SeyfettinGürsel |
ŞevketSürek |
NurDemirok |
HalitÇelikbudak |
BuminDoğrusöz |
BarçınYinanç |
NoyanDoğan |
AlexAkimoğlu |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
Koç, kâr hırslı değil ahlaklı CEO'lar yetiştirecek
17.10.2009 | Jale Özgentürk | Yorum
Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve İşletme Enstitüsü, amacı etik değerlere sahip CEO'lar yetiştirmek olan Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı'na (CEMS) dahil oldu.Türkiye'de vakıf ve kamuya ait 139 üniversite var. Ancak araştırmalara göre, dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasında bir tane bile Türk üniversitesi yok.Yani Türk üniversiteleri akademik başarıları, araştırma sayıları, öğrenci başına düşen öğretim görevlisi sayısı, kampus standartları, mezuniyet sonrası iş bulma kolaylığı gibi kriterlere göre hâlâ çok gerilerde.Son yıllarda bu konuda önemli adımlar atılıyor. Özellikle vakıf üniversiteleri eğitim kalitesini yükseltmek için çaba harcıyor. Hedefler koyuyor.16 yıllık Koç Üniversitesi de bu üniversitelerden biri. 4200 öğrencili üniversitenin 1500 öğrenci ile en büyük bölümü olan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve İşletme Enstitüsü bu konuda önemli bir adım attı. İşletme okulları ve çokuluslu şirketlerin dünya ölçeğinde stratejik bir ittifakı olan Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı'na (CEMS) dâhil oldu.CEMS, her ülkeden bir okul alıyorMerkezi Paris'te bulunan CEMS, 4 kıtadan 28 okul ve 55 şirketin birlikte oluşturduğu bir program. Financial Times, 2009 yılının en iyi programı seçmiş. Dekan Prof. Dr. Barış Tan, bu işbirliğinin ne anlama geldiğini anlattı.Tan'ın verdiği bilgilere göre CEMS, her ülkeden tek bir okul alıyor. Türkiye'den Koç Üniversitesi seçilmiş. Bu programın hedefi çok uluslu şirketlere global bakışa sahip, farklı kültürlere açık, önyargısız yöneticiler yetiştirmek.Tan, programa girecek öğrencilerin en az üç dil bilmesi gerektiğini söylüyor. Program süresince bir dönem ağda bulunan okullardan birinde eğitim görecek öğrenciler, Vodafone, HP gibi dünyanın en büyük şirketlerinde de staj olanağı elde edecekler.Tan, üniversite olarak sadece bu programla değil, tüm bölümleriyle farklı öğrenciler yetiştireceklerini belirtiyor ve bunu şöyle açıklıyor:"Bölümümüz sadece işletme bölümü değil. İnsan hakları, demokrasi, kişisel ve sosyal sorumluluk, etik değerler, uluslararası ilişkiler gibi konularda düşünen öğrencilerimiz olsun istiyoruz. Dünyanın böyle yöneticilere ihtiyacı var" diyor.Tan, 28 dilli programa Türkçeyi de dahil etmeleri için lobi yaptıklarını da söylüyor ve programa iki de çokuluslu şirket önereceklerini ekliyor. Bunlardan biri Türk şirketi olacak.Global kriz büyük oranda kâr hırsına yenik düşen CEO'ların eseri. Bu programın amacı ise etik değerlere sahip CEO'lar yetiştirmek. Kapitalizmin tartışıldığı bir dönemde büyük ihtiyaç!TMSF'den batık banka kitabı 'Raf Temizliği'Türkiye ekonomisi en büyük krizlerinden birini 1999'ların sonundan itibaren yaşadı. Yaşanan krizle birlikte zor duruma düşen 22 banka, 2000 yılında görevleri tanımlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi.2001 krizi olarak tarihe geçen bu kriz sonucu iktidar devrildi, yapılan erken seçim sonucu yılların partileri sandığa gömüldü. 2004'te iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, IMF politikalarına sahip çıktı. Reformları sürdürdü. TMSF'nin başına da Ahmet Ertürk getirildi.Hâkim ortaklarının kendi bankalarından kredi kullanması nedeniyle cep to cep, back to back gibi kendine özgü bir jargon da yaratan batış sürecinde giden para, Ertürk'ün yaptığı açıklamalara göre 47 milyar dolar. Bugüne kadar yapılan tahsilat ise 20 milyar doları bile bulmadı.9 yıllık sancılı süreçDevredildikten sonra 8'i birleştirilen, 6'sı satılan, 7'sinin de bankacılık izinlerinin iptal edilerek tasfiye edilen 22 banka için 9 yılda sancılı bir süreç yaşandı. TMSF kimi zaman sınırları zorladı, kimi zaman sübjektif davranmakla eleştirildi. Ertürk hakkında onlarca dava açıldı.İşte şimdi bu süreç kitap oluyor. TMSF'nin baskıya gönderdiği "Raflarda Temizlik" isimli kitap, batık bankaların ne kadar borçla devralındığını, ne kadar tahsilat yapıldığını anlatan alacak-tahsilat sürecinin detaylı bir bilançosu çıkarılıyor.TMSF'den aldığım bilgiye göre kitap kısa bir süre içinde yayımlanacak... Umarım teknik bir kitap olmaz, yaşanan pazarlıkları da öğreniriz!7500 deniz yıldızı öyküsüCem Boyner'in sıkça anlattığı bir hikâyeyi çok severim. "Binlerce deniz yıldızının karaya vurduğu bir kumsalda adamın biri deniz yıldızlarını denize atma çabasındaymış. Başka bir adam 'Senin bu çaban neyi değiştirecek ki' diye sormuş. O da birini denize fırlatarak, 'Bunun için çok şey değişti' demiş."Türkiye'de aile içi şiddet, taciz, töre cinayetleri ile karşı karşıya olan milyonlarca kadından 7500'ünün hayatı da tıpkı o deniz yıldızı gibi 14 yılda değişti. Türkiye'nin 12 ilinde kadınlara İnsan Hakları Eğitim Programı uygulayan Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği geçen günlerde 15'inci yılını kutlarken programın sonuçlarını da açıkladı.Kendine güvenleri arttıAldıkları eğitimle yalnızca kendilerinin değil, eş ve çocuklarının da yaşamlarını değiştiren kadınların hayatında neler değişti? İşte birkaç rakam:* Yüzde 63'ü aile içi fiziksel şiddeti, yüzde 34'ü ekonomik şiddeti tamamen sona erdirdi.* Yüzde 54'ü eğitimine yeniden başladı. Yüzde 29'u ücretli bir işte çalışmaya başladı, yüzde 13'ü kendi işini kurdu.* Yüzde 74'ünün aile içi kararlarda etkisi arttı, yüzde 82'si kendi uğraşlarına daha fazla zaman ayırmaya başladı.* Yüzde 72'sinde kocaların tutumu olumlu yönde değişti, yüzde 93'ünün kendine güveni arttı, yüzde 93'ünün çocuklarına yönelik tutumu düzeldi.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.