CengizÇandar |
EyüpCan |
CevdetAşkın |
MeteÇubukçu |
HasanErsel |
MensurAkgün |
BarçınYinanç |
EmreErdem |
VeysiSeviğ - Bumin Doğrusöz |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
Gürültü yönetmeliği karmaşası ve Çevre Bakanlığı'nın açıklaması
19.07.2010 | Noyan Doğan | Yorum
Kimse, ister ticari çıkar, ister bir başka neden için, gürültü kirliliğinden yana olamaz. Ancak ‘vur deyince öldür' tarzı bir uygulama da olamayacağı gibi, o uygulamanın herhangi bir suiistimale de yol açmaması gerekir.Bir süredir, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu gürültü yönetmeliği üzerine ciddi tartışmalar yapılıyor. Bazı kesimler uygulamayı eleştiriyor, bazıları ise destekliyor.Geçenlerde Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan yönetmelikle ilgili detaylı bir açıklama geldi. Bakanlık, neden böyle bir yönetmeliğe ihtiyaç duyulduğunu anlatıyor. Tüm açıklamayı okudum. Bazı noktaları dikkatimi çekti. Sizlerle de paylaşayım.Bakanlık, açıklamasında, İstanbul kıyılarında yaşayanların yüzde 87'sinin gürültüden rahatsız olduğuna değinip şu görüşlere yer veriyor:"Gürültü Kirliliği Araştırması Teknik Raporu'nda belirtilen anket neticelerine göre, kıyıdaki eğlence yerlerinin çıkardığı gürültüden rahatsız olanların oranı yüzde 78, kıyıdaki yüksek sesli müzik yayınlarının çıkardığı gürültüden rahatsız olanların oranı yüzde 87, gürültü kirliliği sebebiyle ruhsal problem yaşayanların oranı yüzde 17 olarak belirlenmiştir. Bakanlığımıza yazılı, sözlü ve elektronik postalar ile gelen şikâyetlerin sayısı da gürültünün önlenmesine yönelik olarak bakanlığımızca bu çalışmaların yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır."Bakanlıktan yapılan açıklamada dikkatimi çeken bir başka hususu da paylaşayım. Şikâyetlerin internet ortamında yapılabileceğine dikkat çekilen açıklamada, "Canlı hayatı için en az hava kirliliği kadar zararlı olan gürültü kirliliği, maruz kalanlarda fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açmakta ve vatandaşlarımızı son derece rahatsız etmektedir. Vatandaşlarımızın, gerek bakanlığımıza gerekse Sayın Bakanımıza gürültü ile alakalı yoğun şikâyetleri bulunmaktadır. Bütün vatandaşlarımız, e-posta ile internet üzerinden şikâyette bulunabilecektir" deniyor.Nasıl suiistimal ediliyorDediğim gibi, Çevre Bakanlığı'nın gürültü yönetmeliği ve gerekçeleri hakkındaki açıklaması bir hayli uzun ve detaylı. Bense dikkatimi çeken birkaç noktayı buraya taşıdım.Lafı fazla uzatmayayım ve bir de karşı taraf açısından, yani bu yönetmeliğin asıl çıkış amacı olan eğlence yerleri açısından konuyu değerlendireyim. Daha doğrusu, çıkış amacı belki de gerçekten gürültü kirliliğini önlemeye yönelik olan bu uygulamanın nasıl suiistimal edildiğini ve daha da edilmeye devam edeceğinden bahsedeyim.Öncelikle şunu belirteyim... Kimse alınmasın, gücenmesin ama bu uygulama, çoğunluk çevrelerce tamamen Ak Parti hükümetinin eğlence yerlerini bitirmeye yönelik bir operasyonu olarak algılanıyor.Eğer bahse konu yer İstanbul ise elbette kıyılarda yaşayanların gürültüden rahatsız olması çok doğal. Ancak İstanbul, 15 milyon nüfustan oluşan dünyanın sayılı metropollerinden. Ve 15 milyonun yüzde 1'i bile kıyılarda yaşamıyordur. Yani, yüzde 1'lik kesimin görüşüne istinaden, koskoca bir metropolde gürültü kirliliği var demek ne kadar doğrudur; bence bu, ciddi bir tartışma konusudur.Keyfe keder cezai yaptırımlarBir başka tartışma konusu da yönetmelikle birlikte uygulanan cezai yaptırımlardır. Düşünsenize, tamamen internet ortamından yapılan asılsız ihbarlar bile cezai yaptırıma konu olabileceği gibi, cezaların uygulanış şekli de kimi zaman keyfe keder olabilmektedir. Örnekleri de var. Denetimleri yapanlar istedikleri işletmeye gidip, kendilerine göre ölçüm yapıp, herhangi bir uyarıya ya da ihtara bile mahal vermeden ceza yazabilmekteler. Hem de bu cezalar öyle ufak tefek rakamlar da değil. 30 bin TL'lere kadar çıkabiliyor.Eğer Çevre Bakanımız bilmiyorsa, bir inceleme yaptırtsın. Mahkemelerde kaç tane bu şekilde keyfe keder kesilen cezaların davaları görülmekte. Ya da kaç tane işletme asılsız ihbarlar yüzünden cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmakta.Daha ilginci de ne biliyor musunuz? Gerek İstanbul gibi metropol olsun, gerekse de sahil yörelerinde olsun, ortaya farklı uygulamalar da çıkmakta. Nasıl mı? Örnekle anlatayım. Eğlence sektörüne yönelik yatırım yapmak isteyen bir yatırımcıyı düşünün... Yatırım için gerekli tüm izin ve ruhsatları alıyor. Daha doğrusu ilgili kurum ve kuruluşlar bu izni ve ruhsatı veriyor. Yatırımcı ufak ya da büyük, yatırımını da yapıyor. Ancak aradan kısa bir süre sonra Gürültü Yönetmeliği adı altında bir yönetmelik çıkıyor ve ciddi kısıtlamalar getiriyor. Hal böyle olunca da o yatırımcının aldığı tüm izin ve ruhsatların hiçbir hükmü kalmıyor. Şimdi sorarım size... Hangi yönetmelik, kanunun üzerindedir? Eğer yönetmelikler kanunlarla tanınan hakları bertaraf ediyorsa, o zaman bu ülkede kimsenin yatırım yapmasına imkân yok demektir.Ortak platform oluşturulmalıTüm bunları nereden mi biliyorum? Gürültü Yönetmeliği karmaşası başladığından beri işletme sahipleri ile yaptığım sohbetlerden.Uzun lafın kısası... Elbette kimse gürültü kirliliğinden yana olamaz. İşin bu tarafında herhangi bir sorun yok. Ancak ‘vur deyince öldür' tarzı bir uygulama da olamayacağı gibi, o uygulamanın herhangi bir suiistimale de mahal vermemesi gerekir. Daha net şöyle ifade edeyim. Eğer bir yönetmelik çıkarılıyorsa ve bunun da adına gürültü yönetmeliği deniyorsa... O zaman gürültüden şikâyet edenlerin, işletme sahiplerinin ve bu durumu yöneten kamu kurumlarının ortak bir platformda buluşması gerekir. Eğer buluşan ortak platformun dışında hareket eden olursa işte o zaman cezai yaptırım uygulanması gerekir.Ya da tüm bunların ötesinde, "Biz eğlence sektörüne yatırım yapılmasını istemiyoruz" tarzı bir politika güdülüyorsa; ki, bu da bir tercihtir... O zaman da en baştan bu politika açıklanır. Böylece bu alana yatırım yapmak isteyenler neyle karşılaşacaklarını bilip ona göre hareket eder.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.