmak için ABD Başkanı Obama'nın imzasını bekliyor. Yasa, geçen haftaki yazımızda da söz ettiğimiz Avrupa Parlamentosu'ndan geçen yasa gibi finansal kuruluşlar ve halka açık şirketlerin yöneticilerine ödenen ikramiyelerin düzenlenmesine geniş yer veriyor. Yasa ile ikramiyelerin bağımsız bir komite tarafından onaylanması, gerçekdışı bilançolara dayalı olarak ödenen ikramiyelerin geri alınması (clawback), ikramiyelere ilişkin kamuyu aydınlatma yükümlülüklerin artırılması gibi konular düzenlenmiş. Yasanın kendisi köşeyi dönerken, yönettiği şirketi batıran, ülkeyi ve dünyayı krize sürükleyen yöneticilere engel olma amacı taşıdığı açık. Yasanın ayrıntısına girmeyi bir başka yazıya bırakmak kaydıyla bugün, Türkiye'deki aracı kurum ve bankalar gibi finansal kurum yöneticilerinin durumuna bir bakalım:
Belki de ileri ölçüde "kurumsallaşmamış" olması nedeniyle Türkiye'de şirket aleyhine işleyen, şirketi iflasa sürükleyen bir yönetici ikramiyesi sorunu yaşanmamıştır. Türkiye'de karşılaşılan sorun, banka ve aracı kurum gibi finansal kuruluşlar ile halka açık şirketlerin mal varlıklarının bu kuruluşların hakim sermayedarlarına hukuk dışı yollarla aktarılması olmuştur. Tabi bu kuruluşların bazı yöneticilerinin, ister istemez bu yasadışı aktarım sürecine katılımı da söz konusu olmuştur.
Bankacılık Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu'nda Yöneticilerin Sorumluluğu
Bankacılık Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu incelendiğinde, yaşanılan hukuk dışı varlık aktarımlarına karşı oldukça sert ve etkin önlemlerin alınmış olduğu görülür: Bankacılık Kanunu'na göre, kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bir bankanın faaliyetinin sona ermesi ve tasfiyesine sebep olan yöneticiler, verdikleri zararlardan şahsen sorumlu olup, bu yöneticilerin iflasına karar verilebilecektir. Aracı kurum, takas ve saklama kurumu, portföy şirketleri gibi sermaye piyasası kurumları yöneticileri için ise sorumluluk daha da ağır ve belirsizdir: Bir sermaye piyasası kurumunun mali durumunun zayıflığı nedeniyle tasfiyesine karar verilmesi durumunda, Sermaye Piyasası Kurulu, sorumluluğu bulunan yöneticilerin şahsi iflasını isteyebilecektir. Yani kanuna aykırı bir eylemi olmasa dahi sırf kötü yöneticilik, şahsi sorumluluk için yeterli görülmüştür. Sermaye Piyasası Kanunu'nda, halka açık şirketlerin mal varlıklarını aktaran yöneticiler için banka ve sermaye piyasası kurum yöneticilerine benzer şekilde şahsi iflas öngörülmüş olmasa bile, 2 yıldan 5 yıla kadar ağır hapis ve elde edilen menfaatin üç katından az olmayan bir para cezası hiç de hafif bir yaptırım olarak görülemez.
Bu durumda ABD'de, bir finansal kurumun batmasına sebep olan yöneticiye ödenen ikramiyenin geri alınıp alınmayacağı konu edilirken, Türkiye'de aynı durumdaki yöneticinin bütün mal varlığına el konulması söz konusu olabilecek demektir. Hangisinin daha iyi bir düzenleme olduğu belki tartışılabilir ama Lehman Brothers CEO'su Richard Fuld'un bu olayları Türkiye'de yaşamak istemeyeceği muhakkak.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.