Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Nicolas Veron
Yazara Mail Gönderin
Rss Göster

Nicolas Veron

Hükümetler piyasadan elini ne zaman çekecek

29.12.2009 | Nicolas Veron | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Birçok ülkede iki yıldan uzun bir süredir yaşanan finans kargaşası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geniş bir hükümet müdahalesini zorunlu kıldı. Acil durumlarda kamu yetkililerinin müdahalesi doğal ve birçok durumda bunun dışında başka bir seçenek zaten söz konusu değildi. Daha da ötesi, kısa süre önce başlıklara çıkan Dubai ve Yunanistan'ın durumunun ortaya koyduğu gibi, birçok ekonomide piyasaların toparlanması yerine sorunlar ve kırılganlık sürmekte ve bu durum yeni acil gelişmeleri olası kılmaktadır. Bu nedenle de daha fazla devlet müdahalesi göz ardı edilemez.
Müdahaleci eğilimin er ya da geç ne zaman sona ereceği (ve bu acil adımlardan "çıkış stratejisinin" uygulanması) ekonomistler ve siyasetçiler arasında canlı bir tartışma konusu. "Çıkış stratejisi" teriminin kökeni Vietnam Savaşı sonrası ABD askeri tartışmalarına kadar uzanıyor: Bu yaklaşım, 1980 ve 1990'larda yabancı topraklardaki her türlü askeri operasyonun bir çıkış planı olması şeklinde Amerikan doktrini olarak kabul görmeye başladı. Irak bataklığına saplanıp kalma korkusu Başkan George H.W. Bush'un 1991 yılında, Saddam Hüseyin'in büyük ölçüde yenilmiş olmasına rağmen Bağdat'ı ele geçirmeme kararında kilit faktördü.
 
Müdahale özlemi artıyor
Günümüzdeki bağlamında çıkış stratejilerine ilişkin tartışmalar daha çok, mali açıklar ve para politikaları gibi, makro-ekonomik bir boyutta ele alınma eğiliminde. Bundan daha az önemli olmayan bir başka sorun da hükümetlerin meşru bir şekilde acil duruma müdahale etmesiyle birlikte ellerinde topladıkları ihtiyari ekonomik güçle ilgilidir. Antik Roma'da diktatörler krizi çözmek için neredeyse sınırsız bir otorite ile donatılıyordu ama sadece altı ay için; bu kuralın gevşetilmesi imparatorluğun sonuna denk geldi.
Müdahaleler büyük oranda hedefine ulaştığında, ellerinde tuttukları nüfuzu geri vermek hükümetler açısından bir gereklilikten ziyade, sadece bir seçenek olacak. Kamunun tutumuna tarih ve kurumların doğasının yol gösteriyor olması nedeniyle müdahaleden geri çekilmeye başlama noktası ülkeden ülkeye değişecek. ABD'de özel girişime olan derin bağlılık nedeniyle, kamuoyu başlangıçta gerekli bulmuş olsa da federal hükümetin müdahalesinden endişeli. Bazı kamuoyu araştırmalarına göre kapitalizmin diğer tüm gelişmiş ülkelerden daha az güven duyulduğu Fransa'da, hükümet müdahalelerine yönelik üstü örtülü bir özlem söz konusu. Özel sektör şirketlerinin sahiplerinden nefret edilen Rusya'da ise bu şirketlere devlet tarafından el konulmasını birçok kişi alkışlayabilir. Britanya'da ise şu an itibariyle bir şekilde uzun süredir varlığını sürdüren liberalizm ile finansörlere yönelik kamuoyu öfkesinin bileşimini yansıtan istikrarsız bir durum söz konusu. Çin'de ise devlet her yerde, ama özel sektörün değer yarattığı da herkes açısından aşikâr.
Tartışılır olmakla birlikte, kriz daha şimdiden hükümetlerin gereğinden fazla müdahale etmelerine, durumdan yararlanmalarına ve konumlarını güçlendirmelerine yol açmış durumda. Fransa'da hükümet bir kuşak önce yaşanan ekonomik büyümeye benzer bir duruma öncülük etmek üzere bu fırsatı değerlendirmek konusunda istekli görünüyor. Bunun örnekleri arasında, özel girişim piyasasını kısmen devlet güdümüne sokan "Stratejik Yatırım Fonu"nun kurulması ve öncelik verilen şirketlere yönlendirmek üzere varlık satışlarına olan siyasi müdahaleler sayılabilir. Britanya'da, Ticaret Bakanı Peter Mandelson, Cadbury'nin yabancı bir şirkete satılmasının "Britanya hükümetinin büyük bir muhalefetiyle karşılaşacağını" belirterek, sınır ötesi şirket satın almalarındaki tarafsızlık taahhüdünü bozmuş oldu. AB düzeyinde ise özel girişim sermayesi ve hedge fonlarına yönelik cezalandırıcı yasal mevzuat girişimleri, bu kesimin son finans karmaşasındaki marjinal rollerine rağmen sürdürülmektedir.
 
Aşırı müdahale tehlikeli
Bu tür aşırı müdahaleler gelecekte ekonomik rekabet açısından tehlikelidir. Acil durumlar dışında normal zamanlar için kurallar değişmedi. Büyüme, yukarıdan aşağı hükümet direktiflerinden ziyade, çoğu kez en ideal şekilde rekabet ve yaratıcı yıkım sayesinde gerçekleşmektedir.
Bir ölçüde bono piyasaları ve Avrupa Birliği'nde ise iddialı ulus-ötesi rekabet politikaları olmak üzere bazı dış faktörler disiplini teşvik etmektedir. Ama kilit parametreler yerelle ilişkin. ABD'de Vietnam'ın ardından onlarca yıl sonra Irak ve Afganistan bir kez daha çıkış stratejilerinin önemini kanıtladı. Devlet gücünün, makro-ekonomik çıkışların ötesinde ve buna yol açan nedenler ortadan kalktığında, nasıl ve ne zaman dizginleneceği merkezi soru olmaya sürdürüyor. Bu soruya verilecek yanıt, önümüzdeki yıllarda hükümetlerin niteliği açısından temel ve son derece önemli bir sınav olacak.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.