Referans Gazetesi

İLİŞKİLİ KATEGORİLER

Yukarı Aşağı

 

-->

Türkiye'nin NATO çıkışı AB sürecini zora sokabilir

06.04.2009 | N. Aslı Tekinay | Haber
Türkiyenin NATO çıkışı AB sürecini zora sokabilir

ARAÇLAR

  • Yorum Yaz yorum yaz
  • Favorilerime Ekle favorilerime ekle
  • Yazdır haberi yazdır
  • Arkadaşıma Gönder arkadaşıma gonder
  • Yazı BoyutuKüçült & Büyült
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki "One minute" çıkışının ardından Türkiye, geçen hafta sonunda gerçekleşen NATO Zirvesi'nde de yeni bir krize imza attı. Danimarka'da bir yayın organında yer alan Hz. Muhammed karikatürlerine "ifade özgürlüğü" diyerek sahip çıkan ve İslam dünyasının büyük tepkisini alan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO genel sekreterliğine karşı çıkan Türkiye'nin ikna edimesi süreci dünya gündeminin baş köşesine oturdu. Türkiye, ABD Başkanı Barack Obama'nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesinin ve verilen bazı sözlerin ardından Rasmussen'in genel sekreterliğini onayladı. Rasmussen'in ilk adım olarak bugün İstanbul'da başlayacak "Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı 2. Forumu"nda konuşma yaparak İslam dünyasından karikatür krizi için özür dilemesi bekleniyor.
Cumartesi günü büyük pazarlıkların ardından Obama'nın garantörlüğünde ikna edilen Türkiye bir başka krizi de AB Komisyonu üyesi Olli Rehn'in çıkışıyla yaşadı. Rehn, tartışmalar sürerken Finlandiya'da, bir televizyon kanalına verdiği demeçte "Türkiye, çok beğenilen Rasmussen'i desteklemeyerek hata yapıyor" dedi ve Ankara'nın tavrının, Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini ileri sürdü. Rehn bir de "Bu durumda, AB üyesi ülkeler ve AB vatandaşları, ifade özgürlüğü gibi değerler konusunda Türkiye'nin uyum düzeyini sorgulayacaklar" yorumunu yapınca ipler kopma noktasına geldi, Cumhurbaşkanı Gül Rehn'in sözlerini sert şekilde eleştirdi.
Referans'a NATO Zİrvesi'nde yaşanan gelişmmeleri değerlendiren Avrupa Birliği (AB) Uzmanı Cengiz Aktar, yaşanan krizi Türkiye'nin AB üyeliği süreci açısından olumsuz bulurken, "Türkiye Avrupa'yı sürekli karşısına alarak, kendisine düşman ederek AB ile müzakere edecekse, hiç etmesin daha iyi" yorumunu yaptı. Eski Büyükelçi İlter Türkmen ise "Kesip atmak çok zordu, bunu kabul etmek gerekiyor. Bu şartlar altında NATO'yu bloke etmek ittifak için pek parlak olmayacaktı. Zannediyorum ki iyi bir uzlaşma bulundu" şeklinde konuştu. ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı da, Türkiye'nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı ile iki ayrı mesaj verdiğini, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının "Tamam biz seni engelleyemeyiz ama burnunu da sürteriz" anlamına geldiğini belirtti.
 
Cengiz Aktar-AB Uzmanı
 
TÜRKİYE AVRUPALI GİBİ DAVRANMADI
 
Cuma ve cumartesi günü yaşananlar Türkiye'nin AB üyeliği süreci açısından gayet olumsuz. Türkiye, Fransa ve Almanya'nın evsahipliğinde yapılan NATO Zirvesi'nde 60. Yıl Kutlamaları'na gölge düşürdü. NATO'nun genel sekreteri hep Avrupalıdır. Türkiye burada bir Avrupalı gibi davranmadı, Avrupa'nın adayına karşı çıkmış oldu. Ayrıca Olli Rehn'e Türkiye'yi ifade özgürlüğünü hiçe sayan bir ülke olarak tanımlama fırsatı verdi. "Ben Obama'nın garantisini aldım" diyerek Avrupa'yı bir kez daha küçümsedi. Bu nedenle yaşananlar, Avrupa ile olan ilişkiler açısından tam bir faciadır. Bir de bu kadar uğraşmaya rağmen sonunda Rasmussen yine seçildi ve Türkiye'nin dediği olmadı. Türkiye Avrupa'yı sürekli karşısına alarak, kendisine düşman ederek AB ile müzakere edecekse, hiç etmesin daha iyi. Türkiye ABD'nin itelemesiyle, devreye girmesiyle başka yerlerde tavizler kopararak mücadele edeceksek bu bir yere varmaz.
Ayrıca, Türkiye kendisini, genel itibariyle Batılı kurumlar içinde ilk defa bu kadar açık bir şekilde İslam dininin temsilcisi konumuna soktu. Bu çok önemli ve yeni bir tutum. Bunların, özellikle AB üyeliğimiz açısından, bir bedeli olacaktır.
NATO'da stratejik bir mesaj vardı; Rasmussen'in kişiliğinin, yeni Afganistan-Pakistan planına uygun olmayacağı meselesi. Bu mesaj yeterince vurgulanamadı. Dini bir kisveyle ortaya çıkmamız büyük talihsizlik. İfade özgürlüğünü de hiçe saydı Türkiye. Son olarak bir boyutu NATO'nun şimdiki genel sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'in seçimi sırasında da Erdoğan Başbakan'dı. Ama aynı hassasiyeti o zaman göstermedi. Jaap de Hoop Scheffer o dönemde Hollanda'nın dışişleri bakanıydı ve Hollanda da ırkçı bir siyasetçi ile İslam karşıtı bir sinemacı vardı ama Scheffer'den özür dilenmesi istenmedi.
 
