CengizÇandar |
EyüpCan |
CevdetAşkın |
JaleÖzgentürk |
SeyfettinGürsel |
HalukBürümcekçi |
GüvenSak |
NoyanDoğan |
VeysiSeviğ |
NurDemirok |
ŞenayAydemir |
MügeAkgün |
![]() |
![]() |
![]() |

Çok Okunanlar 
NOBEL KÂHİNİ TÜRK YAYINCI
17.10.2009 | Bahadır Özgür | Söyleşi
Nobel Edebiyat Ödülü'nü her yıl yayın piyasası heyecanla bekler. Ödül, sadece yazarına küresel bir ün ve hatırı sayılır bir maddi kazanç sağlamaz çünkü. Aynı zamanda ait olduğu ülkenin yayın piyasasına da hareketlilik katar. Öngörülü davranıp yüksek telifler ödenmeden bir zamanlar alınan yayın haklarının Nobel sayesinde bir anda kıymete binmesi, özellikle mütevazı yayınevleri için yılın piyangosu gibidir.İşte bu yıl Nobel Ödülü'nü alan Alman yazar Herta Müller de Türkiye için sürpriz oldu. Çünkü Telos Yayınları, Müller'in kitabını tam 12 sene önce, 1997'de yayımlamıştı. Telos'un kitabı şu günlerde tüm kitabevlerinin vitrinlerinde "Nobel apoletiyle" boy gösteriyor. Yayınevinin sorumlu editörü Zafer Yılmaz, satışlarında henüz abartılacak bir yükselme olmasa da en azından yatırımlarının karşılığını aldıklarını söylüyor. Yılmaz, "Kendi ülkesinde o dönem pek az kimsenin bildiği Müller'i, şair Özdemir İnce'nin çabasıyla yayımlamamız en azından prestij oldu" diyor. Oysa Batılı bir yayınevi için böyle bir başarı, marka değerinin yükselmesi ve peşi sıra gelecek dev bir reklam kampanyası demek.Benimki bir dünya rekoruAslında Türkiye, Nobel ödülleri alanında küresel yayınevlerinin bile kolay kolay yakalayamadığı bir başarıya sahip. Dünyada henüz kimsenin adını duymadığı yazarları ödül almadan önce Türkiye'de basan yayınevleri bulunuyor. Everset, Can, Gendaş, Turkuvaz bu yayınevleri arasındaki en iddialı olanlar. Türk yayıncıların başarısının arkasında ise bir isim özellikle dikkat çekiyor. Adeta Nobel'de uzmanlaşmış ve bir nevi "Nobel kâhini" olarak anılan Adnan Özer, 20 yılda editörlüğünü yaptığı hemen her yayınevine Nobelli bir edebiyatçı kazandırmış. Özer, "Belki fazla iddialı olacak ama benimki bir dünya rekorudur" diyor. Gerçekten de portföyünde büyük sürprizler var. 1986'da Nijeryalı Wole Soyinka, 1990'da Meksikalı Octavio Paz, 1998'de Portekizli Jose Saramago, 1999'da Alman Günter Grass, 2003'te Güney Afrikalı J.M. Coetzee ve 2004'te de Avusturyalı Elfriede Jelinek, Adnan Özer'in tüm yayıncıları atlatarak önceden Nobel alacağını tahmin ettiği ve telifini Türk yayınevlerine kazandırdığı yazarlar. İleride Nobel alacağını tahmin ettikleri isimlerse elbette daha kalabalık bir liste oluşturuyor.Bir yayınevi editörünün hele ki iletişim araçlarının, internetin yaygın olmadığı dönemlerde Nobel alacak yazarları bilip, düşük teliflerle yayınevine kazandırmasının pek nadir olduğunu söyleyen Özer, "Ama artık rakipsiz değilim. Türkiye'deki yayınevleri de dünya edebiyatını dikkatli takip etmeye başladılar" diyor.NOBEL'İN ŞİFRESİ NEDİRAdnan Özer, Nobel'e giden yolun bir şifresi olduğu görüşünde. Bu yol haritasını şöyle özetliyor: "Bir kere ödül Avrupa kültürüne ait. Yani Avrupa'ya yüzünü dönen, Avrupa değerlerine eğilen kişiler öne çıkar. Yazar daha önce hangi ödülleri almış, hangi üniversitelerde konferanslara katılmış. Hangi dergi ve gazetelerde söyleşileri çıkmış, nerelere davet edilmiş, bunlar önemli. Ait olduğu ülkenin siyasi sorunları nelerdir ve bu sorunlara nasıl bakıyor. Tüm bunlar Nobel'e giden yolda temel taşlar. Örneğin; Tianemen Meydanı'ndaki olaylar olmasayd Fransa'da doğmuş ve orada yaşayan Çinli Gao Xingjian'a belki de ödül vermezlerdi."ADNAN ÖZER'İN NOBEL KARNESİMARQUEZ'İ HERKES BİLİRDİ, ASIL SÜRPRİZ NİJERYALIYDI"1986'da Nobel alan Nijeryalı Wole Soyinka, şaşkınlık yarattı. Avrupa'da kimse bir Afrikalıya ödül verilmesini beklemiyordu. Bense ‘Mutlaka bir Afrikalıya verirler' diyordum. Nijerya'nın siyasi gündemi ön plandaydı. Oraya yoğunlaştım. Soyinka Avrupalı fikirlere yakındı. Ön plana çıkıyordu. Şiirlerini ilk ben yayımladım. Örneğin; Gabriel