Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Rss Göster

Dünya

Sıcak paracılar devalüasyonculara karşı

19.03.2010 | Ertuğ Yaşar | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Bu topa girmezsem ölürüm vallahi!
Yıllardan bu yana Türkiye'de izlenen "sıcak para/değerli TL politikasına" karşı olduk. Bundan mutlaka ki bu politikanın sonucunun bizim kendi cebimizi etkilemesi de önemli rol oynamıştır! Çünkü iş yaşamına başladığımızdan bu yana (yani nerede ise yirmi yıldır), hep Türkiye'de üreterek ve yurtdışına satarak yaşamını sürdüren firmalarda çalıştık. Bu nedenle de uluslararası rekabet gücü bizim için her zaman çok önemli idi ve ne yazık ki sıcak para/değerli TL politikası Türk imalat sanayinin uluslararası rekabet gücünü bir anda silip atıyordu.
Sıcak para/değerli TL politikası tartışması son on beş yıldır hiç bitmedi. Bu hafta başında Milliyet'te Güngör Uras bir yazı kaleme alınca tartışma yeniden alevlendi. Güngör bey açıkçası yazısında lafını hiç sakınmamış, doğrudan "açıkları borçla değil ‘devalüasyon' ile kapatalım" diye yazmış.
Vallahi cesur bir yazı! Sadece bu yazıyı kaleme aldığınız için bile Türk finans kesimi sizi aforoz edebilir.
Yok biz Güngör bey kadar radikal düşünenlerden ve açıkları devalüasyon ile kapatalım diyenlerden değiliz. Ama karşı cephe kadar da aymaz değiliz!
Karşı cephe, yani sıcak para/değerli TL politikasını "gizlice ve çaktırmadan" savunanlar Türkiye'de o kadar güçlü ve etkinler ki… Onlara karşı çıkmak "yürek" ister! Çünkü özellikle bankalar ve finans kuruluşları, uzun yıllar boyunca (ve kısmen hala da) karlarının önemli bir kısmını sıcak para/değerli TL politikası sayesinde sağlamışlardır.
Bu hafta, daha Güngör beyin yazısının mürekkebi bile kurumadan, görüşleri kıyasıya eleştirildi. Dışsatıma dayalı ekonomik kalkınma modelinin çalışmayacağı; artık ülkelerin iç pazarlarının talebi ile büyüyecekleri geyiği akılcı bir politikaymış gibi ortaya atıldı.
İnanılacak gibi değil, ama bu bile söylendi. Yani ülkeler artık dışsatıma bağlım olarak değil de iç pazara bağlı olarak büyüyeceklermiş…
Hem de bu ne zaman söylendi biliyor musunuz? Almanya Başbakanı Merkel'in (Fransa'yı kastederek), "bazı başka ülkeler istiyorlar diye dışsatımımızın azalmasına izin veremeyiz" diye tepki verdiği hafta söylendi. Çünkü elin Almanı bile (!) ülkesinin kalkınmasının ve refahının dışsatım pazarlarından geçtiğini çok iyi biliyordu…
Türkiye'nin sıcak para/değerli TL politikası ile iç pazar talebini kullanarak kalkınabileceğini düşünen aklı evvellere saf bir sorum var. Tek bir soru, o kadar: Dünyada bu modeli (sıcak para/değerli ulusal para politikası) kullanarak kalkınmış ve refaha ulaşmış bir ülke var mı? Ancak soruya yanıt verirken kaçak oynamak ve doğal kaynakları ile zengin olmuş Suudi Arabistan, Rusya, Brezilya gibi ülkeleri saymayacaksınız.
Hodri meydan, "şu ülke sıcak para / değerli ulusal para politikası kullanarak kalkınmıştır" derseniz çok memnun olacağım.
Biz hemen tersini yapalım mı? Yani ulusal parasını görece değersiz/devalüe tutarak dışsatım gelirleri ile kalkınmış ülkeleri sayalım:
1950'lerde Almanya;
1960'larda Japonya;
1970'lerde Tayvan;
1980'lerde Güney Kore;
1990 ve 2000'lerde de Çin ve Hindistan…
Bu ülkelerin uluslararası rekabet gücüne dayanan dışsatım modeli ile kalkındığına ve hala da kalkınmakta olduğuna itirazı olan var mı?
Bu ülkelerin (belki artık Tayvan dışında) özellikle dünya imalat sanayinde tartışmasız marka olduklarına itirazı olan var mı? Kaldı ki bu ülkelerin hemen hiçbiri doğal kaynaklar ve petrol konusunda kendine bile yeterli değildir. İmalatlarının çoğunu dışarıdan ithal ettikleri doğal kaynaklar ve petrol ile yapmak zorundadırlar. Yani bizim sıcak para / değerli TL politikası savunucularının gözdesi olan "ucuz ithalat", onlar için de çok önemlidir.
Ama demek ki oluyor. Yani ulusal para değerli değil de devalüe edilmiş olursa (tabi ki sadece bu nedenle değil, mutlaka başka rekabet koşullarının da birleşmesi ile), ithalat pahalı olsa bile ülke dışsatıma dayalı bir büyüme modeli ile kalkınabiliyor.
Türkiye'de neden olmasın?

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.