SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
4C'yi hukukçular inceliyor, dava açacağız
09.02.2010 | Jale Özgentürk | Yorum
Tek Gıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel 4-C'ye karşı dava açmak için hukukçuların inceleme yaptığını söyledi.
4C'yi hukukçular inceliyor, dava açacağızAnkara'da soğuk havaya rağmen açlık grevine devam eden Tekel işçilerine hükümetin soğuk yaklaşımı sürüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın öfkesi henüz durulmuş gibi görünmüyor. Çalışma Bakanı, Maliye Bakanı da katı tutumunu sürdürüyor.Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın "İşe şeytan karıştı, hani 72 buçuk millet derler ya, Türkiye'de ne varsa, buna PKK da dahil bu işe fitne sokmaya başladı" açıklaması ise Kürt açılımı, Çingene açılımı gibi açılımlar peşindeki bir hükümetin üyesine bence hiç yakışmadı.Dün Anadolu Ajansı'nda bir haber yer aldı. Haberde 430 Tekel işçisinin 4C'ye geçtiği bilgisi yer alıyordu.Tek Gıda İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel'e bu durumu sordum. Haberin yeni olmadığını söyleyen Türkel, "Başbakan'ı, Maliye Bakanı'nı bu kadar sevindirecekse söyleyelim 2 bin arkadaş 4C'ye hemen geçsin. Burada kimse zorla eylem yapmıyor. Özgür iradeleriyle buradalar" diyor.Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'in "Sendika aidatlarından olacak. O yüzden eylem yaptırıyor" sözlerine ise çok kızgın. "Ben Tekel işçisinden aidat almıyorum. Ayrıca gittikleri işletmelerde de böyle bir işkolu yok. Yani üyem olmayacaklar. Sayın bakan Allah'tan korksun" diyen Türkel, "Bir işçi bile zorla eylem yaptırıldığını söylesin ben istifaya hazırım. Ama Sayın Bakan ispat edemezse kendisi de istifa etmeli" diyor.Bu arada Yazıcı'nın sözlerini de üzüntüyle karşılayan Türkel, "Başbakan ve bakanları devlet adamlığına yakışan sözlere davet ediyorum. Galiba dengeleri bozuldu" yorumunu yapıyor.4C'ye dava kapıdaBu arada 4C'ye karşı dava açmak için hukukçuların incelemeye başladığını söyleyen Türkel, "Ana muhalefet partisinden de Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını istedik. Bu yasa eşitliğe aykırı" diyor ve ekliyor: "Eylem yapan bir işçi bile kalsa sendika olarak yanında olacağız. Eylemlerimizi sabırla ve olgunlukla sürdüreceğiz. Tıpkı Gandi gibi davranmaya devam."Başbakan 10 bin işçi adına süren eylemlere "ideolojik" diyor. Haklı. Çünkü mücadele ideolojik. İşçiler sahip oldukları emek gücünü, işverene karşı kullanıyor.Tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi.Başbakan Erdoğan ve hükümetin bir yandan Avrupa Birliği'ne sendikal hakları genişletme sözü verirken, bu haklarını kullanan işçilere karşı bu kadar acımasız olmasını anlamak mümkün değil.Kıbrıs'ta anlaşmanın mührü sandıkça vurulacakAvrupa Birliği'nin resmi araştırma kuruluşu Eurobarometre'nin şubat ayı başında açıkladığı ankete göre Güney Kıbrıs'ta halkın yüzde 77,4'ü 2010 yılında Kıbrıs sorununun çözüleceğine ilişkin inancını kaybetti. Kuzey'de de öncelikli sorun çözüm değil ekonomi ve işsizlik olarak ortaya çıktı.Yine ankete göre Rumlar yüzde 86,3'lük bir oranla kendilerini tatmin etmeyecek bir çözümü, Kıbrıs sorununun çözümü için son fırsat olsa dahi kabul etmeyecek. Kıbrıslı Türkler ise başta ekonomi olmak üzere, ülkedeki kötü gidişin 1 yıl içinde daha kötüye gideceğine inanıyor ayrıca uluslararası