Garcia Marques'in ödül alacağını tahmin etmek zor değildi. Çünkü büyülü gerçekçilik Avrupa'yı sarmıştı. Oysa Soyinka tam bir sürprizdi."OCTAVIO PAZ'I İLK KEZ TRT EKRANINDAN AÇIKLADIM"Batı'da Nobel ödülleri eskiden beri sıkı takip edilirdi ama Türkiye'de çok az kimse ilgileniyordu. Mesela 1990'da Nobel Ödülü alan Meksikalı yazar Octavio Paz'ın adını az kişi duymuştu. Paz, Avrupa'da giderek ilgi çekiyordu. Yine de az kimse tahmin ediyordu Meksikalı yazarı. İlk kez ben ödülden birkaç yıl önce TRT'de katıldığım bir programda Paz'ın şiirlerini okudum ve edebiyatçılığı üzerine konuşma yaptım. Onun ödül alacağını televizyon ekranında tahmin ettim."SARAMAGO ÖDÜLDEN SONRA SADECE BİZE JEST YAPTI"1998'de ödül alan Portekizli Jose Saramago'yu da yine çok önce, Gendaş Kültür Yayınları'nı kurduğumda keşfettim. İspanya'ya gitmiştim. Portekiz hızla AB üyeliğine ilerliyordu. Yani ödül Portekiz'e kayıyordu. AB'ye girince hemen telif haklarını aldım. Yayınevinin sahibiyle takım elbisesine iddiaya girmiştim. Ödülden sonra Saramago bize jest yaptı. Teliflerine zam yaparken, ‘Onlar beni ilk keşfeden' diyerek bir tek bizim yayınevine zam yapmadı."GRASS SAYESİNDE SON MODEL CEP TELEFONU KAZANDIM"1999'da ödül alan Günter Grass'ı da bir iddia sonucu bildim. Gendaş Yayınları'nın sahibi dedi ki: ‘Bu yılı bildin, bari önümüzdeki seneyi de bil, onu da basalım. Bilirsen sana son model bir cep telefonu hediye ederim.' Hiç düşünmeden, ‘Grass'ın yayın hakkını alın' dedim. Yıllardır adaydı aslında. Bir türlü vermiyorlardı. Ama o yıl alacağından emindim. Ödülden sonra Frankfurt'a gittiğimde, yayıncılar telif için sıradaydı. Oysa biz çoktan ucuza almıştık bile."SIRA BİR KADINDA DEDİM, ÖDÜLÜ JELİNEK'E VERDİLER"2004'te Avusturyalı edebiyatçı Elfriede Jelinek aldı ödülü. Onu da ilk ben bildim ve telifini aldım. Uzun süredir bir kadın yazar almıyordu. Avusturya'dayken dikkatimi çekti. Cesur ve yırtıcı bir kadın yazardı. Viyana'da bayağı yükseliyordu. Nobel'in o yıl bir kadın yazara dönebileceğini tahmin ediyordum. Everest Yayınları'nı kurmuştum. Kitapları diğer dillere çevrilmemişken iki kitabını bastım. Filmi de çekilen ‘Piyanist' adlı kitabı kimse basmadan ilk biz yayımladık."YAYINEVİ BENİ DİNLEMEDİ COETZEE'Yİ ELİNDEN KAÇIRDI"Son isabetli tahminimse 2003'te oldu. O dönem yine Nobel'in Afrika'ya verileceğini düşünüyordum. Öne çıkan isimse Güney Afrikalı yazar J.M. Coetzee idi. O dönemde ben başka bir yayınevinde editör olarak çalışıyordum. Şimdi Can Yayınları'nda bulunan ama o yıllarda Doğan Kitap'ta yönetici olan bir arkadaşımla sohbet ederken, 'Bu yılki Nobel'i J.M. Coetzee alacak. Mutlaka yayın haklarını alın' diye yazıp verdim. Ama ihmal etmişler. Altı ay sonra Coetzee'nin Nobel aldığı açıklandı."CAN YAYINLARI, 29 NOBELLİ YAZARLA LİDERTürkiye'nin Nobelli yazar zenginlerinden Can Yayınları, bugüne kadar 29 Nobelli yazarı portföyüne katmış. Yayınevinin editörü Faruk Duman, nitelikli bir edebiyat hedefiyle kurulduklarını ve bu tür prestijli ödülleri kazanan yazarları dünyanın her tarafından izlediklerini belirtti. Almanya, İngiltere, Fransa'ya özel ekipleri olduğunu söyleyen Duman, bu editörlerin gönderdiği raporları yayın kurulunun incelediğini ve ardından seçmeler yaptıklarını ifade etti. Can'ın son yayımladığı Nobelli yazar ise Adnan Özer'in keşfettiği Güney Afrikalı J.M. Coetzee.
NOBEL KAZANDIRIYORNobelli yazarlar yayınevlerine de kazandırıyor. 1998'de ödülü alan Jose Saramago, Portekiz dışında neredeyse satmazken, Nobel sonrası hem Türkiye'de hem de Avrupa'da liste başı olmuştu. Saramago hala en çok satanlar arasında. 2006'da Nobel alan Orhan Pamuk'un ödülden sonra çıkardığı Masumiyet Müzesi, sadece ilk ayında 100 binlik bir tiraj yakaladı ve kitap yıl sonuna kadar 3 milyon liraya yakın bir ciro yaptı. Yine 1999'da ödül alan Günter Grass'ın Teneke Trampet'i dünyada en çok satanlar arasında.
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.