Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Rss Göster

Dış ilişkiler

170 bin Ermeni efsanesi

19.03.2010 | Mensur Akgün | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Okumuş ya da dinlemişsinizdir, Başbakan Erdoğan BBC'ye verdiği bir mülakatta bir kez daha Türkiye'de 170 bin Ermeni olduğunu, bunların 100 bininin Ermenistan'dan gelenler olduğunu söyledi. Büyük bir olasılıkla da Türkiye'nin ne kadar âlicenap bir ülke olduğunu vurgulamak istedi. Ama söyledikleri büyük ölçüde geri tepti ve beklediği siyasi sonucu doğurmadı.
Belli ki Başbakan da bazen Türkiye'nin ne denli değiştiğini, dünyanın ne kadar farklılaştığını anlamakta zorlanıyor. Siyasi refleksleri ile kurduğu denklemler kendisinin ve ülkesinin şöhretine zarar veriyor. Zaten tehcir ve soykırım ile suçlanan Türkiye'yi zor duruma sokuyor. Sanki aynı türden uygulamalar bugün de yapılabilirmiş gibi bir havanın doğmasına yol açıyor.
  
Umarız birileri Başbakan'a öncelikle yapılan araştırmaların Türkiye'de 100 bin Ermenistanlı Ermeninin yaşamadığını, yaşayanların ise ciddi sıkıntılar çektiğini; çocuklarını okutmakta zorlandıklarını, sağlık hizmetlerinden ve hiçbir sosyal güvenlik yardımından yararlanamadıklarını anlatır. Ermenistanlı Ermeniler ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermenilerin hiçbir şekilde aynı kefeye konmaması gerektiğini söyler.
Yine umarız o birileri insani konularda bu türden açıklamalar yapmanın geri teptiği gerçeğini Erdoğan'a aktarır. Kim bilir belki o birileri tehdit yerine iyi niyet gösterisinin daha yerinde bir strateji olacağını da belirtir. Ayrıca Başbakan'a ülkesinde yasadışı çalışan insanların sayısını bilip, tedbir almadığını söylemesinin hukuki sonuç doğurabileceğini söylemek de yararlı olabilir.
Ne de olsa burası Türkiye ve Yargıtay Başsavcısı parti kapatmak konusunda son derece hassas. Anayasa Mahkemesi de hiç fena sayılmaz. Her an, her şey parti kapatmak için delil olarak kullanılabilir. Üstelik muhalefet de bu konuya sarılıp yürütmenin yasaları uygulamak konusunda sorumluluğunu yerine getirmediğini iddia edebilir. Başkaları ise Erdoğan'ı "İttihatçılıkla" suçlayabilir.
  
Tüm bunların ötesinde ortaklık kurulacak, sorun çözülecek bir ülkeye karşı müeyyide tehdidinde bulunulması yanlış bir yaklaşımdır. Başbakan BBC gibi bir yayın kuruluşuna konuşurken Ermenistan'a çok daha yapıcı mesajlar iletebilir, 10 Ekim'de imzalanan protokollerin TBMM onayından geçmesi için beklentilerini sıralayabilirdi.
Başbakan Erdoğan, röportaj sırasında Ermenistan'ın diyaspora ipoteğinden kurtulması gerektiğini söylüyor, ama tam olarak ne beklendiğini belirtmiyor. Keşke soykırım tasarları konusunda daha açık konuşsaydı ve kaçak çalışan Ermenistan vatandaşlarını ülkeden atmakla tehdit edeceğine, 1915 yılında yaşananlardan üzüntü duyduğunu söyleseydi.
  
Böylece Türkiye büyüklüğünü göstermiş olur, sorunların tepesinden bakabildiğini ispatlardı. O zaman Başbakan'ın soykırım kararları bizi ilgilendirmiyor demesi anlam kazanırdı. Başbakan, Ermenistan ile ilişkileri isteseydi soykırım tartışmalarının ötesine taşır ve işgal altında tutulan Azeri topraklarına bağlayabilirdi.
Bu sayede Bakü'de yaptığı konuşmaya da açıklık getirirdi, protokollerin onayı ile paralel gitmesi beklenen Minsk sürecinin hızlanmasını sağlardı. Keşke ile başladık keşke ile devam edelim, yine keşke Başbakan revize edilmiş Madrid İlkeleri'nden bahsetseydi, resmi pozisyonu Ermeni muhataplarına doğru bir şekilde aktarsaydı.
Fakat ne yazık ki Başbakan Erdoğan, BBC'nin bazı sorularına eski Türkiye'nin kendisine hiç yakışmayan siyasi refleksleri ile cevap verdi. Kıbrıs konusunda sağduyulu davranırken, Ermenistan için geri tepecek bir yaklaşım sergiledi. Umarız, hepimiz gibi Başbakan da hatalarından ders çıkartıyordur...

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.