kurumlara olan güven de gittikçe azalıyor.Bu arada nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ise Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmelerde zaman zaman "anlaşma tamam" zaman zaman da "çok uzaktayız" açıklamaları geliyor.Haftasonu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin eski başbakanı Ferdi Sabit Soyer, İstanbul'daydı. Küyerel Düşünce Topluluğu'nun konuğu oldu. Cumhuriyetçi Toplum Partili arkadaşları ile birlikte geldiği toplantıda son gelişmeleri anlattı. Yüzde 44.5'la geldikleri iktidarı yüzde 29.3'e düşerek neden kaybettiklerini yorumladı.Soyer'e göre iktidarı kaybetmelerinin en önemli nedeni toplumdaki bazı alışkanlıkları değiştirme çabası oldu. Kayıtdışına karşı mücadele, çeşitli alanlarda sübvansiyonların kaldırılması, verimsiz çalışma gibi konularda aldıkları kararlarla hem işçi sınıfını hem de işvereni rahatsız ettiklerini söyleyen Soyer, "Alın teri dökmeden, büyük bir ganimetin üzerine oturduk. Bu kültür insanımıza çok zarar verdi" diyor.Soyer, iktidarda iken ekonomiyi geliştirdiklerini belirtirken "Hükümete geldiğimizde bütçenin yüzde 57'sini Türkiye'den aldığımız para oluşturuyordu. İktidardan ayrılırken Türkiye'den alınan yardımın payı yüzde 12'ye düşmüştü" diye açıklıyor. Soyer, en ciddi sıkıntıyı bir sol parti olarak sendikalarla yaşadıklarını, enflasyon farkı uygulamasının sıkıntının kaynağını oluşturduğunu dile getiriyor.Soyer'in anlattıklarında tabii ki en merakla beklenen bölüm ise görüşmelerde gelinen nokta ile ilgiliydi. Soyer, Talat- Hristofyas görüşmesinde tüm temel konularda anlaşma hasıl olduğunu söylüyor ve şu bilgileri veriyor:* İki meclis olacak, senato ve temsilciler meclisi. Başkan adaylarını Kıbrıslı Türkler ve Rumlar kendi aralarında seçecek.* İki lider ilk kez bir anlaşma yaptı. Ve ilk defa Kıbrıslı bir Rum lider eşit kuruluşa imza attı. Bu önemli.* Telekomünikasyon, havacılık, tarım, eğitim gibi pek çok konuda temel anlaşmalar tamam."Uzlaşılmayan nokta hemen hemen yok" diyen Soyer'e göre Hristofyas ve partisi AKEL de kaçınılmaz olarak bu anlaşmayı imzalamak zorunda. "Çünkü artık şunun farkındaki federasyon olmazsa taksime gitme tehlikesi var" diyor.Görüşmeler konusunda önemli adımlar atıldığına inansa da Soyer, konuşmasından anladığıma göre yine de pek umutlu görünmüyor. Ve şunları ekliyor:"Federal çözümde Rum tarafında bir paranoyanın olduğunu söylemek zorundayım. Rum gençliğinin bir bölümünde milliyetçi eğilimlerin artmakta olduğunu gözlemliyoruz. Kıbrıs Rum gençliği Kilise'nin etkisi ile şovenleşiyor."Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Mon geldiğinde açıklama beklendiğini ancak Rum tarafının çekimser kaldığını da anlatan Soyer, "Rumlar çözümsüzlüğü Türk tarafına yıkmak istiyor. Bunun için de Nisan ayında Kuzey'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi önemli" diyor.Soyer'e göre halen Başbakan olan Derviş Eroğlu seçilirse bu iş çöker. Rauf Denktaş'ın bile bu nedenle farklı konuştuğunu söyleyen Soyer, "KKTC sorunu yaratan taraf olması halinde yalnızlaşır" diyor.Soyer'e göre çözümsüzlüğü savunan bu işin altından kalkamaz.Doğru... Ancak bu konuşmalar ve anket sonuçları da gösteriyor ki iki tarafta da çözüm istemeyenler baskın görünüyor.Bu gerçeği iyi anlatmak ise KKTC'lilerin asıl görevi.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.