Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

Yüzünüz kırışmasın diye kaç kişiyi kurban edersiniz

27.11.2009 | Gökçe Aytulu | Yorum

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Başlıktaki sorunun bayramla ilgisi yok. Haber, bize epey uzak bir yerden. Ama herkesi ilgilendiriyor. Birkaç gün önce Peru'da, iş bulma vaadiyle kandırdıkları insanları öldüren bir çete ele geçirildi. Cinayetler sebepsiz değildi. Çete üyeleri, öldürdükleri insanların yağlarını Avrupa'daki kozmetik şirketlerine litresi 15 bin dolardan satıyordu. Üstelik çete tam 30 yıldır benzer cinayetler işliyordu.
Cinayetlerin ortaya çıkmasının ardından, gözler bu yağları satın alan kozmetik şirketlerine çevrildi. Birkaç Avrupalı kozmetik şirketinin bu işin içinde olduğu ve soruşturulmaya başlandığı iddia edildi.
Tabii ortada bunların kozmetik devleri mi yoksa küçük çaplı şirketler mi olduğuna yönelik bir açıklama yok. Fakat, haber bu haliyle bile, kişinin kendisiyle savaşına dönen "beden" ve "yaşlanma" hakkında düşünmek için bir fırsat sunuyor.
 
Bedenin mahkûmiyeti
İzleyenler bilecektir, Chuck Palahniuk'in romanından sinemaya uyarlanan Dövüş Kulübü filminde de benzer bir olay bulunur. Filmin kahramanı Tyler Durden, plastik cerrahi atıklarını (liposuction yağlarını) toplayarak bunlardan sabun yapar. Sonra sabunları fahiş fiyattan lüks kozmetik firmalarına satar ve düzene isyanını, "onların yağını onlara satarak para kazanıyorum" sözleriyle dile getirir. "Kendi yağında kavrulmak" belki en doğru tabir değil ama ilk akla gelen..
Palahniuk'in hastalıklı zekâsına rahmet okutan Perulu çete, eğer Avrupa'nın dev şirketlerinden biriyle işbirliği yapmışsa durum Dövüş Kulübü'nü çoktan aşmış vahamette demektir. Tabii bu durumda "kozmetik firmalarını boykot edin, masum insanları koruyun" gibi idealist çıkışlar yapmak akla gelebilir. Ancak benim üzerinde durmak istediğim farklı bir nokta var.
Foucault, Lacan gibi düşünürler bedenin modern dünyada iktidarın tahakkümü altında olduğunu iddia ederler. Hatta Foucault, iktidarın buyurgan bir şekilde insanı disipline etmesiyle bedenin bir iktidar nesnesine dönüştüğünü söyler.
Bunun günümüzdeki yansıması en tipik biçimiyle "yaşlanmayla mücadele"dir. Yaşlanmanın doğal bir süreç olmaktan çıkarılarak "bir hastalık" olarak görülmeye başlanmasıyla paralel yeni bir savaş başlamıştır. Kişi artık kendisiyle savaşarak bedenini, toplumsal kabul gören ölçülerde tutmak durumundadır. Çünkü iktidar böyle dikte eder.
Artık iş arayan bir kişi, kendisinden istenen özellikler arasındaki "prezantabl" olma kriterini gerçekleştirmek üzere tıpkı arkadaşlarını kaybetmemek için "sıfır beden" olmayı göze alan genç kız gibi davranmaya mecburdur.
 
Bedensel kimlikler
Reklamlar, yaşlanmayı durduracak ve bedeni ideal ölçülerde tutacak sihirli iksirlerle doludur. Sadece kozmetiğin değil, farmakolojinin, estetik cerrahisinin, photo shop marifetiyle güzelleştirilen fotoğrafların yücelttiği "beden", artık tam anlamıyla bir savaşın ortasındadır. Öyle ki yaşlılığa ilişkin haberlerin dili bile savaş terimleriyle şekillenir. Yaşlanmaya karşı savaşta "yıllara meydan okuyanlar" kazanan taraftır. "Geçen zamana direnemeyenler" ise yıllara yenik düşmüştür.
Bu savaş aynı zamanda yeni bir kimlik yapısını da ortaya koyuyor. İnsan yaşlılıkla savaştığı ölçüde var olurken, beden bütün ulusal, dini, etnik kimlikleri "alt kimlik" haline getiriyor. Bu yeni kimliğin en geçerli olduğu zemin şüphesiz internet.
Kısa süre önce Türkiye'den de üye kabul etmeye başlayan beautifulpeople.com (Güzel İnsanlar) sitesi bunun tipik örneklerinden biri. Siteye yalnızca "güzel insanlar" üye olabiliyor. Güzellik kriteri ise üye olmak isteyen kişilerin fotoğraflarının diğer kullanıcılar tarafından yüksek oy alabilmesi.
Kimilerine ayrımcılık olarak gözükse de "Güzel İnsanlar" modern zamanların yeni kimliğinin geçerli olduğu bir zemin. Bu sebeple sitenin direktörü Türkiye'de kendisine gösterilen insanların fotoğraflarına bakarak "Bunun aramızda işi olmaz", "hımm... belki" şeklinde yorumlar yapabiliyor.
Bedenin iktidar tarafından şekillendirildiği dünyada artık "prezantabl" olmayanlar kaybetmeye mahkûm. Modern dünyanın elbirliğiyle oluşturduğu yeni kimlikler arasında ihtiyarlara yer yok. Ak sakallı bilgeler eskide kaldı. Artık hepsinin sakalları boyalı ve göz çevreleri botokslu. Sloganları ise "Göz altı torbasını aldırmayan bizden değildir".
Kimilerine acımasızca görünse de modern dünya yeni kimlikleri tedavüle sokmuş durumda. Belki de tam bu yüzden "Yüzünüz kırışmasın diye kaç kişiyi kurban edersiniz" sorusuna rakamla cevap verebilecekler bile bulunabilir.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.