Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->
Müge Akgün
Yazara Mail Gönderin
Rss Göster

Müge Akgün

Öğretmenliğim en büyük eserim, gerisi teferruat

09.09.2009 | Müge Akgün | Haber
Öğretmenliğim en büyük eserim, gerisi teferruat

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), sonbaharı 11. Uluslararası İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak çok önemli ve kapsamlı bir sergiyle karşılıyor. "Joseph Beuys ve Öğrencileri-Deutsche Bank Koleksiyonu'ndan Seçmeler" başlıklı sergi Türkiye'de 100. yılını kutlayan Deutsche Bank'ın işbirliğiyle düzenlenmiş.
Tarih ağırlıklı sergiler yapan SSM, bu kez dünyada çağdaş sanatın öncülerinden biri kabul edilen Alman sanatçı Joseph Beuys'ü bizlere daha yakından tanıtıyor.
Serginin küratörlüğünü, Deutsche Bank Sanat Global Başkanı Friedhelm Hütte ile Sanat Eleştirmeni Ahu Antmen üstlenmiş. Sergide Beuys'un kağıt üzerinde gerçekleştirdiği çalışmaların yanı sıra, bugün her biri çok ünlü birer sanatçı olan Peter Angermann, Lothar Baumgarten, Walter Dahn, Felix Droese, Imi Giese, Jörg Immendorff, Anselm Kiefer, Imi Knoebel, Inge Mahn, Ulrich Meister, Meuser, Blinky Palermo, Katharina Sieverding ve Norbert Tadeusz'un desen, fotoğraf ve baskıları yer alıyor.
"Sanat İşe Yarar" sloganıyla 30 yıldır sanat eserleri toplayan Deutsche Bank'ın elinde büyük bir Joseph Beuys koleksiyonu var. Özellikle de 10 binin üzerinde olan desen çalışmalarının bir çoğuna sahipler.
SSM Müdürü Nazan Ölçer'in de vurguladığı gibi Almanya çağdaş sanatta ayrı bir yere sahip. Savaşların toplumları dağıtmasına şehirlerin yerle bir olmasına şahit olmuş bir ülke. O zaman çok genç olan ve savaşa katılan Beuys de o yıkıma duyduğu tepkinin getirdiği bir siyasi duruşa ve bu duruşun etkilediği sanat anlayışına sahip. Onu ve çağdaşlarını silahsızlanma, dünya politikası, çevre, doğa çok ilgilendiriyor. Bu sergide de onun aktivist, eğitimci ve sanatçı özelliklerini yansıtmaya çalışmışlar.
Serginin küratörü Ahu Antmen, bu çok yönlü sanatçının eğitimci yönüne ağırlık verdiklerini söylüyor. "Öğretmenliğim en büyük eserimdir. Gerisi teferruattır" diyen Beuys, bu süreci hayatının tümüne yaymış. 1961'den okuldan çıkarıldığı 1972'ye kadar, Düsseldorf Sanat Akademisi'nde 300'den fazla öğrenci yetiştirmiş.
 
İşini iyi yapan herkes sanatçıdır
1961'de Alman Öğrenci partisini kurmuş. Aktivist yönü çok ön planda olan Beuys, zaten tüm hayatını sanatı olarak tanımlıyor. Ve bir adım daha ileri giderek "İşini iyi yapan, yaratıcı olan herkes aslında sanatçıdır" diyor. Ve yaşamı boyunca açtığı kişisel sergilerin sayısı 130. Sanatsal arayışlarından bağımsız, kendini bir eğitimci olarak gören Beuys, öğrencilerini de kendi yollarını bulmaya teşvik etmesiyle ünlü. Çünkü neredeyse hiçbir öğrencisi onun sanatsal anlamda takipçisi değil, hepsi farklı eğilimleri temsil ediyor. Hepsinin en büyük ortak noktası politik duruşları ve idealleri olması. 1968 ruhunu yansıtıyorlar ve tümü de 1970 sonrası Alman sanatının en önemli temsilcileri.
Beuys ve öğrencilerinin 350'nin üzerinde yapıtını bir arada sunarak, sanatçının 1960'lardan itibaren sanat ortamını nasıl etkilediğini gözler önüne seren sergi adeta İstanbul Bienali öncesi bir ön okuma niteliğinde. Çağdaş sanatın bugün durduğu noktayı anlamaya katkısı büyük olan bu sergi kaçırılmamalı. Hatta Bienal mekânlarını dolaşmaya başlamadan önce gidilmeli.
 
 
Doğrudan demokrasi için otobüs: Omnibüs
1 Kasım'a dek sürecek sergi sırasında konferanslar yapılıyor, belgeseller gösteriliyor. Ama en ilginç etkinlik Beuys'ün doğrudan demokrasi misyonu çerçevesinde oluşturulan Omnibus'ün 21-25 Ekim tarihleri arasında İstanbul'a gelmesi ve 24 Ekim'de müzede olması.
"Democracy in Motion- Hareket Halinde Demokrasi" ise Atina Goethe Enstitüsü'nün girişimiyle başlayan ve 2 ay sürecek bir sanatsal eylemin adı. "Doğrudan Demokrasi İçin OMNİBUS", 10 hafta boyunca Zagreb, Saraybosna, Sofya, Üsküp, Selanik, Atina, İstanbul, Bükreş, Belgrad'daki Goethe Enstitüleri'ne uğruyor.
 
Omnibüs nedir
20. yüzyıl sanat dünyasına damgasını vuran ve onu değiştirmeyi başaran Joseph Beuysiçin her şeyin ölçüsü insandı. Yaratıcılığın insanın en önemli özelliklerinden biri olduğundan yola çıkarak, genişletilmiş sanat kavramını geliştirdi. Bu kavrama göre sanat, estetik boyutun ötesine geçerek kültür, doğa ve toplumsal yapılarla da ilgilenmeliydi. Beuys, "Doğrudan Demokrasi ve Halk Oylaması İçin Örgüt"ü kurarak, "toplumsal plastik" adını verdiği yeni toplum ütopyasına uygun bir yapı yaratmayı hedefledi. 
Beuys'un ölümünden kısa bir süre sonra, 1987 yılında, onun misyonunu sürdürmek isteyen bir grup insan bir araya gelerek "Doğrudan Demokrasi için OMNİBUS" u oluşturdu. Grup; Documenta 8'den başlayarak OMNİBUS ile öncelikle Almanya içinde seyahat etti ve Beuys'un izinden giderek insanlarla iletişime geçti, onlarla sohbet etti.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.