 
İlter Türkmen-Eski Büyükelçi
 
MÜSLÜMAN ÜLKELER SES ÇIKARMADI
 
Kesip atmak çok zordu, bunu kabul etmek gerekiyor. Sadece AB değil ABD de Rasmussen'i istiyordu. Bence yanlış bir seçimdi ama Rasmussen'in seçilmesi için gayret sarfediyorlardı. Bu şartlar altında NATO'yu bloke etmek ittifak için pek parlak olmayacaktı. Zannediyorum ki iyi bir uzlaşma bulundu. Rasmussen gelecek, bugün başlayan Medeniyetler İttifakı toplantısında bir nevi özür dileyecek. Bunu bir şekilde yapacak, herhalde bir formülünü bulur. Roj TV'nin kapatılması için yargıda bir girişim başlatacak. NATO'da bir genel sekreter yardımcısı, önemli bir dairenin genel müdürü Türk olacak, askeri makamlardan biri Türk generaline verilecek, NATO'nun Afganistan'daki siyasi temsilcisi Hikmet Çetin gibi yine bir Türk olacak. Bunlar elbette fena şeyler değil. Ama kim kazandı dememek gerek, ittifak kazandı, NATO bir krizden kurtuldu, herkes sorumlulukla hareket etti. Türkiye de böyle yaptı. Diplomaside en güzel şey uzlaşıdır.
Türkiye'nin itirazlarının bir nedeni de duyduğuma göre Müslüman ülkelerden Rasmussen'i istemediklerine dair gelen telefonlar olmuş. Ama kendileri seslerini çıkarmayıp Türkiye'yi öne sürdüler. Pekala Afganistan Devlet Başkanı da "bu hassas bir konu" diyebilirdi. Onlar açıkça bir şey söylemedikten sonra bizim ısrar etmemiz ne kadar doğru olurdu bilemiyorum. Ama Türkiye'nin itiraz için Roj TV gibi bir nedeni daha vardı. Göreceğiz ne ölçüde bu hedeflerin karşılanacağını. NATO'da Türklerin temsilci olması sözleri yerine getirilir çünkü bunlar ABD'nin elinde olan şeyler. NATO içinde onun sözü geçiyor, garanti verdiyse yapar. Ama AB üyelik sürecinde daha esnek davranılması konusunda ise Avrupalıların ne yapacaklarını göreceğiz.
 
Prof. Dr. Hüseyin Bağcı-ODTÜ
 
İÇ POLİTİKA AÇISINDAN BAŞARILI
 
Türkiye Başbakanı ve Cumhurbaşkanı ile iki ayrı mesaj verdi. Ama sonuçta NATO'nun genel sekreter seçiminde engellenmesi mümkün değil. Bu iç politika açısından başarılıdır. Olli Rehn'in açıklaması Türkiye'de hoş karşılanmadı. NATO işiyle AB işini aynı kefeye koymak pek akıllı bir yaklaşım değil. Ama Cumhurbaşkanı'nın tavrı yerinde bir tavırdır. Başbakan'ın açıklamaları ise "Tamam biz seni engelleyemeyiz ama burnunu da sürteriz" anlamına gelir. Sadece Rasmussen'e değil bundan sonra gelecek olan NATO genel sekreteri adaylarına da verilen bir erken uyarı mesajıdır. Çünkü İslam dünyası ile ilgili radikal hareketler hemen bitecek değil. Rasmussen'in görev süresi dolduğunda yeni birisi seçilecek. Bu Avrupa'nın küçük ülkelerinden birinden olursa daha dikkatli olmak zorundalar. Erdoğan'ın tavrı bence yerinde bir girişim ama Rasmussen'in genel sekreterliğini engelleyemeyeceğini de söylemiştim. Türkiye açısından bakıldığında NATO içinde Yunanistan ve Güney Kıbrıs'a da bir mesaj verildi. Obama'nın Türkiye'ye gelecek olması da daha güçlü bir mesaj. Obama'dan garanti alınması daha da iyi.
AB ve NATO farklı platformlar ve her platformun kendisine özgü yöntemleri var. Türkiye kamuoyunda AB üyeliği sürecine olumsuz etki yapacak bir gelişme oldu. Olli Rehn'in açıklaması bence gereksizdi. NATO'yu AB ile bağdaştırmak anlamlı değil. Türkiye'nin AB üyeliği için kimse kesin bir tarih veremiyor. Dolayısıyla içinde olmadığımız bir şeyin bize etkisi fazla olmaz ama NATO'nun içindeyiz ve etkimiz var. Türkiye için eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir. NATO elimizdeki serçe, AB ise damdaki güvercin ve yakalayıp yakalayamayacağımızı bilemiyorum.
 
 
 
 
RASMUSSEN ONAYI NE GETİRDİ
* NATO Genel Sekreter Yardımcıları'ndan biri Türk olacak.
* Bu Türk, aynı zamanda NATO Genel Sekreteri'nin vekili olacak.
* NATO'nun Afganistan Temsilciliği'nin yanı sıra NATO'nun komuta kademesinde Türk askeri de bulunacak.
* Rasmussen, İslam dünyasından özür dileyecek ve Roj TV'nin kapatılması için girişimleri başlatacak.

* Rasmussen, İstanbul'da yapacağı özür konuşmasında PKK'ya ve teröre karşı açık tavrını da ifade edecek.

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Referans Gazetesi veya referansgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.